SEYR-İ ALEM

Yazar Hakkında: Semra AYDIN

SEYR-İ ALEM

Dünya iç geçirir mi? İnceden kalbinden etine, etinden kalbine batan boşluğunu çok...
Devamını Oku

Dünya iç geçirir mi? İnceden kalbinden etine, etinden kalbine batan boşluğunu çok iyi bildiği bir sızıyla inler mi? Alın kırışığımızda saklanan dünyadan bahsetmiyorum. Bu yer küre güçsüz değil gücenik, yüzyıllar boyu döner mi?

Sürekli bir çatışma ile var olan yatışmaz iki muhaliftir gece ve gündüz. Yıllardır söylenegelen kocaman bir yalan, dünyanın muhteşem bir düzenle döndüğü… Görünür bir düzeni yok bu koca gezegenin. Sahip olduğum ve emin olduğum tek gerçek nefesimin düzeni. Alıp vermelerin verip almaların adil oldu tek coğrafya ise göğüs kafesim. Ve bu coğrafyanın dağlarını, denizlerini, karanlık çukurlarını, dehlizlerini kuyularını, ovalarını ve gökyüzünü en iyi ben bilirim. Göğüs kafesimde sakladığım o sabırsız kuşu ise anca geceleri salıveririm özgürce uçsun diye.

Gün boyu katrana bulanmış kanatlarını açıp gecenin karanlığında uçuverir, gece kuşu. Gündüzün yıprattığı dünyaları onaran uykuların üzerinde geçer, sokakları sünger gibi çeken odaların içinden geçip eşiklerin soğuk taşlarının üstünden atlar. Gecenin sonsuz karasına karışır. Bir kuşun kanadı gökyüzüne çevirir karanlık odaları. Sokak lambalarının dans eden ışıklarını ve diğer coğrafyalara karışmayı çok sever geceleri. Odaların sırlı aynalarının önünde oturur, bu aynalardan diğerlerini izler. Yalnızlığın ve tek başına kalmışların izlerini takip eder uzun uzun. Akılları uyurken bedenleri kekemeye dönenlere bakar. Karşısında durduğu aynaların sırları ne kadar kalınsa gördükleri de o denli netleşir. Uykulu bedenlerin sohbet eden ruhlarını, diş gıcırtılarını, horultularını dinler. Ağzından esen rüzgarları susturmaya çalışan bedenlerin savaşına tanık olur. Alınlarından inen damlaları, sıkılan avuçları, döndükçe kırışan çarşafları izler. Karşısında durduğu ayna buğulandıkça hohlayıp hohlayıp siler acısını. Kirpiğine takılan geçmiş zaman tortularından arınır. Dünyaya açılan iki büyük kapıya bakar. İnsana bahşedilen bu büyük mucizeye tanıklık etmenin hazzıyla takınır kanatlarına gece düşlerini, gündüz uykularını ve yeniden havalanıverir.

Dağlarda gamzelenirken gün ışığı, yeniden döner ait olduğu coğrafyaya. Kentin en kalabalık sokaklarından geçerek hayata gülümser. Gecenin sessizliği yerini sabahın kalabalıklığına bırakınca en güvenli yerde olduğuna emindir çünkü. Göz bebeklerinde başlayıp kanatlarında bitirdiği ayini sonlanmıştır. Son bir şarkı söyleyerek konuverir bahar dalına. Nietzsche Salaome’yi bu kadar seviyorsa, Karacoğlan geçtiyse bu topraklardan ve Shakespeare bulduysa trajedinin anavatanını o halde; acıdan damıtılmış yaşama sevinci, sen her daim güzel, büyük ve değerlisin.

Bu içeriğin etiketleri
, , , , , , ,
Yazar Hakkında: Semra AYDIN

SEYR-İ ALEM

Dünya iç geçirir mi? İnceden kalbinden etine, etinden kalbine batan boşluğunu çok...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir