Felsefe vs Düşünmek

Yazar Hakkında: İhsan KUTLU

Dil Üzerine

“Dil varlığın evidir”. Varlık sadece dildir. Eşya dildir. Her şey ifadedir. Hal,...
Devamını Oku

Bilindik bir felsefe tanımı felsefeyi “yolda olmak” olarak tarif eder. Buradan saf ve gündelik bir faaliyet olarak felsefe anlayışına ulaşılabileceği gibi felsefenin çok özel bir yol olduğu kanaati de hâsıl olabilir. Ancak felsefeyi özel bir yol olarak görmek, onu fildişi kulelere hapsetmektir. Maalesef ders kitaplarından öğrenilen felsefe, fildişi kulelerinden oturup etrafa buyruklar savuran tipleri önümüze filozof diye sunmaktadır.

Maksadım felsefeyi savunmak ya da bu anlama gelecek şeyler söylemek değildir. Maksadım her zaman herkesin içinde yeşerecek tohumların canlı kalmasıdır. Çünkü bazen bir tesadüf sizi en bilge kişi yapabileceği gibi; bir sırra da matuf kılabilir. Bir sır bazen bir masalda gizli de olabilir.

Basitlik ve sıradanlık özel bir tercih olarak gerçekleşmediği durumda gerçekten basitlik ve sıradanlıktır. Aksi durumda, “basitlik felsefesi” diye bir felsefe yine fildişi kulelerin felsefesidir. Bu yüzden bir masal gerçek felsefe olma ihtimalini bünyesinde barındırır.

Lafı dolandırdım. Özünde şunu demeye çalışıyorum; içinde yaşadığımız dünya ve gittiğimiz yol, kendi felsefemizi ördüğümüz yoldur. Bunun için fildişi kulelere gerek yoktur. Bir masalın “saçma”lığı ya da gündelik bir ânın “basit”liği felsefe için yeterlidir. Her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğu dünyada romantik bir tavırla, özel çabalarla ve (yapay) gösterilerle sergilenen felsefeye gerek yoktur. İşte bu noktada, koca koca kitaplarda felsefe diye anlatılan şeyi bir tarafa koyarak esaslı bir düşünme halini kendimize eksen kılabiliriz. Filozof ile düşünür arasında da böyle bir ayrıma gidebiliriz. Düşünmeyi kendi tekellerine alan felsefecilerin (filozofların) aksine basitlikler içerisinde düşünmeye kendimizi açabiliriz. Belki böylelikle “düşünmek şükretmektir” ifadesindeki anlamı da yakalayabiliriz.

Metin (text) ve tekstil arasındaki bağlantıya dikkat çeken bir alıntıyla tamamlamak gerekirse metnimizi örmekteyiz. Ördüğümüz kendi metnimiz. Yazılan kendi hikâyemiz. Kendi kon-tekstimizde kendimizi gerçekleştirmemize şahit oluyoruz. Ötede sorulacak olan da bu şehadet değil mi zaten?

Ne kadar düşündük ve ne kadar şükrettik?

Bu içeriğin etiketleri
, , , , , ,
Yazar Hakkında: İhsan KUTLU

Dil Üzerine

“Dil varlığın evidir”. Varlık sadece dildir. Eşya dildir. Her şey ifadedir. Hal,...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir