
İnsanın tüm yolculukları kendi menziline çıkar, kendi özüne. Dışarıya doğru attığımız her adım, kendi yansımamıza biraz daha uzaklaştırır bizi.
Doğu felsefesinde, insanın aradığı hiçbir şey dışarıda değildir öğretisi vardır. Aradığımız her şey kendi içimizde gizlenmiş ve bulunmayı beklemektedir. Unutmanın ve arınmanın sanatıdır kendine attığın her adım. Rilke’nin dediği gibi: Tek gerçek yolculuk, içe doğru yapılan yolculuktur.
O kader uzağız ki aslında kendi benliğimizden, kendimize kızdığımız her an, dünyadan ve dünyada yaşayan her canlının, gücümüzü yetirdiğimiz her zerresine öfke saçarız. İğneden de çuvaldızdan da hep başkaları alır nasibini. İnceltemediğimiz hayatlarımızın bedelini, yerküre öder kısaca.
Dünya sana aynasını uzatır sadece, o aynadan neyin yansıyacağı tamamen senin yolculuğun. Kendine atacağın her doğru adım, kendi içine attığın her bakış, en kadim varolma savaşı belki de. Bir gün, denizin mavisine daldığında, kuşun kanatlarına bir hayal astığında, yıldızların küçücük ışığı altında neşe saçtığında, gökyüzüne bakış iç geçirdiğinde anlarsın belki, dünya sana verilmiş en büyük armağan ta ki varoluş amacına bir adım yaklaştığın an. Kendine bir gün “merhaba” dersen, zifiri gördüğün karanlığın, bir ışığa kavuşur belki.