Beş tarafı ahşap raflarla çevrilmiş halde sıra sıra dizilmişlerin arasındayım, yorgun, eskimiş ama hala eksiksiz yaprak yaprak… Kimisi çizdi, kimisi tarih attı, kimisi günlerce alıkoydu, kahve dökenim bile oldu üzerime ama hala dimdik ayaktayım hiç bozulmamış ve ütülenmiş gibiyim. Belki altmış yıl evvel buraya ilk geldiğim gibi canlı renklerde değilim, solgun da bir yanım ama olsun zamanla kendi rengimi bulduğuma inanıp avunuyorum, bunu yapabilme gücüne de içimdeki birikimle kavuştum. Kimi sayfalarım ağır, kimilerini hiçbir şeye değişmem, kimileri de hızla akar gider her vakit. Komşularım değişir bazen, kimin gelip kimin gittiğini fark edemediğim de olur ya da hiç bulunmadığım bir yerde olduğum da olmadı değil ama kokum hep aynı ya da benim gibiler aynı kokuturuz her ortamı.
Sadece herhangi bir kitabım ben, tekrar tekrar basılmış ve çok satılmışım zamanında, aynısından birçok kardeşi olan ama farklı yerlere savrulmuş metinler yığınıyım. Hayatın ta kendisiyim, yaşarken senin göremeyeceğin hiçbir şey yok içimde, bir ayna gibiyim belki de.
İnsanlar gelip geçiyorlar göz ucuyla süzerek. Tozlanıyorum sabit kaldıkça bu hali sevmesem de bekliyorum sabırla.
Yemem içmem sizler gibi, gülmem ağlamam da bunları sizlere yaptırabilsem de. Bir işaret parmağı yaklaşsın, dokunsun, kendine çeksin ve havalandırsın sayfalarımı, boşuna var olmadığımı hissettirsin bana, ihtiyacım olan budur. Aslında esas ihtiyaç benim sizlere, geç olmadan hayatı anlayasınız diye.

Yüreğine kalemine sağlık hocam…
Teşekkürler, var olun 🙏
Ne güzel anlatmışsınız; kitap yalnızca okunmaz, yaşatır da.
Var olun 🙏🙏🙏
bu yazının kirlenmiş hali yahut arınmış halini dört gözle beklemekteyim. 10 kere okudum en az. çok güzel geldi.kaleminiz solmasın, ışık olsun!
Teşekkürler Filiz Hocam, ne güzel şeyler yazmışsınız. Anlaşılmak ne iyi, var olun🙏🙏