Gökkuşağı
“Hissetmek ne renktir?” diye sormuştu Fernando Pessoa arkadaşına gönderdiği bir mektupta. Ben de soruyorum şimdi; hangi renkti bizi ele geçiren tonlarıyla? Yoksa tüm renklerin…
“Hissetmek ne renktir?” diye sormuştu Fernando Pessoa arkadaşına gönderdiği bir mektupta. Ben de soruyorum şimdi; hangi renkti bizi ele geçiren tonlarıyla? Yoksa tüm renklerin…
“İhtiyaç” denildiğinde aklıma ilk olarak Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi geliyor: Barınma, güvenlik, sevgi, aidiyet, saygı ve kendini gerçekleştirme… Yıllar geçtikçe anlıyorum ki bu piramidin sınırları…
“Şairin şiiri bir gün geçip gider: Sonsuzlukta, kimsesiz kala kala savrulup toz olur. Dünyadan göçüp gitmeden önce bizlere yüreğin ve bilincin örsünde dövdüğü dizeler…
Gözlerini kapattı kendini kulaklığından gelen o eski nağmeye vermek için. “Bana esmeyi anlat” diyordu… Nasıl da severdi, tüm kasetlerini almıştı. O zamanlar telefon denen…
Ağırlığı ile baş başa kaldığı sokakta, düşünceleri başının üstünde duman halindeydi, geceye karışıyordu uzaktan bakanın bile fark edebileceği uyuşmuşluğu. Hava da güzeldi aslında yazdan…
Dünyanın varoluşundan bu yana su, yaşamın en kadim dostu olmuştur. Suyun yolculuğu yaşam ile başlar. Akışı bazen durgundur, bazen şiddetli ama daima yolunda devam…
Şimdi sizlere, arabamın bakımı için sabahın ilk ışıklarıyla sanayide geçirdiğim yarım saati ve oradan çıkıp durakta otobüs beklerken gördüklerimi dümdüz anlatsam ne kolay olurdu….
Sevgili şair, şiirimiz günden güne bir çıkmazın içine giriyor. İçten içe yüreğimizi ısıtan, bize yalnız olmadığımızı hissettiren, direnç gösterebilen, değiştirme gücü taşıyan şiirimiz son…
Son günlerde kendime sık sık şu soruları soruyorum. “Kim okuyor şiir? Kim okuyor şiirimi? Hangi şair abiler hangi acemi şairleri, hangi sevdiklerim hangi şairleri…
Nasılsın insan? Merak ediyorum. Dünyaya ilk geldiğinde ne bekliyordun? Sevilmek mi? Güvende hissetmek mi? Belki sadece nefes almak istedin, biraz huzur, biraz da anlam….