Benim Düzensizliğim Benim Düzenim

Yazar Hakkında: Pencere Dergi Arşiv

Unutuluşun Çöplüğü

Gözlerinde bir yabancı vardı şimdi. Kırk beş yıl boyunca her gün baktığı,...
Devamını Oku

Benim düzensizliğim, benim düzenim; aslında bunu yeni fark ediyorum. Sehpanın üzerine dizip beklettiğim kitaplar, yarım kalmış kahveler, “yarın hallederim” diyerek bıraktığım birtakım işler… Bunların hepsi birilerine göre dağınıklık; benim hayatımda ise bir ritim. Düzen denilen şeyin çoğu zaman kendimi zorladığım kalıplardan ibaret olduğunu anladım.

Kendimi bildim bileli kusursuz bir düzen kurmaya çalışıyorum. “Her şeyin bir yeri vardır, hayat plansız ilerlemez…” diye düşündüm. Ama hayat hiç de tıkır tıkır işlemeyi sevmiyor. Tam işte “düzene girdim” dediğin anda, hayat seni bir aksilik ile sınıyor… Hayat senin düzen isteğine kendi düzensizliğini dayatarak müdahale ediyor. Bu müdahaleden yorulduğum bir anda teslim oldum ve onunla barışmayı seçtim.

Evim bazen derli toplu, bazen darmadağın. Tıpkı kafamın içi gibi. Bazı günler kendimi çok net anlıyorum, düşüncelerim su gibi akıyor. Bazen de darmadağınık bir zihin içinde kalıyorum hiçbir şey netleşmiyor ve yerli yerine oturmuyor. Bu iki hal de benim. Artık anlıyorum ki mükemmel düzen diye bir gerçeklik yok. Sadece bir denge var ve o denge zaman zaman darmaduman oluyor.

Toplumun dayatmasından gelen bir düzen baskısı var üzerimizde. Kadınsın ya evin, hayatın düzenli olacak, ruh halin bile bir düzen içinde olmak zorunda. Halbuki kimin hayatı bu kadar düzenli ki? Dışarıdan görülebilen bir şey mi düzen, yoksa içimizdeki çalkantılarla uyumlu olduğunda mı anlam kazanıyor?

Her sabah kahvaltıyı aynı saatte yapmak zorunda değilim atlıyorum o saatleri.  Bazen günlerce kurutucuda bekleyen çamaşırların huzursuzluğunu bazen de gideceğim yerlerin saatlerini düşünürken strese soktuğum zamanları yok sayıyorum. Artık kendime diyorum ki “Bu senin hikâyen ve bu hikâyeyi senden daha iyi kimse yazamaz.”

Kızımın kahkahası bir şeylerin ortasında duyuluyorsa, akşam yemeği planlanmamışsa ama evde sohbet varsa, işler yetişmemiş olsa bile içimde bir huzur kırıntısı kalıyorsa… İşte o düzensizlik sandığım şey benim gerçek düzenim. Belki de insan, hayata rağmen değil, hayatla birlikte akınca derlenip toparlanıyor. En çok yorulduğum günler kendimi düzene zorladığım günlermiş. Şimdi hem evi hem işi hem duyguları dengelemeye çalışırken mükemmel olma iddiamdan vazgeçtim. Çünkü kusursuzluk yorar, ama kendi haline bırakmak iyileştirir.

Bugün dönüp bakınca görüyorum ki benim düzenim; bazen dağınıklığın içindeki bir nefes, bazen karışıklığın içindeki bir tebessüm, bazen de yetişmeyen işlerin içinde bile sürdürebildiğim bir yaşam enerjisi. Düzen dediğimiz şey aslında dışarıya göre değil, iç dünyamıza göre şekilleniyor ve ben artık kendi düzenimi kimseye açıklamak zorunda hissetmiyorum. Evet, benim düzensizliğim en büyük düzenim. Çünkü o düzensizliğin içinde gerçek bir ben, gerçek bir hayat ve gerçek bir denge var.

Bu içeriğin etiketleri
, ,
Yazar Hakkında: Pencere Dergi Arşiv

Unutuluşun Çöplüğü

Gözlerinde bir yabancı vardı şimdi. Kırk beş yıl boyunca her gün baktığı,...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir