“Bir sıcak söz, bir demlik çay
İşte sevmek bu kadar kolay.
Her mevsim bahar, ılık bir rüzgâr
Kapılsam gitsem, bu kadar kolay”
Ezginin Günlüğü, ne güzel anlatmış ezgisi ahenkli şiirde sevmenin ne kolay olduğunu. Her şey o kadar zahmetli ki şimdilerde yönünü şaşırmış gibi dönen garip dünyada. Ucuz veya basit yapılabilecek ne kaldı? Hem madden hem manen kolay ulaşılabilen neredeyse hiçbir şey yok. Oysa sevmek öyle mi?
İnsan dünyanın kenarda köşede kalmış manzarasını bir görüşte sever yutkunarak. Bir hayvanın mini mini nefes alışverişini okşayarak sever. Topraktan taze çıkmış bir bitkiyi sever sadece yeşerdiği için. Ya da bir çocuğun adım atışını sever çığlıklar atarak. İnsan basit bir çift gözü sever, başka hiçbir neden aramaksızın durduk yere. Cengiz Aytmatov boşuna dememiş “sevgi; emektir,” insan kendi emeğini sever emek vermek zor olsa da… Şimdilerde insan en çok da zamanı seviyor hem boşa harcıyor hem de boşa harcadığı için üzülüyor ama sevmelere, kolay sevmelere doyamıyor.
Dünyada sevmek kolay; bu kabul ama kavga da savaş da çok kolay. Nesi var paylaşamadığımız hayatın ya da neden bu kadar zorlaştırıyoruz hayatı?
İnsan sevince daha bambaşka görür her şeyi… Bir gülüş, bir selam, bir dokunuş, bir koku, bir bakış, bir küçük anı içerisine sığdırırız sevmeyi ve bu kadar kolaydır sevmek… Ne olur zor olanları değil de kolay olana tutunup yetinsek elimizde olanla…
