Soğuk

Yazar Hakkında: Mehmet EKİZ

Çayın Saati Mi Olur?

Bu milletin en sevdiği içecek olduğundan hiç şüphe duymadığım çayı ülkemize ilk...
Devamını Oku

Soğuk kelimesinin telaffuzu bile bu günlerde içimize işliyor. Bu sözcüğün dilimizde mecazi olarak; sevimsiz, yersiz, duygudan, sevgiden yoksun olan, içten olmayan, ilgisiz gibi anlamları vardır hele bir de ayaz kelimesi vardır ki canlıların iliğine işleyen kuru soğuk anlamında kullanılır.

Bu kadar sevimsiz bir kelime, yaz sıcağında hele yüksek sıcaklıklarda ademoğlu için ne kadar tatlı ve hoş şeyler ifade edeceğini sizin muhayyilenize ve zevkinize bırakıyorum. Anadolu’ya gelmeden önce yaşadığımız Türkistan bölgesinde dedelerimiz/ninelerimiz yolcuların kendileri ve hayvanları için dinlenebilecekleri mekânlar inşa etmişler ve gelecekte han veya kervansaray olarak adlandırtılacak eserlerin ilk örneklerini buralarda inşa ettirmişlerdir[1]. Emel Esin’in bir makalesinde ifade ettiği “Muyan” veya “Buyan” kelimesi bu hayır yapılarını ifade etmektedir. Makalede ““Buyan” .Yapı: Türkçe “buyan” yapı veya “vihar” (vihara’dan) denen ve M .Ö. III. yüzyıldan, Asoka devrinden beri hayrat olarak inşa edilen külliyeler, evvel emirde, Buddhist rahiblere, Türkçe adı ile “toyın”lara ikametgah ve yolculara barınak teşkil ederdi. Fakat “Buyan” külliyesinde, aynı zamanda, hem toyınlar, hem rahib olmıyan fakat dini kültür arayan talebeler tahsil görürdü. M. IV. yüzyılda yaşayan proto-Türk Tsü-k’ü beyi ve meşhur alim An-yang-hu Hoten’de Gomati külliyesinde yetişmişti. Uygur Buddhist külliyelerinde aynı zamanda hekimlik de öğrenildiği ve icra edildiği, Bezeklik külliyesinde, M. IX-XII. yüzyıllardan Bhaişajyaguru’ya, yani hekimlik boddhisatva’sına tahsis edilmiş mabedler ile, Uygur metinlerinde “otacı bodistv” (hekim boddhisatva) ve “otacı bakşı”lar, yani hekim rahibler hakkında bahislerden istihrac edilir. Proto-Türk Tsü-k’ü Hunlarının asgari M. IV. yüzyıldan itibaren ve Türk Kağan, hatun ve tiginlerinin ve başka Türk beylerinin, M. IV. yüzyıldan beri Buddhist abideler ve külliyeler yaptırdıkları muhtelif tarihi kayıtlardan bilinir.” denilmektedir. Bu makaleden şunu da öğreniyoruz ki “Buyan” kelimesi Sanskrit dilinden Türkçeye geçmiş ve “hayrat” anlamında kullanılmaktadır. Yine aynı makalede kayalara yazılmış bir metinde “…. “Her soka (yarım-mil) de kuyular kazılmasını ve insanlar ile hayvanların dinlenmesi için yapılar inşa edilmesini emrettim”” şeklinde ifadesini bulan bu hayır eserlerinin aralarındaki mesafede belirtilmiştir. Kaşgarlı Mahmud’un ölümsüz eseri Divanü Lügat-it Türk’te de geçen kelime burada “muyan sevap-hayır”[2] Muyanlık: “Yollarda gelip geçenlerin su içmeleri için yapılan hayrat” olarak ifade edilmiştir. Buradan rahatlıkla anlıyoruz ki yolculara ve onların bineklerine konaklama imkanı yanında sağlık hizmetleri sunan ve içme suyu sağlayan bu yapılar “hayır” için yapılmıştır. Bunun devamı Anadolu’da sebil ve hayrat çeşmelerinin yanı sıra Alptekin Yavaş’ın, Anadolu Selçuklu Veziri Sahib Ata Fahreddin Ali’nin Mimari Eserleri kitabından öğrendiğimiz buzhanelerle[3] sağlanmış ve halka hizmet etmeye ve onlara buz gibi soğuk sular şerbetler sunulmaya devam edilmiştir. Hayra nasibi olanlar “Hayretmeye “ devam ediyorlar.

[1] Esin, E. (1972). ‘Muyanlık’, Malazgirt Armağanı, 75-102, Ankara 1972, TTK Yayınevi.

[2][2] Kaşgarlı Mahmud, DLT III, 172, Ankara 1986, TTK Yayınevi

[3] Alptekin Yavaş, Anadolu Selçuklu Veziri Sahib Ata Fahreddin Ali’nin Mimari Eserleri, Ankara 2015, TTK Yayınevi.

Yazar Hakkında: Mehmet EKİZ

Çayın Saati Mi Olur?

Bu milletin en sevdiği içecek olduğundan hiç şüphe duymadığım çayı ülkemize ilk...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir