Hayatımı Siliyorum

Yazar Hakkında: Bilge POLAT

Gri

GRİ Mayıs başıydı. Buraya nasıl geldiğini hiç anlamamıştı; her şey sanki birdenbire...
Devamını Oku

Merhaba, ben Sevgi… (Sesi titrer.)

Bunu anlatmak benim için hiç kolay olmadı. Çok düşündüm. Ama Cüneyt Bey’in grup terapilerinde hastaların hızlı bir şekilde gelişme kaydettiklerini ve saplantılarından kurtulabildiklerini söylemesi, bu topluluğun bana iyi geleceğine inanmamı sağladı.

Ben… Kendimi bildim bileli temizlik yapıyorum. Sanki temizlemezsem nefes aldıkça burun deliklerimden içeriye sızan siyah bir dumanın yavaş yavaş tüm bedenime yayılacağını ve beni boğacağını hissediyorum. Bazen o dumanın kokusuyla uyanıyorum. Bu hissi bastırmak için çamaşır suyuyla ve çeşitli temizlik malzemeleriyle banyonun tüm duvarlarını fırçalıyorum. Ama bu bile rahatlamam için yeterli olmuyor.

Her gün iki kez sildiğim duşakabini önce köpükler, sonra durular, çekçekle fazla suyunu alır ve ardından itinayla kurularım. Sonra karşısına geçer herhangi bir iz kalıp kalmadığını dakikalarca kontrol ederim. Klozet ise en çok uğraştığım yer. Neredeyse 10 dakika boyunca ovalıyorum.

Önce tuvalet temizleme köpüğünü sıkar iki üç dakika beklerim. Kokusu çok ağır, beni öksürtüyor ama tüm mikropları yok ettiğine inanıyorum. Sifonu çekerim ve ikinci aşama olan ovalama işine geçerim. Klozetin ulaşabildiğim hiçbir yeri kirli kalmamalı. Eski bir diş fırçasıyla tüm zor kısımları fırçalıyorum. Ardından sıcak suyla duruluyor, en son çamaşır suyuyla tekrar temizliyorum. Bunu bazen üst üste kaç kez yaptığımı bile hatırlamıyorum.

Banyoyu temizlerken bir şişe çamaşır suyunu bitirdiğim oluyor. Lavabo ve evyeyi köpüklüyor, sonra duruluyorum. Yerleri siliyor ve en sonunda buharlı makineyle bütün banyoyu tekrar elden geçiriyorum. Evde temizlik için en çok zaman harcadığım yer banyo ve mutfak. Neredeyse sabahtan akşama kadar her gün temizlik yapıyorum.

Temizledikten sonra her şey kontrolüm altındaymış gibi hissediyorum. O iç bayıcı ama sarhoş edici deterjan kokusuyla kendimi tehlikeyi yok etmiş bir kahraman gibi görüyorum ve mutlu oluyorum. Ama bu mutluluk uzun sürmüyor. Aklıma birden kapı kolları, mutfak tezgâhı, klozet ve halılar geliyor. Sonra yeniden… tekrar tekrar siliyorum. Ellerim artık acıyor. Ellerime bakmak dahi istemiyorum. Sıkmaktan olsa gerek, akşamları sızlıyorlar.

Artık aile düzenimiz de kalmadı. Eşim ilk zamanlar bu durumdan şikâyetçi değildi ama artık evde rahat edemediğini, ona bir mikropmuş gibi davrandığımı söylüyor. Boşanmak istediğini dile getirdi. Üstelik kızımın da benden korktuğunu, zavallı çocuğun sürekli tetikte olduğunu söylüyor.

Oysa ben temiz, düzenli, mükemmel bir eş ve anne olmak istemiştim… (Gözleri dalar, ağlamaklı olur.)

Küçük bir kızken annem beni sevsin diye ona hep yardım eder, süpürür, toz alır, hatta halıları silerdim. Oysa annem kız kardeşimi severdi. Onun saçlarını sık sık tarar, örer, her gün farklı modeller yapardı. Ona gösterdiği özeni hak edebilmek için adeta bir Külkedisi gibi tüm ev işlerini üstlenmiştim. Çocukluğumdan beri annem bana temizlik yaptığımda “Aferin” derdi. Evi temizleyince herkes beni kabul eder sanmıştım.

Şimdi 37 yaşındayım ama o küçük kız çocuğu hâlâ içimde. Dizleri yara içinde, yere eğilmiş, o halıyı siliyor…

Buraya işte o çocuğu kurtarmaya geldim.

Artık çok yoruldum

Dayanamıyorum.

Yazar Hakkında: Bilge POLAT

Gri

GRİ Mayıs başıydı. Buraya nasıl geldiğini hiç anlamamıştı; her şey sanki birdenbire...
Devamını Oku

1 Comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir