Umut Yeşermeyi Bekleyen İstikbalin Yağmurudur!

Yazar Hakkında: Ebrar Hocaoğlu

Zihnin Derinliklerine Vurulan Prangalar

Hayatın hengamesi içinde kayboluyoruz. Hiçbir şeyin farkında değiliz. Ömür geçip gidiyor. Aslında...
Devamını Oku

Ummak fiilinden türetilen umut kelimesi, yakın ya da uzak geleceğe dair var olan güven duygusunu ifade eder. Bir düzen içerisinde yaşamını sürdüren tüm bireyler bazı umutlara sahiptir. Muhtemel intihar vakalarının çoğunluğu, içerisinde bir miktar dahi umut barındırmayan bireylerde görülmektedir. Umut; insanı yaşatan, hayatta aktif hale getiren, onun yaşama dair hayallerini yeşerten bir faktör olarak karşımıza çıkar. Tıpkı yağmurun her baharda hem doğayı hem de insan ruhunu yeşertmesi, ona bir umut olması gibi.

Tanrı tarafından her canlıya birer ömür biçilmiştir. Belki yaşam süresi ortalamasının üzerinde bir hayatımız olur, belki de çok genç yaşımızda hayata gözlerimizi yumarız. Bunu bilerek yaşasak dahi bizlere verilen süreyi bilemeyiz. Hepimiz farklı pencerelerden bakarız hayata. Kimileri çoktan pes etmiştir. Kendilerini kader mahkumu sanıp bırakmıştır hayatın akışına. Çabasızlıkları yüzünden hep var olan düzeni, sahip oldukları hayatı suçlamışlardır. Mutsuzdurlar ve mutlu olmak için faaliyete geçmezler. Çünkü onların umutları, hedefleri yoktur. Henüz hayatta kendilerini konumlandırdıkları bir mertebe bulunmaz. Kimileri de aksine ellerinde var olan ya da olabilecek tüm imkanları zorlarlar. Hepimizin parçası olduğu sistemden hayıflanmak yerine, bir gün o sistemin yeni mimarlarından biri olmayı umut ederler. Hiçbir zaman at gözlüğüyle bakmazlar sorunlara ve başlarından geçen olaylara. Sosyal bir varlık olduğunu kabul eder ve etkileşime girdiği diğer bireylerden kendilerine bilgi, beceri katabileceğini düşündüğü kişileri kadrajına alırlar.

Tek başıma olduğum zaman çoğu şeyi halledebileceğime olan inancım her zaman tam olmalıdır. Ancak benden daha iyilerinin olabileceğinin de bilincinde yaşamam gerekir. Yaşamımızda karşılaştığımız bazı insanların az veya çok hayatımıza dokunma eğilimleri olur. Yürüdüğümüz başarı basamaklarından bir basamak öteye geçiş sürecinde, kibrinden arınmış ve uzatılan eli iyi değerlendirmiş kişinin çok daha başarılı biri haline gelmesi olasıdır. Her bireyin umutları, gerçekleştirilmeyi bekleyen hedefleri vardır. Hedeflerini gerçekleştirmek üzere koyulduğu bu yolda, ona başkası tarafından sunulan imkanları da değerlendirirse her an farklı sürprizlerle karşılaşabilir. Belki de umut ettiklerinin çok daha ötesinde bir konuma ulaşabilir. Hayatın garip ve gizemli bir tarafıdır ki insanın karşısına ne zaman, kimin çıkacağı bilinmez.

Hayat düz bir çizgi değildir. Daima inişleriyle beraber çıkışları da bulunur. Hayatın çıkışlarına, yokuşlarına yakalandığımız noktada bırakmamalıyız. Neden daha iyisi olmasın ki? Evet, yetinmeyi bilmek insanoğlunun kolay kolay sahip olamadığı bir özelliktir. Fakat daima kendimizin daha iyi bir versiyonu olabileceğimize inanmalıyız. Hayat nasıl düz bir çizgide ilerleyemiyorsa insan psikolojisi de böyledir. Zor zamanlarımız oldu deriz. Hakikaten de öyledir. Bazen işin içinden çıkamadığımız olaylara maruz kalırız. Ne kadar çabalasak da bir çözüme bağlayamayız. Kabul etmekten başka çaremiz kalmaz. İşte tam bu noktada bireyin düşüşü gerçekleşir. Umutları kırılır ve herhangi bir çıkış arama yoluna girmez. Ta ki pes ettiği anda, yağmur sonrası o rengarenk gökkuşağını, yeşeren yaprakları görene kadar…

‘‘Sevmeye devam etmek, umut etmek…  Yerinden edilmiş bir ağacın dünyaya tutunmak için kök salacağı bir zemine ihtiyacı var. Yaşıyorum, öyleyse umut ediyorum. Umut ediyorum, öyleyse yaşıyorum.’’ Doğayı yaşatan yağmur, insanı hayata bağlayan ise umuttur. Yüreğinizden umut eksik olmasın.

Yazar Hakkında: Ebrar Hocaoğlu

Zihnin Derinliklerine Vurulan Prangalar

Hayatın hengamesi içinde kayboluyoruz. Hiçbir şeyin farkında değiliz. Ömür geçip gidiyor. Aslında...
Devamını Oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir