Lacivert Ayakkabılı Kız

Yazar Hakkında: Kardelen ARSLAN GÜLNAR

Çilekli Bahçenin Gölgesi

Çocukluğumun geçtiği o mahallede zaman, her sokakta aynı hızla akmazdı. Benim için...
Devamını Oku

Ruhumu demlediğim şu vakitlerde aklımın köşesinde geçenlerde sorguladığım bir manzara beni gıdıkladı. Elimdeki o ağır poşetlerle güneşin batışına teğet geçen bir akşamüstü sokağına adım atarken aslında sadece kendi küçük dünyamın telaşındaydım. Kendi yörüngemde dönerken o sokağın asıl hikayesi gözlerime takıldı. Okul çıkışının o gürültülü saatine denk düştüm. Bu dünya üzerindeki o tezatlığın acımasız soğuk duvarıyla çarpıştım. Cebimde taşıdığım “farklı insanlar, farklı dünyalar” sorgulamasının hakikati tam karşımda duruyordu.

Bir kız çocuğu yürüyordu önümde, okuldan henüz çıkmış. Yoksul olduğu, adımlarındaki o sessizlikten ve yorgunluktan bile belli oluyordu. Ayakkabıları… Ah, o ayakkabılar dile gelmiş de sanki benimle konuşuyorlardı. Lacivert ayakkabıları, çamura bulanmış ve parçalanma derecesine yaklaşmış, tabanları hafifçe ayrılmıştı. Ayakkabıları yere her bastığında yerinden ayrılmak için yalvaran bir vida gibi gıcırdıyor, sanki o küçük kızın dünyasındaki her adımını yadırgıyordu. Sırtındaki siyah çanta ise yıpranmıştı, belki de kaç el değiştirmiş, kaç okul yılına şahitlik etmişti. O çocuk, yere bakan gözleriyle sadece kendi tozlu dünyasına yürüyordu.

Tam o sırada, o kız çocuğunun hemen arkasında başka bir kız çocuğu belirdi. Annesinin elinden tutmuş, gülüşerek yürüyorlardı. Okulda geçirdiği bir gününü anlatıyor, eve gittiğinde köfte yemek istediğinden bahsediyordu. İşte onun dünyası pırıl pırıldı. Marka spor ayakkabıları, pespembe ve tertemizdi. Sırtındaki mor çanta yepyeniydi, belki de bu sene alınmıştı. O çanta sadece kitaplarını değil, sanki o anın saf neşesini taşıyordu. Aynı gökyüzünün altında, aynı sokakta, aynı saate denk gelmiş iki çocuğun dünyasını izledim. Aralarındaki mesafe, o parçalanmış lacivert ayakkabı ile marka olan pembe ayakkabı arasındaki adaletsizlik kadar derindi.

“Aynı dünyada yaşıyoruz” fikri sevimsiz bir yalandı. Biz sadece benzer fiziksel ortamlarda bulunan farklı ihtimallerin içinde nefes alan insan topluluğuyduk. Birinin yüzüne sertçe kapatılan kapılar, diğerinin önüne serilen kırmızı halılar oluyordu. İçimi en acıtan da o yoksul kızın bu adaletsizliği olgunlukla kabullenişiydi. İtiraz etmeden önüne bakarak evine doğru yürüyordu. Şimdi evimin sıcak köşesinde oturmuş yoksulluğunun kaynağını sorguluyorum. Sorun olarak gördüğüm şey, belki de o çocuğun mutsuz bir şekilde yürümesiydi. Onun minik yüreğini boğan canavar; imkansızlığı mı, yaşadıkları mı yoksa yaşayamadıkları mı? Neye bu kadar küskünsün, küçüğüm? İçimdeki bu çelişkinin asıl kaynağı o kızın yoksulluğu değildi. Çelişkinin asıl kaynağı, bizim bu farklı dünyaları hayatın olağan bir akışıymış gibi kanıksayıp kendi kapılarımızın ardına saklanışımız.

Nihayetinde hepimiz bu devasa mavi kürenin içine hapsolmuş birer satır ya da eksik kalmış paragrafız. Hakikat, bu farklı dünyaları bu kürenin içinde ne kadar derinlemesine sorgulayabildiğimizdir. İnsan olabildiğimiz o ince sınır, bu adaletsizliğe biz “manzara” gözüyle bakmaktan vazgeçip onu iliklerimize kadar bir sancı gibi hissedebildiğimiz ölçüde genişler. Aradığımız her yanıt, içimizde sönmek bilmeyen vicdan yangınına bir yakıt olduğu müddetçe nefes alabiliriz. O parçalanmaya yüz tutmuş ayakkabıya kibrimizi bulaştırmadan bakabildiğimiz kadar varız bu hayatta. Yanıt bulmak bizi her zaman huzura erdirmiyor. Arayışın içinde yanabilmek bu mavi kürenin içinde bizi bir satır olmaktan kurtarıyor ve “insan” olmaya yaklaştırıyor. Belki de farklı dünyalar içinde aradığım cevaplar beni dönüştürmeyecek. Bulduğum ve bulacağım yanıtlar için ödeyeceğim bedeller bizi dönüştürecek. Gayemiz de bu olmalı değil mi? O akşamüstü o sokakta sadece ağır market poşetlerini değil, bu sonsuz sorgulamanın ağırlığını yük edindim.

Görsel: Yazarın kendi çalışmasıdır.

Bu içeriğin etiketleri
, ,
Yazar Hakkında: Kardelen ARSLAN GÜLNAR

Çilekli Bahçenin Gölgesi

Çocukluğumun geçtiği o mahallede zaman, her sokakta aynı hızla akmazdı. Benim için...
Devamını Oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir