Toz Tanecikleri

Yazar Hakkında: Kardelen ARSLAN GÜLNAR

Toz Tanecikleri

Nevşehir’de karanlığın beyaz ay ışığı ile buluştuğu vakitlerde sohbete dalmışken şehri örten...
Devamını Oku

Nevşehir’de karanlığın beyaz ay ışığı ile buluştuğu vakitlerde sohbete dalmışken şehri örten o altın örtü, zamana vurulmuş yumuşak bir fren gibiydi. O altın örtü caddelerde, tozlu Arnavut kaldırımlarında, peribacalarının dokusunda âdeta sanat inşa ediyordu. Buralarda beyaz ışığa geçit verilmemişti. Şehir, devasa bir kehribar taşının içindeydi sanki. Modern metropollerin ameliyathane soğukluğundaki gözü ve ruhu yoran beyaz ışıklarından sonra bu sarı dokunuş, zihnimizden önce kalbimizi sakinleştirdi. Kilitlenmiş dilimizin bağını çözdü.

Işık sadece çevremizi aydınlatmaya yarayan fiziksel bir araç değildir. Neyi, nasıl göreceğimizi ve hissedeceğimizi belirleyen estetik bir dildir. Günün keskin aydınlığında sıradan gelen taş duvarlar, sarı ışığın şefkatli dokunuşuyla yaşanmışlığın izlerini taşıyan girintilerini cömertçe sergiler. Çıplak gözle bakıldığında fark etmediğimiz pek çok detay, doğru ışığa kavuştuğunda büyüleyici bir sanata dönüşür. Sarı ışık bir şeyi fütursuzca sergilemek yerine ona gizem, derinlik ve ruh katar. Alelacele geçip gittiğimiz sokakların içinde saklı kalan güzellikleri fısıldar. Tam da bu loş sıcaklığın ortasında yürürken gözlerim eski bir sokak lambasından süzülen sarı hüzmeye esir oldu. Havada süzülen küçücük toz taneleri o ışıkla buluştuğu an parıldamaya başladı. Sıradan hatta rahatsız eden bu toz tanecikleri kendi ışığı ile buluşarak bize görsel şölen sunuyordu. Toz bile doğru koşulları keşfederek parlayacağı bir anı yakalıyordu. O an zihnimde o soru beliriverdi: “Sen neden parlayacağın anı yakalayamayasın?” Bazen ışık en sıradan şeyin üzerine düşer ve ona kimsenin daha önce fark etmediği bir güzelliği verir. Belki de mesele sanıldığı kadar kusursuz olmak değildir. Bütün mesele kendi ışığını bulmak ve bulduğun o ışıkla kavuşacağın zamanı beklemektir. Modern dünya bize sürekli parlamamızı ve kusursuz olmamızı emreder. Beyaz ışıkların altında koştururken iç sesimizi kaybederiz. Oysa Nevşehir’in loş ve sıcak caddelerinde yürürken şunu hissettim: Herkesin bir anı vardır. Belki de benimki henüz gelmedi.

Bunca zaman kendimi yetersiz ya da sıradan hissetmemin sebebi, ruhumu üşüten soğuk ışıkların altında durmuş olmamdı. Oysa fark edilmeyen her güzellik, ona iyi gelen bir bakışla ve ruhuna dokunan bir şefkatle görünür olacaktır. Herkesin kendini evinde hissedeceği bir alan, varlığının karşılık bulacağı bir frekans vardır. Anladığım şu ki; acele etmemek, mükemmelliği kovalamamak gerekiyordu. Artık beni hırpalayan o gürültüden sıyrılıp kendi yumuşak ritmime çekilecektim. Eminim, benim için doğru olan o ışık beni bulacaktır. Doğru zaman ile doğru ışık buluştuğunda ise hayatın en sessiz, en unutulmuş köşesi bile dünyanın en büyüleyici sahnesine dönüşecek.

 

Görsel: Vilhelm Hammershøi- “Güneş Işınlarında Dans Eden Toz Parçacıkları”

Bu içeriğin etiketleri
, ,
Yazar Hakkında: Kardelen ARSLAN GÜLNAR

Toz Tanecikleri

Nevşehir’de karanlığın beyaz ay ışığı ile buluştuğu vakitlerde sohbete dalmışken şehri örten...
Devamını Oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir