Eliyle Ayak

Yazar Hakkında: Gökhan GENÇ

Eliyle Ayak

Bahtiyar Amcanın dükkânı sokağın en eskisiydi. Aynı köşede elli yıldır mesleğini icra...
Devamını Oku

Bahtiyar Amcanın dükkânı sokağın en eskisiydi. Aynı köşede elli yıldır mesleğini icra ediyordu, kendi de altmıştan fazla gibiydi. Köşe fikri dedesinden yadigârdı. “Hayatta arada kalmayın, işinizde en iyisi olun, paranız da olursa arsa, tarla ya da dükkân alırsanız köşebaşı olsun.” dermiş rahmetli. Evi de iki sokak aşağıda ve köşe başıydı. Bahtiyar Amcaya ne iş yaparsın dediklerinde “Tanımlamayın, daraltmayın benim mesleğimi; eskici, toplayıcı, antikacı ben hepsiyim belki azı, belki çok daha fazlası…” derdi. Kaç kişiye mesleğinin inceliklerini öğretmiş, ustalık yapmış sayısını bilen yoktu. Kim yanına gitse bir incelik öğrenir, bir fikir kapardı.

Bahtiyar Amca ne zaman neyi alacağını çok iyi bilirdi. Aldıkları bir zaman sonra değerlenir ve kıymeti artardı. Kendine göre teknikleri vardı. Neler almazdı ki; masalar, objeler, lambalar, makineler vs. Yaşanmışlığı, hikayesi olan her şeyi alır ve kıymetini bilecek olan müşterilerine satardı. Hiçbir zaman varlıklı biri olamadı ama kimseye de yok demezdi.

Bir gün garip bir simsar geldi çok uzaklardan. Limanda yatan kocaman bir gemisi olduğu rivayet edilirdi. Bütün dükkanları gezip en değerli ürünleri topluyor, bir hayli para harcıyordu. Her dükkânda aynı soruyu sorup ürünler alıyor, parasıyla herkesi tatmin ediyordu. Her gün köşe başından Bahtiyar Amcanın dükkânının önünden geçerdi. Sonunda onun dükkânına da girdi. Bahtiyar Amca dükkanını gezdirdi, değerli ne varsa gösterdi. Her şeyi çok beğeniyor ama şunu almalıyım da demiyordu adam. Bahtiyar Amca adama demli bir çay ikram etti. Adam çayını yudumlarken Bahtiyar Amca’ya da herkese sorduğu soruyu sordu. “İhtiyar, bu dükkân çok kıymetli ve içindekilerin her biri çok değerli, peki, senin için en değerli olan obje, ürün nedir veya hayatta satmayacağın tek şey nedir?” dedi. Bahtiyar Amca herkese sorduğu soruyu bekliyordu ama bu kadar basit olacağını da tahmin edememişti. Cevap için de hiç düşünmemişti. Hiç konuşmadan yerinden kalktı arka oda da köşede tavana bağlanmış bir camın içinde sergilediği ağacı getirdi ve adamın önüne koydu. Sormadan anlatmaya başladı.

Biz Karadenizliyiz beyim, dedem Birinci Cihan Harbi’ne katılmak için evini, ailesini, her şeyi bırakıp cepheye gitmiş. Ruslara esir düşmüş, yedi sene beklemişler, öldü sanıp yasını tutmuş anası. Bir gün çıkıp gelmiş dağlık köyüne, lakin bir ayağının dizinden aşağısı yokmuş. Eksik ayağını nerede bıraktığını bile bilmiyormuş ama bulabilmiş kalan tek ayağı evinin yolunu. Evine döner dönmez utanır olmuş ayağının eksikliğinden ama çok da gurur duyarmış sağ salim geldiğinden. Ne çok arkadaşı ölmüş sadece hastalıklardan. O bir ayağına, bir gün bile yanabilme fırsatı bulamamış. Dönünce evlenip, çoluk çocuğa karışmış, babam da onlardan birisi. Dedeme dedesinden yadigâr, oymacılık zanaatı kalmış, onu yapmaya devam etmiş. Ağaçtan tabak, kaşık, bardak gibi birçok şey yaparmış. Ceviz ağaçlarından ömürlük aletler yaparmış. Kendisine de bir sol ayak yapmak istemiş. Günlerce uğraşmış nasıl yapsam, ne yapsam daha işlevsel olur diye düşünmüş. Sonunda yapmış tam istediği gibi ve onu ölene kadar kullanmış. Düşünsene bey, eliyle kendine ayak yapmış. İşte o dedemin elinden çıkan cevizden yapılma sol ayak budur. Neler görmüş bu ölmeyen ayak. Kaç rekât namazı var bilinmez. Ben Bahtiyar AKSAK adım soyadım ve köşe saplantım, bu ayak gibi dedem yadigârı. Şimdi söyle sence de daha değerli başka bir şey var mıdır bu dükkânda?

Adam yutkunmuş çayın son damlalarını. Gülümsemiş ve çıkmış dükkândan. Para harcayamadığı tek yer Bahtiyar Amca’nın dükkânıymış. O gece şehri de terk etmiş.

Herkes bir şeylere değer verir kıymet biçer, kimi birilerinin en değerlisini elinden alır, kimi ailenin en değerlisini baş tacı eder.

Yazar Hakkında: Gökhan GENÇ

Eliyle Ayak

Bahtiyar Amcanın dükkânı sokağın en eskisiydi. Aynı köşede elli yıldır mesleğini icra...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir