Kendi İçime Mektuplar-Saklı Bahçe

Yazar Hakkında: Esra Özger BOZLAĞAN

Kendi İçime Mektuplar-Saklı Bahçe

Sevgili Ben, Ne zamandır yazmaya fırsatım olmamıştı. Seni unuttum sanıp da gönül...
Devamını Oku

Sevgili Ben,

Ne zamandır yazmaya fırsatım olmamıştı. Seni unuttum sanıp da gönül koymayasın sakın. Sadece insanın kimi zaman kendinden bile uzaklaşmak, yalnız kalmak istediği dönemler olabiliyor. Kaçıp saklanmak istedim ben de. Hem kaçmak hem saklanmak. Hiç değilse bir süreliğine. Buna sen şımarıklık diyebilirsin ama değil inan ki. Sadece bir tür arınma ihtiyacı diyelim. Peki, nerede miydim şimdiye dek? Merak ettiğini biliyorum Sevgili Ben. Bilmeye hakkın var elbette. Ama bak ne düşündüm. Nerede olduğumu sana söylemekle yetinmeyip seni oraya götüreceğim. Baştan söyleyeyim nazlanmak yok. Hem sana da en az bana olduğu kadar iyi geleceğini düşünüyorum. İyice meraklandın değil mi? Aslına bakarsan senin de gayet iyi bildiğin, tanıdık bir yere gidiyoruz. Saklı arka bahçemize, çocukluğumuza.

Sen ne zamandır uğramıyorsun buraya değil mi? Değişen hiç bir şey yok inan. Güneş hep sımsıcak, tam tepeden bizi seyrediyor. Kafanı her kaldırıp baktığında göreceksin gülümsemesini. Ağaçlar desen, hepsi yerli yerinde. Bak mesela şurada, kalın, sağlam kollarına salıncak yaptığımız yaşlı dut ağacı. Hatırladın mı? Sen dut kurusunu pek severdin. Ninem de her sene mevsiminde onları bir güzel toplar, tertemiz bezler arasında kurutur sana yollardı. “Kuzucuğumun elleri, ayakları üşümesin, kan olsun, can olsun” derdi. Seni çok severdi. Bir de güllerini. Bak işte oradalar. Duvarın kenarında, boydan boya pembe, has güller. Dedem toplardı da şerbet yapardık. Ninem güllerin kendine has baygın kokusuna, kat kat kadifemsi görüntüsüne ne methiyeler dizerdi de şerbetinden bir yudum içmezdi. “İçerim bir tuhaf oluyor”derdi. Ah canım benim! O da dedem de buradalar işte. Oturma odasının penceresinden el sallıyorlar bize, görüyor musun?Köşedeki kayısı ağacını işaret ediyorlar. Meyveye durmuş koca ağaç, yerinde nasıl da genişledikçe genişlemiş. Cömertçe kollarını ta bahçe duvarından dışarı uzatmış taliplerini bekliyor. Çıkalım dallarına patlayıncaya kadar yiyelim diyeceğim de sen ağaca çıkamazsın ki. Hay Allah! Ama bak burada seveceğin bir şey var. Ayaklarının tam dibinde, hatta üzerine basıyorsun şu an. Dalga geçmiyorum yahu! Çamurdan bahsediyorum. Ne çabuk unuttun! En sevdiğimiz oyun bu değil miydi seninle? Saatlerce değişik değişik ürünler yapar dururduk. Ta ki ellerimiz çatlayıp acıyana kadar. Oysa şimdi o kadar kolay olmuyor hayata şekil vermek. Hem ne kadar şekil vermeye çalışsan da tutmuyor, tutsa da kurumuyor. Kurusa bile çabucak kırılıyor, dağılıyor emek verdiklerimiz.  Dünya üzerinde sağlam duran yegâne yerse burası. O nedenle benim için çok kıymetli. Yıkılmayan ve yıkılmayacak bir kale adeta. Maskelenmiş suratlardan, hayatlardan, gereksiz hırs ve ihtiraslardan kaçıp saklandığım bir liman. Tüm gerçekliğim burada benim. Hepsini, çocuk masumiyetiyle burada saklıyorum. Ürkmesinler diye tozlarını bile almıyorum. Unutmuyorum hiç. Annemin mırıldandığı türküleri mesela. Türkülere karışan eski dikiş makinesinin tıkırtılı sesini. Babamla öttürdüğümüz düdüklü su testilerini. Balkon sefalarındaki çay kaşığı şıkırtılarını. Bardakların dibindebiriken kahkahaları. Sonra kolonya kokulu bayram sabahlarını. Özene bezene topladığımız şekerleri. Acıkınca içine ekmek doğrayıp yediğimiz sıcak, şekerli sütün benzersiz lezzetini. Radyoda dinlenen ajans haberlerini, dedemin dingin ve tok sesiyle ezber ettiğimiz şiirleri. Düğünleri, dernekleri,samimiyetin sindiği keyifleri, hüzünleri. Hepsini sakladım buraya. Arka bahçeme. Dedim ya, naftalinleyip tek tek, özenle koydum her bir anıyı yerli yerine. Ne eksik ne bir fazla.

Şimdi, al sen de bu güzel bahçeyi katla koy cebine. Ne zaman ihtiyaç duysan, sıkılsan, bunalsan çıkar koy önüne. Dinle, tat,kokla, seyret. Sana bahşedeceği gücü keşfet. Unutma burası bizim çocukluğumuz. Şairin de dediği gibi hayatımızın şiir kısmı. Gerisiyse bu mektup gibi düz yazı.

Sevgiler.

Kendin

Yazar Hakkında: Esra Özger BOZLAĞAN

Kendi İçime Mektuplar-Saklı Bahçe

Sevgili Ben, Ne zamandır yazmaya fırsatım olmamıştı. Seni unuttum sanıp da gönül...
Devamını Oku

1 Comment

  • Şahane bir yazı olmuş. İnsanı dinginleyen, sakinleştiren sade bir anlatım. Tebrik ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir