Unutuluşun Çöplüğü

Yazar Hakkında: Pencere Dergi Arşiv

Unutuluşun Çöplüğü

Gözlerinde bir yabancı vardı şimdi. Kırk beş yıl boyunca her gün baktığı,...
Devamını Oku

Gözlerinde bir yabancı vardı şimdi. Kırk beş yıl boyunca her gün baktığı, bakarken içinin eridiği; ruhunun şefkat ve merhametle dolduğu o bakış, yerini unutulmuşluğun çöplüğünde diğerlerinin yanına bırakmıştı. Her baktığında yeniden âşık olduğu o yüz, artık tanımsızdı. Bir gün orada olacağını kimse bilemiyordu ama işte, o gün gelmişti.

Giden mi, yoksa kalan mı daha çok acı çekerdi? Unutan mı, unutulan mı? Bu soru değişmişti şimdi. Yaşamın bazı gerçekleri vardı; unutarak ölmek gibi. Zamanın bir yerlerinde sığınacak bir oda bulamadan, nefesinin son saniyelerini vermek ve hafızanın son kalıntılarını da o anlarda tüketmek gibi.

O unutmuştu. Herkes bir gün unutacaktı. Şimdi ne kadar çabalasa da karşısındaki insanın kim olduğuna dair bir fikir yürütemiyordu. Dün babasıydı, bugün oğlu; yarın ise yabancı olacaktı belki. Hepsi tek bir muammaya dönüşüyordu. Hayat ne garipti. Yarı ömrünü birlikte soluduğun birini unutuyor, hiç olmamış gibi yaşayabiliyordun. Unutan için ne değişiyordu? Belki de değişen tek şey, boş bir levha kadar temiz bir zihne sahip olmaktı.

Ne kadar zordu bunu bilmek, imkânsızdı. Artık unutulmuş insanlar ve nesnelerle dolu bakışlara sahip olmanın verdiği huzursuzluk vardı. Ne kadarının farkında olduğunu bilmeden, kendini her gün ona hatırlatmaya çalışıyordu.

Bir gün, masanın üzerindeki eski bir fotoğrafı eline aldı. Kim olduğunu bilmediği yüzlere uzun uzun baktı. Yan yana duran bedenler, birbirine değen omuzlar, yarım kalmış bir gülümseme… Fotoğraf sararmıştı; kenarları kıvrılmış, zamanı içinde tutamamıştı. Yüzlerindeki gülümseme kalmıştı geriye. Ona bakarken zihninde hiçbir kapı açılmadı. Ne bir çağrışım vardı ne de bir eksiklik hissi. Sadece kâğıdın avucunda bıraktığı ağırlık vardı şimdi…Hatırlayamamak değil, hatırlanacak bir şeyin varlığını bile bilmemekti asıl mesele. Bilmediğin bir duygunun varlığı seni yaralayamazdı şimdi.

Zamanla bazı anılar da nesneler gibi sessizce yok oldu. Bir isim, bakış, dokunuş, ses… Hepsi zihnin görünmeyen köşelerinde üst üste gömüldü. Sessizlik, hafızanın en temiz hâliydi onun için. Geriye kalanlarsa yalnızca başkalarının taşıdığı bir ağırlık olarak duruyordu.

Yazar Hakkında: Pencere Dergi Arşiv

Unutuluşun Çöplüğü

Gözlerinde bir yabancı vardı şimdi. Kırk beş yıl boyunca her gün baktığı,...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir