Merdivenler

Yazar Hakkında: Gökhan GENÇ

Kal Dersen Söylerim

Okullarda kompozisyon yazardık; ilkokulda aile ve masallar, ortaokulda hayaller, lisede aşklar üzerine....
Devamını Oku

Başlangıçlar mevsiminin ilk ayında tam dokuz yıl evvel çektim içime havanı, burnuma kokunu. Yol ne zaman biter diye bakındım tarlalara, bitmiyor altı üstü kırk dakika sürmesi gerekiyordu. İlla ki sarp, engebeli yolları olacaktı benim çalıştığım yerin. Düzayak okul mu olurmuş? Zahmetsiz çalışmak neyimize. Sanırım sınıfa her girişimde yorgun oluşum bundandı.
Yaz kış hiç geç kalmadan aynı yerden bindiğim dolmuştan inmekle yetmiyor. Meğer iki üç binası varmış ve üçünü birbirinden ayıran koca koca merdivenler (genişliği yarım metreden fazla 136 merdiven). En eski bina da bizim tabi ki.
Okula yeni gelen en soğuk, en güneşsiz, en kullanışsız sınıfı ve de mini mini birler alır. Biz de payımıza düşeni aldık ses etmeden. Görmediğim kalmadı sanırsın ya o ana kadar yanılmamız pek gecikmedi ağır ağır yaşadık ve gördük.
Gençtim, istekliydim, çalışmak için can atıyordum ilk yıllarımda hala da öyleyim çok şükür. Her şeyimi veriyor ve daha fazlasını vermem gerektiğini düşünüyordum. Keza köy yeri her şey dezavantajlı. Neler değiştirebilirim acaba, nelere olumlu etki edebilirim diye çok düşündüm ve çabaladım. Bir kaç öğrencinin bile hayatına dokunabilsem yeterdi gibi. Kendimce işe yaradığını da gördüm. Köy ve okulum da hayatımı değiştirdi, dokundu bana bazen kötü bazen iyi.
Öğretmenlik biraz da diğer meslektaşlarınla iletişim kurmak ve paylaşmaktır. Okula yeni gelenlere iyiyi doğruyu okul kültürünü anlatmayı çok severdim. Öğretmenlik sorarak öğrenilir ama yeni gelen de soramaz haliyle. Ben kimseye sordurmadan anlattım. Yanımdan gittikleri zaman sadece “iyi insandı” desinler diye. Dönüp baktığımda o kadar çok anım var ki. En güzeli de saf, tertemiz çocuklarımı birinci sınıfta alıp yıllarca büyüdüklerini görmekti.
Eski bir idarecimiz öğretmenliği bırakıp müdürlüğe geçtiğinde şunu demişti; “müdürlüğün nasıl yapıldığını bilmiyorum ama nasıl yapılmayacağını iyi biliyorum”. Hakikaten nasıl yapılmaması gerektiğini bilmesi bile iyi bir idare yöntemiydi. Ama her gelen okulu verimli ve neşeli bir yer yapmaz, okul bazen de çalışılmaz hale gelir haliyle okula gitmek istemezsin. O kırk kilometre olur sana dört yüz. Hepsini gördük bize tecrübe olması ümidiyle. Zaten mesleğimizin büyük bir kısmı tecrübe değil mi ya?
Kimlerle kahvaltılar, öğle yemekleri yemedik ki! Kimlerle hatırı az sayılmayacak çaylar içmedik ki! Elli meslektaş, üç yüz öğrenci, yüze yakın veli, üç muhtar tanıdık. Umarım arkamızda iyi bir izlenim bırakmışızdır ve herkes ben gibi hakkını helal eder.
Hiç unutmayacağım, merdivenlerini her bel ağrısında hatırlayacağım.
Hiç unutmayacağım kokusunu, ne demişler, koku unutulmaz.
Hiç unutmayacağım soba başında kahve yapıp içişimi.
Hiç unutmayacağım çukurlarını ezbere bildiğim yolunu her çukura düştüğümde.
Hiç unutmayacağım kar yağışını ve hangi yağışta yolda kalacağımızı.
Hiç unutmayacağım kabuğunu kırması gerektiğini bilip çabalayan çocuklarımı…
Ahmet Haşim der ki;
“Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak…”

Ve ben ağır ağır çıkmayı denedim bu merdivenlerden
hileye hurdaya başvurmadan,
belki sonunda çıktım semaya
belki de daha çok var Hüdaya…
Vedaları sevmem ama böyle ayrılık da olmaz
Buna sebep ben değilim
Vefasız olan da ben olmadım ama
Bunun adı kocaman vedasızlık…

Eski köy okuluma ithafen.

Yazar Hakkında: Gökhan GENÇ

Kal Dersen Söylerim

Okullarda kompozisyon yazardık; ilkokulda aile ve masallar, ortaokulda hayaller, lisede aşklar üzerine....
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir