Karanlığa Mesafe Koymak

Yazar Hakkında: Mehmet İlhan ŞAHİN

“Gel Gönül Gurbete Düşme”

Zindan değil, bir kuyu… Atılmış olmasan da bir sebeple düşmüşsün. Ruhun bedeninden...
Devamını Oku

Çığlık çığlığa gürültünün görünmez ilmeklerle ördüğü bir kafes…

Fiskos sesleri haykırışı sustur mu? Susturuyor! Keyiften dört köşe olmuşların attığı kahkahalar iniltileri boğuyor. Övgüler sövgülere, yergiler yüceltmelere karışıyor. Öyle bir gürültü ki kan sıçratan hızarların seslerini bastırıyor. Tüm gürültüyü çıkartan insan hançeresi! Sıkılı yumruklar ve dişler ona destek çıkıyor. Gürültüyle mest olmuş kulaklar da masum değil. Mücrim kulakları taşıyan başlar ise uğultunun cazibesine kapılmış çakır keyif dönmekteler. Gürültüden muzdarip olanlar, ki onlar da nadirattan, patlarcasına zonkluyor. Gürültüden sağır olmamak için parmakların delercesine tıkadığı kulaklar, temiz ağızlardan çıkacak değerli bir ses, güzel bir söz arıyor.

Katmer katmer karanlığın katranla boyadığı bir gökyüzü…

Parlak renkler beyazı karartır mı? Karartıyor! Işıl ışıl levhaların yönlendirdiği simsiyah çıkmaz sokaklara akın var. Kalabalığın karartısı arasından havai fişekler atılıyor. Ellerde isli meşaleler, ayaklarda yüksek ökçeli ve cilalı kunduralarla fener alayları geçiyor. Her köşe başında isyan pankartları sallanıyor. Parlak ekranlarla dolu meydanlarda yakılan lastiklerin dumanı şehri boğuyor. Şişesi ise bulanmış şampanyalar patlatılıyor, kadehler tokuşturuluyor. Çarşı tezgah pırıl pırıl; vücutlar, akıllar ve ruhlar satılıyor. Yüzler kararmış, bazısı kızıla çalıyor. Çeneleri ve yanakları ışıl ışıl parlıyor. Daha çok parlasın diye için yüzler dört bir yandan oluk oluk akan kirli sularla yıkanıyor. Vücutlar yanardöner kumaşlara, kafalar dumana bürünmüş. Buz gibi ışıkların kamaştırdığı gözler kör bakıyor. Nereye baksan ışık, ne yöne dönsen karanlık. Parıltıdan yorgun beyinler havale geçiririyor. Yumulmaktan küçülmüş gözler, ki onlar da nadirattan, gökyüzüne dönüyor, yürek ısıtacak, yol adınlatacak bir hüzme ışık arıyor.

Gürültü ve karanlık girdabının ortasında kalarak, dibe batmadan sükûta ve aydınlığa ermek ne mümkün! Sonunda gürültü sağır eder, karanlıksa gözleri mühürler.

Çare duvar örmek değil. Duvar tecrittir, edilgenliğe rıza göstermektir. Yalnızca gürültü ve karanlıktan değil, arayıştaki kulaklardan ve gözlerden de saklanmaktır. Oysa güneş saklananların değil, açıkta duranların üstüne doğar.

Çare terk etmek değil. Terk korkup kaçmaktır; üstüne çöken karanlığın bileğini öpüp tabanları yağlamaktır. Karanlıktan kaçan, başka bir karanlığa sığınır. Oysa güneş karanlıklar arasında bocalayanların değil, cesaretle dimdik ayakta duranların üstüne doğar.

Ortasında kalıp dibine batmak, duvar örüp tecrit olmak veya korkakça terk etmek çare değil! Çare, debdebeli gürültüye ve ürpertici karanlığa sırtını dönerek vakur bir biçimde mesafe koymaktır. Zira mesafe koymak beri olmanın, tavır almanın göstergesidir. Ortasında değil ama yanı başında durarak karanlığa tehdit olmaktır. Üstelik de arayıştaki gözlere ve kulaklara görünür ve duyulur kalarak umut olmaktır.

Bu içeriğin etiketleri
, , , , , ,
Yazar Hakkında: Mehmet İlhan ŞAHİN

“Gel Gönül Gurbete Düşme”

Zindan değil, bir kuyu… Atılmış olmasan da bir sebeple düşmüşsün. Ruhun bedeninden...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir