Şapkada Kalan

Yazar Hakkında: Ahmet KIRMACI

Kısaca

Merhaba… Çok uzun zaman oldu. Yazdı, sonbahardı derken şimdi kış… Bahanem çok...
Devamını Oku

“Hiiiç.” Bana ne yapıyorsun dediklerinde en çok kullandığım kelime. Esas olanı anlatmak çok zor çünkü her zaman. Nasıl da hızla geçiyor günler. Farkında mısın tam dört sene geçmiş üstünden.

Ne var ne yok, nasılsın hiç bilmiyorum. Gelmiyorsun da artık sebepsiz. Bir açıklama yapmak da mı zor, aslında bir işaretin bile yeterdi seni beklemem için. Düşündüm de hep böyleyiz senle biz. Çoktan alıştım bir varız bir yokuzlara. Sadece aralıklarla görüşebiliyoruz. Bazen gece bazen gündüz, bazen de hüzünlü bir gecede aynı gökyüzüyüz. En güzeli de o değil mi? Peki ya habersiz gelmelerine ne demeli? Nasıl heyecan kaplıyor içimi bilsen, geldiğini duyduğumda. Ne var ne yoksa kenara atıp, bütün sesleri, herkesi susturup bir tek seni dinliyorum saygı duruşunda. Öyle cömertsin ki, geldiğinde odam dolup taşıyor, dudaklarıma bir sürü güzel söz karışıyor. Davetsiz geliyorsun desem de nazlı bir misafirsin aslında. Davet edilmeyi bekliyorsun sessizce. Sahi en son ne zaman gelmiştin? Oturup saydım da ayları, soğuk bir kış günüydü en son, oysa şimdi yaz; buraları görsen kışı özlersin inan. Sen de özler misin beni hiç bilmem. Ne garip değil mi bilmeden beklemek? Sana bunları yazarken belki de hiç cevap alamayacağımı bilmek. Yazmak güzel şey yine de. Hafifliyor insan, kuş olup uçuyor sanki. Hiç neden yokken, masmavi oluyor her yer. Koca bir hiç belki de? Sebebi yok sorma hiç.

Sahi az önce yazıma ara vermeden bir yudum sütlü kahvemden içtim de aklıma geldi. Kahve sevip sevmediğini bile bilmiyorum daha. Şiddetinle gelip mutlu edip gidersin sadece. Şarkı yazdırırsın en çok, bazen şiir, bazen de bir ressam olursun parmaklarımda. Biliyorsun ben yazarken hep ağlatır ellerim kağıtları, okurken görürsün sen de bazı yerleri buruş buruş, kırış kırış, kurumuş. Biliyorsun ben yazarken her seferinde üzerinden geçiyorum harflerin, kelimelerin, onların üstüne bastırmak için değil solak olduğum için. Siyah ediyorum beyazı, her yeri, sen de olmasan simsiyah her şey biliyorsun.

Beni merak edeceksin belki de ama yine de sormayacaksın biliyorum. Her gelişinde olduğu gibi beni konuşturacaksın suspus olup da. Geldiğinde yine şarkı söyleyeceğiz biraz biliyorum. Daha çok gelsen? Bilmiyorum belki de gelsen bu kadar değerli olur muydu buluşmalarımız?

Bazen soruyorlar:

“-Ne var ne yok?”

“-Hiç” diyorum. Gerçekten hiç mi bir şey yok değişen? Yoksa var mı yeni bir şeyler?Bazen çok zor cevap vermek. Kocaman bir hiç mi yani sen yokken her şey? Sahi kimsin sen? Nerden çıkıp geliyorsun, gittiğin kaldığın yerler nereler, geçtiğin yollar nereler?  Bir hiç yüzünden mi bütün bunlar. Bu kadar mı basit aslında olanlar? Birdenbire ve kendiliğinden mi? Yoksa bilmediğimiz bir gizem mi bu?

Her şarkıda bir sen,

her şarkı biraz eksik sen gelmesen.

Farkında mısın tam dört sene geçmiş üstünden o şarkıyı ilk yazalı. Bir söz eksik, bir nota fazla; belki de bilerek,belki de tekrar geri dönüp tamamlamak için şapkada kalanları.

Ne büyük sihirbazsın sen, hiçbir şey yokken tam da sırası gelmişken, en güzel şarkıları çıkarırsın şapkandan. Git ama yine gel…

 

Bu içeriğin etiketleri
, , , , , , ,
Yazar Hakkında: Ahmet KIRMACI

Kısaca

Merhaba… Çok uzun zaman oldu. Yazdı, sonbahardı derken şimdi kış… Bahanem çok...
Devamını Oku