Hayat Partisyonu

Yazar Hakkında: Hülya Akıncı

Hayat Partisyonu

Kendimiz çizebilir miyiz hayatımızın sınırlarını? Bize yazılanın dışına çıkıp kendimizi gerçekleştirme yetimize...
Devamını Oku

Kendimiz çizebilir miyiz hayatımızın sınırlarını? Bize yazılanın dışına çıkıp kendimizi gerçekleştirme yetimize yörüngemizdekiler ne der? Neye göre, kime göre yazıldı anlam dünyamız? Hayatı öz safhalarında evirmeli miyiz? Değişmeli mi bizi biz yapan kendimiz?

İçsel duyguların sınırsızlığında aydınlıklarımız, karanlıklarımız, görüp göremediğimiz yanlarımız bizi hangi çıkmaz yörüngeye sürükler? Ya da uçsuz bucaksız sevinçlerimiz sesler bütününe dönüşseydi adı ne olurdu? İnsanoğlu çeperlerindeki hüzünlerinden benliğine nasıl bir haykırışla seslenirdi? İçsel sesimizin notaları ruhumuza nasıl üflendi? Sorgular…!

Kişi kaynağından hissettiği sancılarını ancak yine kendi başkaldırısıyla yüzleşerek derinleştirebilir… Bu derinlikte ömre biçilen rollerin seslenişi, her bir mezüründe farklı tınılarla geçer porteden porteye, sahneden sahneye.  Röprizlerin bitişi ile geri dönülemez son çizgilere çoktan varmış olur iç sesinizden yankılanan notalar. Tozlu sahnedeki hiçbir dekorun, ışığın anlamı kalmaz nihai sesler ruhumuza fısıldanırken. Allegro umuduyla yörüngesinde dönen gamlı notaları ile partisyonun beklenmedik sonu gelir. Kendini coşkuyla kaptıran metronom, derin anlamlar yüklediği animato ile seslenir… İnce narin deyişlerin hülyasında; Grazia! Hayır! İçten dokunaklı bir Espressivo gelsin! Diyordu perdenin arkasındaki o ses. Oysa artık Morendo vardı partisyonun sonunda. Son’a giden senyöler bitmişti. Gürleyen, inleyen, ıslık çalan nefesli enstrümanlara benzer ruhlara coşkun ama huzursuz yaylılar mı eşlik etmeliydi? Dingin ve tutkulu bir Kelt arpı ile hemhal olabilmenin yolu neydi?

Altıncı Senfoni’nin hüzünlü sesi fısıldıyordu. Hazin Tutkuların Senfonisi!  “Yüksek sesli bir allegro yerine, en yavaş adagio olacak!” diyen Bestekar, alışılmadık sonla biten partisyonunun çözümlemesi için sahnenin dışındakilere bir görev vermişti. Gam motiflerini ayırt etmeyi içsel yolculuğunun neresinde duracağını bilemeyenlere mi yazmıştı İlyiç Çaykovski?  Kime göre, neye göre yazılmıştı notalar? Kader gücünü mü ölçer mezürların aralığında? Dokunaklı tasvirler, sevinçler, hüzünler…Çaykovski tamamlanmamış Mi bemol majör senfonisi için şöyle der;

“Senfoninin nihai özü … Yaşamdır. Tüm dürtü, tutku, susamışlık …ikinci bölüm AŞK! Üçüncüsü, hayal kırıklıkları…Final; kısa olmalı. Nihai ölüm! Son.”

Sonsuzluğun içinde görebildiğimiz son! Duyabildiğimiz son partisyon… Şimdi bedenin ruha teslimi ile varılan sonsuz sahnenin ışıkları yanmakta…

Yazar Hakkında: Hülya Akıncı

Hayat Partisyonu

Kendimiz çizebilir miyiz hayatımızın sınırlarını? Bize yazılanın dışına çıkıp kendimizi gerçekleştirme yetimize...
Devamını Oku

1 Comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir