Badem Çiçeği

Yazar Hakkında: Semra AYDIN

Yaşam Manifestosu I

Yaşamak en büyük manifestoydu, ölüm coğrafyasında. … Gün kızıllığının atlas gökyüzünü allı...
Devamını Oku

Ne bir bayram sabahıydı çocuğun elindeki şeker, ne de bir kadının gözlerindeki buğuydu sevda. Camlara asılı ilanlara günlerdir yürümenin yorgunluğu değildi adamın bacağındaki sızı.

Ve bir bebeğin ak sütüne benzemiyordu adalet.

Çiçekdağı, kıtlık kıran verandalar, çağla dökmez bahçeler değildi ayaz. Annelerin yemenisine işlenmiş allı morlu yapraklar gibi gelen baharlarla, göçen turnaların kanatlarından damlamıyordu güz soğukları.

Ve alnının çatına vuran pazarlıksız, kınsız bir rüzgarı tanımıyordu ki dökülen mısralar.

Bıçakla sökülmüş bir dal parçası, yaprağındaki çiyi donmuş bir yonca, söğüdü kurumuş salkım saçak, fitil tutmaz yaraların türküsüydü emekçinin dudağından dökülen yarım yamalak duyulan o ezgi.

Ve bir ayağı uzaydayken, diğer ayağı balçıklara bata çıka yürüyen, gözleri bağlı bir insanın akşam dönüşü elindeki gazeteden dökülen harfler kadar silikti zihni.

Ne atom fiziği, ne katıksız ekmek, ne yerçekimi ne de akşam pazarı için doğuyordu güneş. Ayva tüylü çilleri yüzünde yarının çocukları için dönüyor dünya. Kuşların dilindeki su hatırına, akşam sabah doğacak bebeler sevdasına, bir gülün titreyen yaprağı uğruna dönüyordu.

Ve Güneş, mavi atlas yorganı çekiyorsa atsız pusatsız boş meydanlar üstüne, aynalarda azalan sesler duyulmaya başlıyorsa, Bolu Dağları’ndan gelen çam kokusu Köroğlu’nun ter kokusuna karışsın diyeydi.

Her yerinden öptüğüm çocuğum, öyle kırık bakma bana. Bak neler uğruna dönüyor Dünya.  Kaldır başını gökyüzüne bak. Akıtma gönlünün yaşını, gözünden öpecek bir yer bırak. Genişliyor gönlüm sen cam misketler gibi baktıkça, deliren sevdam bir kısrak oluyor gün doğumunda, bir isyanın kelepçelenmiş resmi oluyor parmaklarımız.

Yüzünde badem çiçekleri, saçlarında toprak, sevdiğim o kavganın güzelliği yavrum. Düşünce acıyan kanayan dizini daha bir sev bugün. Daha bir merhamet et kendine.  Yaralarının kabuğu olmasa nasıl anlardın ki yaşadığını. Konduğun dalları sev, köklerini saldığın toprağı sev, havasına kanıp göçtüğün göğü sev. Nafile olsa da kanat çırpışını sev, diren, dayan…

Ve Unutma

Bin kez de budansa dalların, bin kez de bulansa toprağın yine seveceğim seni. Suyun ayakları ayaklarına değerken, sabahları türküler söyleyeceğiz aynı telden. Gün batımı yağmalansa, bir eliyle mezarlar da kazılsa kavgalar uğruna, leylaklarla ve menekşelerle geleceğim sana. Yüreğimde imgelerle konuşarak, dağlarda direnen çiçeklerle koşacağım sana.

Yazar Hakkında: Semra AYDIN

Yaşam Manifestosu I

Yaşamak en büyük manifestoydu, ölüm coğrafyasında. … Gün kızıllığının atlas gökyüzünü allı...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir