Fark Eden Olmadı
Hem elinin hem yüzünün teri bardak dibi gibi olmuş gözlüklerini kirletmişti. Kafasını tamamen saran şapkanın bunaltmışlığı da, pazarın çıkışında güneşle yarışıyordu. Aldığı tek şey…
Hem elinin hem yüzünün teri bardak dibi gibi olmuş gözlüklerini kirletmişti. Kafasını tamamen saran şapkanın bunaltmışlığı da, pazarın çıkışında güneşle yarışıyordu. Aldığı tek şey…
ve bir ahşap kapı önümde her yanı mıhlanmış birbirine kirişine alfabeyi bitiren z harfiyle sarılmış ve benim yolumda bu kapıda sırlanmış …
Yağmur altında dolaşırken kendi ormanım şemsiye olmuştu sırılsıklam olan tenime. Yeşil kozalakların keskin kokusu başımı döndürüyordu. Adımlarımı nereye atsam çizmelerim kayıyordu, otlar, çamurlar, kayalar…
Zilin çalmasıyla dersten nasıl çıktığımı, hiç hatırlamıyorum. Arkadaşlarımdan biri topu aldı, diğeri sınıf kapısını açtı, montları giymeye vakit harcamamak için çıkarmamıştık bile. Günlerdir yağan…
Sabah alarmını yıllar önce ayarlamıştı, pek değiştirmezdi de zaten her sabah o çalmadan uyanmış olurdu. Kaygıyı yenmeyi öğrenme işinin üstesinden geleli bir hayli olmuştu….
Sıcaktım, soğudum ve şekil aldım. Kocamandım, kırıldım ve parçalara ayrıldım. Birçok hayvan gördüm, üzerimden geldi geçti. Ne çok bitki sardı sarmaladı dört bir yanımı….
Bu armut ağacı olsa olsa on yaşındaydı, çok da büyük değildi. Sonbaharda, yani bu mevsimde, başka başka hallere bürünür; bir günü bir gününü tutmazdı….
Turuncu güneş, dağların arasından kendini yayarak toprağa doğru süzülmekteydi. Uzunca bir süredir onu ve manzarayı izliyordum. Sıkılmış mıydım, birbirinden güzel renkler mi hoşuma gitmişti,…
Beş tarafı ahşap raflarla çevrilmiş halde sıra sıra dizilmişlerin arasındayım, yorgun, eskimiş ama hala eksiksiz yaprak yaprak… Kimisi çizdi, kimisi tarih attı, kimisi günlerce…
Bütün pencereler dibine kadar kapalıydı ruhu gibi kapkara perdelerle. Günler geçmişti kimseyi görmeyeli, bir nefes ses duymayalı. Neydi onu kaçıran, neydi evden çıkartmak istemeyen…