Ayazda Kalmamak

Yazar Hakkında: Salih Murat GÜRBÜZ

Gök Uçurum Eşiğinde

Görülmemiş rüyalarım oldu benim. Uykusuz gecelerin hiçe saydığı rüyalar. Sessiz film tadında...
Devamını Oku

img_20161222_142510

“Soğuk. Öyle bildiğiniz gibi değil. Ellerim ceplerimde, duvarın dibine çökmüşüm. Üşüyorum. Kapı aralanıyor, karanlık yavaş yavaş yerini ışığa bırakıyor. Ne olduğunu biliyormuşçasına kaldırıyorum kafamı. O da ne? Karşımda işte. Yıllardır beklediğim hayalini kurduğum güzel bu…(1992)”

16 yaşında her tür mevsim şartlarına dayanıklı olduğunu sanan bir genç olarak! Soğuk bana bunları hissettiriyordu. Soğuk koskoca bir yalnızlık duygusuydu. İçimi ısıtan bir yar yoksa her şey laf-ı güzaftı. Ortam soğuk, düşüncelerim soğuktu. Ben üşüdükçe yazıyordum.

“Buz kesmiş bakışların
yakarken düşüncelerimi
Bir ılık yaşlanışla
ıslanır gençliğim
….
(2000)”

24 yaşına geldiğim ise soğuk yalnızlıklar yerini buz kesmiş bakışlara devşirmişti. Üzerinden 8 sene geçmiş olmasına rağmen soğuk benim için halen içsel bir olaydı. Teşbihler, kinayeler tanımlar devam ediyor ben soğuğu yaşamaya ve yazmaya devam ediyordum.

Bugün yaş kemale ermiş mutlu bir adam olarak rasyonel bir tavırla diyebilirim ki:

“-Evet, kış soğuk hele bu kış çok soğuk!” Vaka bu. Eskisi gibi soğukluğa efelik edemeyen bir adamım kabul. Tespit bu olsa da soğuğun hissettirdikleri zaman içinde değişse, çeşitlense, ara tonlara sahip olsa da soğuk benim için; ısının üşütecek kadar az veya düşük olması durumundan daha çok kıştan öte, mevsimsel bir olay olmaktan ziyade, bir ruh hali olduğu aşikâr.

Yazmak disiplin edilmiş düşünmektir. Soğuk konusunda düşüncelerimi disiplin ederken soğuğa yüklediğim anlamların temelini düşündüm ve yaşantımda geriye dönüş yaptığımda yazımın kronolojisini bozarak kafama mıh gibi çakılan şu kısa anekdotu aktarmam gerek diye düşündüm:

Ortaokulun olduğu yıllarda orta 2’ de okuyan bir çocukken ben, soğuk bir kış günü aksakallı bir dede ile sohbet ederken soğukla ilgili şunları söylemişti:

 “-Daha çok hareket edersin, daha sıkı giyinirsin; için sıcaksa soğuk sana bir şey yapamaz evladım.”

Demişti ve eklemişti rahmetli:

 “-Ruhumuzu yitirdiğimiz günden beri üşüyoruz üşüten soğuk havalar değil bu hallerimiz.”

Baka kalmıştım koca çınara ama gerçekten bir çınara bakar gibi hayranlıkla.

Belki de bu haletimin mimarıdır o ulu dede. Hayatımda unutmadığım anlardandır. Anlamını çok sonraları kavradığım.

Mesele kışın gelmesi soğuklar ve üşümemiz değil, mesele gönlümüzün soğuğunda ayazda kalmamaktır.

 

 

 

 

Yazar Hakkında: Salih Murat GÜRBÜZ

Gök Uçurum Eşiğinde

Görülmemiş rüyalarım oldu benim. Uykusuz gecelerin hiçe saydığı rüyalar. Sessiz film tadında...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir