Dilin Tozudur Zaman

Yazar Hakkında: Pencere Dergi Arşiv

Unutuluşun Çöplüğü

Gözlerinde bir yabancı vardı şimdi. Kırk beş yıl boyunca her gün baktığı,...
Devamını Oku

“Şairin şiiri bir gün geçip gider: Sonsuzlukta, kimsesiz kala kala savrulup toz olur. Dünyadan göçüp gitmeden önce bizlere yüreğin ve bilincin örsünde dövdüğü dizeler verir. Zeytin gibidir şair:

Kırıldıkça tatlanır yüreğinin acı(yan)ları.”

Bu sözleri söylediğimde, sevgili Ali Erkan Güneri abim şöyle dedi:

“Savrulup toz olan şiir değildir be kardeş; şiirse yaşar yüzyıllar boyunca. Toz olmuş mudur Erzurumlu Emrah’ın dizeleri ya da Yunus’un?.. Ezberinde kaç Nazım Hikmet var? Ötesini sevdim be şair kardeş…”

Bir süre düşündüm söylediklerini. Aradan geçen kısacık zamanda, sözlerimin ardındaki düşüncem değişmişti. Yazının varlığı, içerik olarak değişmese de barındırdığı anlam bende yeni düşünce kapıları açmıştı. Bu konuda hemen yazmak istedim. Elime kalemi aldım, derinliğime bir selam vererek dalgın başladım yazmaya:

Türkçenin çok anlamlı yanını seviyorum. Neden mi? Bazen, zihnimizde yansıyan ile yazılan arasında algı farkları olabiliyor. Bu bir zenginlik midir, yoksa bir karmaşa mı? Yazınsal sanatlarda bu soruna karşı ucu açık, özgür duran tür galiba şiir. Öykü, roman, deneme gibi yazın türlerinde cümlenin dil bilgisi kuralları içindeki bütünlüğü olmazsa olmaz; ancak şiirin tavrı ve konumlandığı yer burada ayrılıyor.

Peki, şiire sunulan bu özgürlük alanı iyi bir şey mi? Ucu açık cümleler, türetilen kelimeler, dil bilgisini yok saymak… Uçarı, hayalperest bir düşle kurulan düşünce sisteminin kime, neye faydası var?

İnsanların büyük bir çoğunluğu, tuhaf bir biçimde sanattan uzak duruyor. Özellikle yazınsal sanatın bu konudaki payı çok büyük; şiirinse daha da fazla.

Kapitalizme bu noktada hakkını vermek gerek; işini iyi yapıyor. İnsanı günden güne yalnızlaştırmakla kalmıyor, bunu yaparken sanatla olan bağını da koparıyor. Çünkü biliyor ki sanat, insanlar arasındaki kolektif bağı güçlendirir. Onu düşünsel olarak geliştirmekle kalmaz, örgütlü ve bilinçli bir toplumun kurulmasına da öncülük eder. Sanatçı, kimi zaman ürettikleriyle yalnızlığa kimi zaman da karanlığa çekilse de yaratısı; ışığa ihtiyaç duyan, gün doğumunu karşılamaya istekli insanlarla doludur.

Geçenlerde sevgili üstat Hayrettin Geçkin’e ithaf ettiğim bir şiir yazdım. Şiiri okuduktan sonra şöyle dedi:

“Cemil, seni neden geç tanıdım? Örneğin çok daha önce doğabilirdin. Yaşıt olabilirdik… Aynı yerlerde, aynı kentlerde… Her söyleşimize şiir karıştırırdık… Ya da ben geç doğsaydım… Aynı yerlerde, aynı kentlerde sözcük avına çıksaydık… Güzel dünyalar düşlerdik… Güzel insanlarla düşüp kalkardık… Çok teşekkür ediyorum…”

Bir cevap yazmalıydım; içinde ‘güzel’ diyerekten eksik kalmış hissettiğini yüreğinden alıp götüren bir şeyler. Şöyle dedim o an:

“Üstadım, biz bir bebeğin rüyasındayız, sevildikçe yaşıtsız, unuttun mu yoksa? :)”

Kapitalizmin bir zayıf karnı var dostlar. Evet, o zamanımızı çalıyor; ancak hâlâ insanın yazındaki duygu ve düş gücünü ele geçirebilecek kadar güçlü değil. İyi hissetmek ve bazen ruhu yenilemek için olağandışı düşünmek yeterlidir; çünkü sanatçı bir zaman yolcusudur. Bile isteye zamanı büker: Geleceğin alternatifini kurar, şimdiyi yeniden örgütler, geçmişe daha farklı bakış açıları kazandırır. Sanatın ve özellikle de şiirin sömürü sistemine karşı anarşist yanı bu nedenle var. Dilin sınırlarını kurcalamak, rahatsız etmek; geçmişi anlamak, şimdiyi özgür kılmak ve geleceği büyütmek için önemli.

Hiçbir şeye geç kalmadığımıza eminim bundan. Geç de gelmedik bu dünyaya. Zaman denen şeytan aklımızı çelmeyi iyi biliyor. Oysa zaman hissetmektir. Bizler, yüzyıllar geçse de dostun attığı bir tek gül ile yaralanan dizelerde, onların anlatılarında yaşayacağız insani duyguları. Duyarlılık ile duygusallık arasında gide gele kurduğumuz bu evrende, aynı zamanda yaşayamasak bile sonsuza dek ortak hatıralarda toz olacağız. Dilin tozudur zaman.

Sorumu tekrar yineliyorum dostlarım. Şiirin kime, neye faydası var?

1
1
Bu içeriğin etiketleri
, , , , ,
Yazar Hakkında: Pencere Dergi Arşiv

Unutuluşun Çöplüğü

Gözlerinde bir yabancı vardı şimdi. Kırk beş yıl boyunca her gün baktığı,...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir