Ortodoks Türkler ve Günümüze Ulaşan Bazı Mimari Eserleri Üzerine (1)

Yazar Hakkında: Mehmet EKİZ

Çayın Saati Mi Olur?

Bu milletin en sevdiği içecek olduğundan hiç şüphe duymadığım çayı ülkemize ilk...
Devamını Oku

Mehmet Ekiz

Birer Birer Saydım Da Yedi Yıl Oldu

Diktiğin Fidanlar Meyvaya Durdu

Seninle Gidenler Sılaya Döndü

İstanbul Yoluna Diktim Gözümü

 

Yazının başlığını okuyan bazı okurların Hristiyan Türk mü varmış?! Dediklerini duyar gibi oluyorum. Akademik camiadan dahi bu türden yaklaşımlarla karşılaştığımızı söylemeliyim. Evet uzun Türk Tarihi süresince oldukça geniş bir coğrafyada yaşamını sürdüren bu millet söz konusu bu uzun tarihi boyunca Gök Tengri, Budizm, Maniheizm, Yahudilik, Hıristiyanlık, Müslümanlık gibi farklı dinlere inanmışlardır. “Hıristiyanlığın, İç Asya’ya ulaştığı ve Nasturi kilisesinin Türkler arasında kabul gördüğü ve hatta Horasan’dan bir Türkün bir süre bu kilisenin patrikliğini yaptığı da bugün kabul edilen bir tarihi gerçektir (1281-1317)”(Anzerlioğlu 2009:171). Hazarın ve Karadeniz’in kuzeyinden geçerek Balkanlara gelen ve burada yaşamaya başlayan Türkler arasında bazı boyların, Bizans Kilisesi’nin de çabalarıyla Hıristiyanlığın Ortodoks mezhebinin inanç sistemini benimsedikleri anılan coğrafyada yaşamaya başlayan ve Bizans için önemli bir problem haline gelen bu Türklerin diğer gruplara karşı kullanıldığı da bilinmektedir(Eröz 1983:3).

Türkler arasında Hıristiyanlığın yayılması Kilise açısından önemli olduğu kadar Bizans’ın bölge siyaseti içinde önemliydi. Balkanlardaki Türk varlığının Bizans için tehlikeli bir durum arz etmesi halinde bu Türk topluluklarına birbirlerini kırdırmaktan da zerre kadar imtina etmemiştir (Eröz 1983:13) Bizans devleti aynı gerekçelerle Türk topluluklarına mensup Hıristiyanları, Bizans ordusunda hizmete almış ve Anadolu topraklarına bilhassa İç Anadolu Bölgesine yerleştirmiştir(Eröz 1983:17-29). Bazı Bizans tarih yazıcıları Bizans ordusunda binlerce Türk’ün paralı asker olarak görev yaptığını yazmaktadırlar(Eröz 1983:13). Hatta 1071 Malazgirt Savaşı sırasında Bizans tarafında savaşırken savaş öncesi yapılan görüşmelerle Türk tarafına geçmişler ve bir kısmı da Müslüman olmak suretiyle yaşamlarını sürdürmüşlerdir.

Mübadeleye kadar Anadolu Türklüğü içinde yaşamını sürdüren ve Türkçe konuşan bu Hıristiyan Türklere Karamanlılar da denmektedir. Kurtuluş Savaşı sırasında da milli güçlere katkı ve yardım sağlamışlardır.

Mustafa Kemal’in emriyle Fener Rum Patrikliği’nin etkisi kırmak üzere, Türk Ortodoks Kilisesi’ni kuran Papa Eftim, 23 Nisan 1922’de, II. İnönü Meydan Muharebesi’nin birinci yıldönümünü kutlamak için Meclisin önünde toplanan 50 bin kişiye Türk Ordusu’nu öven pek duygulu bir konuşma yapmıştı. http://www.radikal.com.tr/yazarlar/ayse-hur/yuzde-100-yerli-karamanlilar-ve-hay-houroumlar-1440431/

Karamanlılar Türkçe konuşup Türkçe yazmışlar ancak yazılarını Grek harfleri kullanarak icra etmişlerdir. Bir kısım araştırmacının dikkatini çeken bu durum söz konusu topluluğun dili ve kökleri konusunda araştırmalar yapılmasına yol açmıştır. Genel olarak İç Anadolu’nun; Niğde, Nevşehir, Karaman, Kayseri ve Konya gibi şehirlerinin yanı sıra Balkanlar, Basarabya ve Kırım’da, Rumeli’de Tesalya, Makedonya ve Tuna’da yaşamışlardır(Ağca 2006:3). Karamanlılar, Millî Mücadele’den sonra 1923-1925 yılında Yunanistan ile yapılan nüfus mübadelesi antlaşmasından sonra Yunanistan’a gönderilmişlerdir(Eröz 1983:65). Yunanistan’a gönderilen Karamanlılar Türkçe dışında başka bir dil bilmedikleri için Yunanlılar tarafından dışlanmışlar ve kendilerini yabancı hissetmişlerdir. Günümüzde Yunanistan’da yaşayan Karamanlıların büyük çoğunluğu Türkçe’yi tamamen unutmuştur, öte yandan sayıları 1924 yılında 1 milyon civarında iken, bugün iyice azalmıştır(Ağca 2006:4).

Türk nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde Hıristiyanlığa inanan, günlük yaşamında Türkçe konuşan, eserlerini Grek alfabesiyle Türk dilinde yazan ve başka bir dil bilmedikleri için dinî törenlerini bile Türk diliyle yapan Karamanlıların kimliği ve Karamanlı adının kökeni konusunda, genel olarak birbirinden farklı iki görüş ileri sürülmüştür. Konuyla uğraşan birçok araştırmacı Karamanlıların Türk olduklarını kabul ederken, Yunanlı araştırmacılar ise genellikle Karamanlıların Rum olduklarını iddia etmektedirler(Ağca 2006:5). Yunanlı araştırmacılar, Karamanlıları Hıristiyan olmaları ve Grek alfabesini kullanmış olmalarından dolayı Rum kabul etmekte, onların dil ve kültürlerinin Osmanlılar tarafından zorla değiştirildiğini iddia etmektedirler(Ağca 2006:5). Evangelinos Misailidis, 1896 yılında basılan bir kitapta kendilerini “hurufumuz Yunanca, Türkçe meram ederiz” şeklinde tarif etmiş olan

Anadolu’daki Hıristiyan topluluğa ‘Karamanlı’ denmesine karşı çıkmış, onlara “Türkçe konuşan Ortodokslar” denilmesi gerektiğini ifade etmiştir (Ağca 2006:5). Bazı araştırmacılar Romalı olduğunu iddia ettikleri bu topluluğun Türkler tarafından dillerinin zorla değiştirildiğini iddia etmektedirler(Ağca 2006:5). Ancak bu iddialar gerçek olsaydı, İstanbul’da yaşayan ve Rumca yazan Rumların da Türkçeden başka bir dil bilmiyor olmaları gerekirdi (Ağca 2006:5).

Anadolu’da Ortodoks (Karamanlı) Türklerin Yoğun Olarak Yaşadıkları Bölgeyi Gösterir Harita https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/d/dd/Karamanlides_homeland.png

Yine Osmanlı İmparatorluğu, millet yerine ümmet esasına dayalı bir sistemle idare edildiği için, bünyesinde Müslüman nüfusun yanı sıra Rum, Ermeni ve Yahudiler gibi bir süre gayrimüslim Balkan ülkesi halkı da bulunmaktaydı. Millet yerine ümmet esasıyla yönetilen bir devlette, Karamanlılar gibi gayrimüslim toplulukların milliyet ve dillerinden önce dinlerinin değiştirilmiş olması gerekirdi (Ağca 2006:5).

Anadolu dışında ve Anadolu’da Kayseri, Niğde, Nevşehir, Konya, Karaman şehirlerinde sayıca diğer bölgelerden daha fazla idiler. Bahse konu şehirlerde günümüze kadar ulaşan birçok iz bırakmışlardır. Bunlar arasında dini ve sivil yapılar da yer almaktadır. Bu yazıda özellikle Niğde’de yer alan eserlerden bazıları üzerinde durmaya çalışacağız.

Yazar Hakkında: Mehmet EKİZ

Çayın Saati Mi Olur?

Bu milletin en sevdiği içecek olduğundan hiç şüphe duymadığım çayı ülkemize ilk...
Devamını Oku