İtiraf Ediyorum

Yazar Hakkında: H. Neşe KOÇAK

Hüzünlü Hikayeler

Hüzünlü hikayedir eski bir eşyanın söyledikleri. Atmaya kıyamadığım sayısız eşya, kimine göre...
Devamını Oku

İki karanlık ve soğuk kış günü geçti üzerinden. Önce fırtına esti bir gün boyunca. Sisi, kiri, bulutları, dallarda tutunmaya çalışan son kuru yaprakları dağıttı. Sonra iki gün ince, fakat sürekli yağdı.

İki karanlık ve soğuk kış günü geçti üzerinden. Hala etkisindeyim. Neden sus pus oldu yine dilim? Üşüyorum, içim titriyor, o günde titremişti ellerim, bacaklarım, dudaklarım, saç tellerim de titremiştir belki.

Bir saat oturdum karşısında ağlayarak. Burada işte tam bu koltukta.  Küf yeşili kadife olan. Ne severim küf yeşilini. O zaman da konuşmamıştım da öfkeden koltukları ateşe vermiştim. Maviydi yanmadan önce, cam göbeği mavi. Bütün renkleri severdim ben. En ço maviyi. Şu çiçek, karşımda bana gülen, toprak saksının içindeki bebek gözyaşı. Arap saçı da diyorlar. Koyu yeşil, ince narin, tüy kadar hafif. Bir ucundan neredeyse masaya değmiş. Duvarları yağlı boyalı, yerleri marley kaplı, mutfağı ışıklığa bakan evleri hatırlatır bana. Sabun kokan, naftalin kokan eski evleri. Ziline basınca çığlık çığlığa bir kanarya öter. Bir tek zillerde sevmem kanaryaları. O gün, onun karanlık yüzüne bakmamak için çiçeğin, kıvır kıvır minik yeşil yapraklarına dikmiştim gözümü.

Neden cevap vermedim sanki. Ahhh bu ben! Ağlıyordum veremezdim ki. Ben özneyim, nesne değilim demek istedim halbuki. Ağzımı açamazdım. Hıçkırıklar boğazımdan kusar gibi çıkacaktı biliyordum. Hem çok soğuktu, içim titriyordu.

Bütün suçlamalarını kabul ediyorum diyecektim. Mücadeleyi bırakıyorum. Bunca yıldır öğrenemediğim vazifelerim. Beceriksizliklerim, görmezden gelişlerim. Hep eksik kalan, hep hatalı, hep cezalı… Hep ben…

Elini havada gördüm bir an. Vurdun mu bana hatırlamıyorum. Acımadı üzülme. Bebek gözyaşı,  halının üstünde, toprak ve yaprak karışımıydı son gördüğümde. Ben de halının üstüne uzanmıştım boylu boyunca. Uzun uzun baktım solgun yüzüme. Darmadağınık saçlarıma. Titreyen bedenime. Kana bulanmış elbiseme. Almayı ne çok istemiştim bu elbiseyi. Koyu renk, kasvetli kıyafetlerin yanında nasıl da heyecanla duruyordu. İsyankar ve sıradışıydı. “Evet işte bu!” demiştim.

Gözlerim yarı açıktı, ya da yarı kapalı. Ağlamaktan kızarmış ve şişmişti.  Ben gözyaşlarını silah olarak kullanmadım hiç. Sen öyle inandın. Güçlü bir kadın olmayı çok istedim, ama olamadım affet.

Bıçağı elimden kim aldı bilmiyorum. Ucundan kan damlıyordu. Kötü bir niyetim yoktu. Sadece, sadece yıllar boyunca içimde biriken suçlamalardan kurtulmak istemiştim. Yüzlerce, binlerce itham akıp gitti kanımla beraber. Sakinleştim. Tatlı bir uyuşukluk kapladı her yanımı. Dibe, en dibe, dünyanın merkezine doğru çekiliyordum.

Herkesi ve kendimi rahatlatmak adına söylüyorum; itiraf ediyorum, ben yaptım bütün kötülükleri, ahlaksızlıkları, bütün çocukları ben öldürdüm. Bütün ormanları yaktım. Denizleri bulandırdım. Şehirleri kana buladım. Gökyüzünden yıldızları söktüm birer birer. Gözümü bile kırpmadım. İçim titremedi.

Yeni bir gün doğdu. Belki de son gün. Şimdi kapı gıcırdayarak açılır. Gelip alırlar beni. Burası çok soğuk. Üşüyorum. Başka ölüler de üşüyor olmalı.

Yazar Hakkında: H. Neşe KOÇAK

Hüzünlü Hikayeler

Hüzünlü hikayedir eski bir eşyanın söyledikleri. Atmaya kıyamadığım sayısız eşya, kimine göre...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir