Dolunayın Peşinde

Yazar Hakkında: Rabia EMEKLİ

Dolunayın Peşinde

O sabah o toplantı olmasaydı ve ben uyuya kalmasaydım, kalkmam gereken saatten...
Devamını Oku

O sabah o toplantı olmasaydı ve ben uyuya kalmasaydım, kalkmam gereken saatten bir saat geç kalkmış olmasaydım, perdeyi açmasaydım böyle bir manzarayla karşılaşmayacaktım. Tam karşımda, elimi uzatsam dokunabilecek kadar yakınımdaydı sanki. Pembemsi bir rengi vardı. Evet rengi pembemsiydi; rüyada değildim ya da uykulu… Karşısında öylece kalakaldım. Daha uzun seyretmek isterdim; saati hatırlayana kadar da seyrediyordum zaten. Ah zaman! İstemediğim zamanlarda hızla ilerliyor olması… Kapattım perdeyi, geçtim masanın başına ve gün başladı işte… O günün ardından gelen dört gün boyunca her gün, o gün kalktığım saatte kalkıp, perdeyi açtım; ama bir daha dolunayı göremedim. Her gün dakikalarca camda, balkonda gökyüzüne baktım durdum, belki bir ihtimal görebilirim diye; ama olmadı, göremedim. O güne mahsus bir manzaraymış meğer. Bunu bilseydim muhtemelen bütün işleri, toplantıyı ya da diğer her şeyi gün ağarana ve dolunay kaybolana kadar ertelerdim. Bir daha olmayacağını bilmiyordum. Nasıl olsa yarında görürüm diyerek perdeyi kapatıvermiştim. Şimdi dolunayın peşinden gittiğim günlerin üzerinden haftalar geçti. Her karanlık sabaha uyanışımda aklıma geliyor, hem dolunay hem de kaçırdığım bir sürü an… Ve nasıl olsa yarın da aynı şeyler olur, benzer şeyler yaşarım dediğim nice zamanlar geliyor aklıma. Hayat öyle bir akış halinde ki, bazen bu akışa fazlaca kaptırıyoruz kendimizi. ‘Yarın da bugün olan şeyleri yaşayacağım, bugünlük ertelesem hiçbir şey kaybetmem, yarın yine aynı olacak’ gibi nice cümleler… Hiçbir zaman aynı değil aslında. Ne dün, ne bugün, ne de yarın hiç birbirinin aynısı olmadı. Hep kaçırdıklarımızla kaldık. Hep yaşadık, yeri geldi yaşıyor(muş) gibi yaptık. Çoğu zaman ne yaşadığımızı umursamadık ve genellikle günü tüketme çabasındaydık. Şimdi düşünüyorum da o gün o perdeyi yarın yine görürüm nasıl olsa diye kapatmasaydım, hiçbir kaybım olmayacaktı; ama an’ ı kazanacaktım. Belki ertesi günde görecektim aynı manzarayı ama dünkü kadar etkilenmeyecektim. O gün o perdeyi kapatmasaydım sonraki dört gün çok daha mutlu ve çok daha umutlu uyanacaktım… Bazen, belki de birçok zaman dolunayın peşinden gitmek gerekir. O anlarda her ne yapıyor olursak olalım bırakmak ve gitmek… Zaten tekrarının olmayacağını bilsek öyle yapmaz mıyız? Gitmez miyiz dolunayın peşinden, hayallerin izinden?

Yazar Hakkında: Rabia EMEKLİ

Dolunayın Peşinde

O sabah o toplantı olmasaydı ve ben uyuya kalmasaydım, kalkmam gereken saatten...
Devamını Oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir