Kuyular Ve Taşlar

Yazar Hakkında: İhsan KUTLU

Felsefe vs Düşünmek

Bilindik bir felsefe tanımı felsefeyi “yolda olmak” olarak tarif eder. Buradan saf...
Devamını Oku
İhsan Kutlu

Kelimelerini yanlış hatırlıyor olabilirim ama Aliya’nın şöyle bir sözü vardı: “Sarhoşlar topluluğunda ayık kişi anormaldir.” Deliliğe ilişkin bir yazıda bu sözün önemi normal – anormal ayrımındandır. Normalin normalliğini belirlemek; haliyle de bazısına anormal demek anlamına gelir.

Daha önceki yazılardan birinde sınır çizmekten bahsetmiştik. İşte tam da burada yeni bir sınır çizme faaliyetiyle karşı karşıyayız. Normaller anormallerin sınırını çiziyor. Başka bir açıdansa kendine sınır çizip kendi alanında kalanlara normal diyor. Dışarıda bıraktıklarını ise anormal olarak niteleyip sınır ihlali yapmaması konusunda uyarıyor.

***

Sosyolojik veya tarihsel bilgilerle konuyu akademik bir tarafa çekmek niyetinde değilim. Ama konuyla akademik olarak ilgilenenler yakın dönem Fransız düşünürüne bir göz atabilirler. (İlgililer zaten kim olduğunu tahmin etmişlerdir. İlgili olmayanlar da zaten bakmayacaktır.) Ya da sosyolojik olarak damga ve etiketleme konusunu araştıranlar daha derinlemesine bir vukufiyete sahip olabileceklerdir.

Sosyolojide “tipler” oluşturmak ve insanları belli kategorilere yerleştirmek yaygın bir gelenektir. Biz de bundan mahrum etmeyelim kendimizi. “Deli” de aslında bir toplumsal tiptir denilebilir. Fakat bu tip herkesin kendine göre ayrıdır. Benim deli dediğime başka yerde özel bir iltifat gösterilip el üstünde tutulabilir.

Deliler özeldir. Uç tiplerdir. Sınırları zorlayanlardır bir yönüyle. Sınır tanımayanlardır belki de. Tanımadıkları şey sınırlar olduğu için sınırları koyanlar onlara pek de iyi gözle bakmazlar. En nihayetinde sınır ihlali egemenlik ihlalidir. Ve egemenlik ihlali pek hoşnut edici değildir.

Delilere ‘hasta bunlar’ denilip; durumlarını tıbbileştirip; üzerimizdeki yükü tıbba havale edebiliriz. Tıp onların gereğini yapacaktır. Ve böylelikle sınırlar korunabilir.

Her şeye ilaç bulmaya çalışan tıpçılarımız delilik için de bir ilaç bulmuşlardır diye tahmin ediyorum. (IQ ölçme meselesine hiç girmiyorum bile…)

***

İnsan düşünen bir hayvandır deyip; insan olmayı düşünmeye indirgediğimizde; düşünemeyenlerin durumu soru işaretli halde kalacaktır. Konumuzla ilgili olarak burada problem şudur: Deliler düşünebilir mi? Eğer düşünemiyorlarsa onlar insan değil midir? Deliler de düşünüyorlar ama onlar doğru düşünmüyorlar demeyin sakın. Çünkü bu, şu anlama gelir: Doğru düşünmeyen herkes delidir. Bu durumda deli olmayan kim kalır ki? Bir gün içerisinde bile belki birkaç kişiyi doğru düşünmemekle itham ederken de bu söylediğimi hatırlayın.

***

Deliliğin zıddı akıllılık mıdır? “Akıl akılsızlara gerektir.” cümlesini nasıl anlayacağız peki?

***

Deliliği akla izafe ederek tanımlıyorsak yani delilik aklın azlığı ise; bunu tersi yolla da düşünebilmemiz için önümüzde bir engel yok. Belki aslında hepimiz deliyiz. Daha az deli olanlarımıza akıllı diyoruz.

***

Gerçeklikle bağın kalmadığı durum olarak delilik… Peki ama gerçeklik denilen şey bir kurgudan ibaretse ve bu kurgu içinde her şey yerli yerindeyse hangi delilikten söz edebiliriz ki? Don Quijote için nasıl deli diyeceğiz? Herkesin yel değirmeni diye gördüğü şeyi “kahraman”ımız başka bir gözle görüyorsa bu onun deliliğinden midir?

***

Delilik ve dahilik arasındaki çizgiden bahsedilir. Dahiler bizim gibi sıradan insanların göremediklerini görürler ya da bir şeyi başka bir dille ifade edebilirler. Şanslıysa başkalarını inandırırlar ve o zaman dahi olurlar. Yok, şanslı değillerse deli olurlar.

***

Herkes kuyuya taş atsa kuyu dolar ve kapanır. Birileri atacak ve diğerleri çıkarmaya çalışacak. Kuyuya taş atmak mevcut kurgularımızdaki sınırları zorlamaktır. Her bir kuyu gerçeklik kurgumuzun bir parçasıdır. Deliler o kuyuları hedef alırlar. Gerekirse yeni kuyular açarlar. Akıllı ve normal olanlarımız kurgularımızın bekçiliğini yaparlar.

Şöyle de düşünülebilir belki; bir deli bir kuyudan bir taşı çıkartsa; kırk akıllı o taşı kuyuya geri atmaya çalışır.

Yani asıl mesele delilerin kuyuları taşlaması mı; yoksa akıllıların taşı çıkartmaya çalışması mı? Ya da tam tersine delilerin kuyudan taşları çıkartması mı; yoksa akıllıların o taşları kuyuya geri doldurma çabası mı?

Kuyular; akıllılar, deliler ve taşlarla imtihan altında.

Yazar Hakkında: İhsan KUTLU

Felsefe vs Düşünmek

Bilindik bir felsefe tanımı felsefeyi “yolda olmak” olarak tarif eder. Buradan saf...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir