“Beden Eğitimi Yapsak”

Yazar Hakkında: Gökhan GENÇ

“Beden Eğitimi Yapsak”

Eğitim Fakültesinde okurken birçok konuda bilgilendiğimiz ve tecrübe kazandığımız aşikâr. Tabi ki...
Devamını Oku

Eğitim Fakültesinde okurken birçok konuda bilgilendiğimiz ve tecrübe kazandığımız aşikâr. Tabi ki sadece okurken öğrenmedik mesleğimizin gerekliliklerini, yaşayarak da hala öğreniyoruz. Bazen öğrencilerimizden öğreniyoruz. Bazen de öğrenci olduğumuz yıllardan aklımızda kalanlar bize ışık oluyor. Geçen senelerde yaşadığım birçok an, öğrencilik yıllarımı aklıma getirir.

İlkokul 4. Sınıfta olduğumu hatırlıyorum. Ben doksanlı yıllarda çocuktum, dünyanın şimdikinden farklı döndüğüne inandığım yıllar. Aklım her zaman derste veya o anki derste olmuyordu. Çocuğuz, haliyle çoğu zaman ya futbol oynamayı düşünürdüm ya da sesimin iyi olmadığını bildiğim halde sanırım duygulardan ötürü şarkılar söylerdim. Bir gün Türkçe dersinde öğretmenimiz iştahlı iştahlı bir şeyler anlatıyor, defterimize not ettiriyordu. Ben de boyuma bile bakmadan en öne oturmuşum. Öğretmenimizin söylediklerini not ederken türküler mırıldanmışım hiç farkında olmadan. Şimdi düşünüyorum da ilkokulda ne güzel okul şarkıları, türküler ve Atatürk sevgisi içeren marşlar öğrenmişiz. Her fırsat bulduğumda severek çocuklarımıza da öğretiyorum. Neyse, esas konumuz bu değildi. Sınıfın en çalışkanı olan sıra arkadaşımın ve öğretmenimizin de duyacağı bir tonlamayla söylemişim türküyü. O an öğretmenimin bana seslendiğini işittim. Bana kızdığını düşündüm ama hemen oracıkta o derse son verdi ve yanlış söylediğim türküyü öğretmek için müzik dersine geçtiğimizi söyledi. Defterleri, kitapları topladık ve bir anda müzik dersine geçiş yaptık Türkçe dersine devam etmek isteyen arkadaşlarımın homurtuları arasında. O an çocuk aklıyla çok anladığımı söyleyemem durumu ama aynı ânı defalarca ben de öğretmenken yaşadım.

2018 yılında köyde çalışırken bir öğrencim bahçede oynamaya doyamamış, teneffüsten derse girmişti. Ben de iştahlı bir şekilde matematik problemi çözüyordum. Bir an probleme cevap vermek için parmağını kaldırdığını düşündüğüm öğrencime söz hakkı verince kendi çocukluğum aklıma geldi. “Öğretmenim teneffüs kısa gibi geldi, keşke Beden Eğitimi yapsak” dedi, masum masum bakarak. Eğitimde iletişimin gereği, alıcının kapalı olduğunu görünce esas problemin matematik problemi olmadığını anladım. Öğretmenimizin yolundan gidip o an Beden Eğitimi dersine çıktık. Ben de dahil olup bahçede hep beraber oyunlar oynadık ve herkesin isteğine yanıt vermeye çalıştım. Yorulduk ve enerjimizi layıkıyla boşaltmıştık. Diğer derste problemimizi daha alıcı ve berrak beyinlerle güzelce çözdük. Öğrencilerim mutluluğu verimli geçen iki derste de görülmüştü.

Tekrar anladım ki öğretmen iletişime açık olmalı ve iletişimin gerekliliklerini iyi bilmeli. Güdüleme çok önemli; gerek okulda gerek uzaktan eğitimde kullanabilmeli. Hep öğrencilerin, algılarının açık, istekli olmalarının, öğrenmeye hevesli olmalarının önemini bilerek yaşıyorum. Öğrenci ihtiyaç ve isteklerinin öğrenme ortamında ne kadar önemli olduğu gerçeğini bilmek de büyük bir problemi ortadan kaldırıyor.

Öğretmenlerimizin de daha çok güdülemeye ihtiyacı var; en çok da manevi olarak. Benim de mutluluk kaynağım başarılı öğrenciler, başardığını görüp mutlu olan öğrenciler.

Bir öğretmenler günü anısı…

Yazar Hakkında: Gökhan GENÇ

“Beden Eğitimi Yapsak”

Eğitim Fakültesinde okurken birçok konuda bilgilendiğimiz ve tecrübe kazandığımız aşikâr. Tabi ki...
Devamını Oku

1 Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir