Yamalak

Yazar Hakkında: Kemal AYBATAN

E-İroni

Kendimi ve yaptıklarımı sorguluyorum bu Covid-19 karantinasında: Bugün Anneler Günü!!! Anneler gününde...
Devamını Oku

 

Dünyada 7,3 milyar insan yaşamaktadır ve bu 7,3 milyar kişinin her biri potansiyel engellidir.

Neden böyle dediğimi açıklamadan önce Birleşmiş Milletlerin engelliler tanımına hep birlikte göz atalım isterseniz: “Normal bir kişinin kişisel ya da sosyal yaşantısında kendi kendisine yapması gereken işleri, bedensel veya ruhsal yeteneklerindeki kalıtımsal ya da sonradan olma herhangi bir noksanlık sonucu yapamayanlar” engelli bireylerdir.

 Normal bir kişi? Normalden kastımız herkesin davrandığı gibi davranan birey midir? Ortalama bir insan davranışı mıdır? Peki, nedir bu ortalamayı belirleyen? Kime göre neye göre normal ya da ortalama? Buna belki de tamamen sıradan demeliyiz. Sıradan, yani herhangi bir farkı olmayan. Türünün diğer örnekleri gibi. İnsan olarak çok severiz bir şeyleri ayrıştırmayı. Şunlar bu gruba ait, bunlar siyah onlar ise beyaz gibi. Hiçbir zaman insanları ve varlıkları oldukları gibi kabullenememişizdir. O yüzden toplumun geneline göre farklı davranan ya da farklı özellikleri olan bireyleri biz insanoğlu hep anormal olarak görmüşüzdür.

Kişisel yaşantısında bireylerin varoluşunu tamamlamak adına hayatta kalma mücadelesi vardır. Yaşamak zorundadır insanoğlu. Yaşamak için de belli başlı şeyleri yerine getirmelidir. Mesela temiz olmalıdır ki; hastalanmasın, mikrop kapmasın. Yemek yapabilmelidir ya da yemek yapabilenleri bulma yeteneğine sahip olmalıdır ki; biyolojik yaşantısını devam ettirebilsin.

Görebilmelidir, kendini görebilmeli, diğer insanları görebilmeli, sokakları görebilmeli, arabaları görebilmeli, gece gökyüzüne baktığı zaman güneşi, ayı ve yıldızları görebilmelidir. Görebilmelidir ki; hayatını kazasız ve zevk alacak bir şekilde devam ettirebilsin.

Duyabilmelidir insanoğlu, kuşları, böcekleri, çocukları ve hayvanları duyabilmelidir. Duyabilmelidir insanları ki; onlarla iletişim kurabilsin. Çünkü iletişim, insan hayatının en önemli parçalarından biridir.

Ayaklarını kullanarak yürüyebilmelidir, koşabilmelidir, arabanın gazına basabilmeli ve bir bisikletin pedalını çevirebilmelidir.

Ellerini kullanabilmelidir mesela. Sevdiğinin elini tutabilmeli, bir çocuğun başını ya da bir hayvanın sırtını okşayabilmeli, kalem ile yazı yazabilmeli, yazdığı yanlışı ise silgi ile silebilmelidir.

Ama bedensel engelli bireyler ellerini ve ayaklarını bu doğrultuda kullanamazlar. Görme engelli bireyler bu saydıklarımı yapamazlar. İşitsel engeli olan bireyler bu davranışları tam olarak yerine getiremezler.

Daha bunun gibi onlarcasını sayabilirim sizlere ama demek istediğim şudur ki; insanın normal kategorisine girebilmesi için kendi kendisine yapması gereken işleri yeteneklerini kullanarak eksiksiz olarak yapabilmelidir.

Peki, bir de sosyal yaşantıdan bahsediyor tanımın içerisinde. Bana sorarsanız işte asıl engellilik tanımın bu noktasında başlıyor. Kişi kendi yaşantısında bedensel ya da ruhsal yeteneklerini kullanarak hayatını devam ettirebilir ama unutulmamalıdır ki; insan toplumsal bir varlıktır. Toplumsal varlıkların sosyal yaşantıları olur. Diğer insanlarla iletişim halinde olur. Ortak alanları kullanır ve gelişmeleri birlikte takip eder.

Fiziksel ve zihinsel yeterliliğe sahip olan bireyler toplumla birlikte yaşamaya başladıklarında bu yetenekleri kendi bencillikleri doğrultusunda kullanma eğiliminde olurlar. Kendi çıkarlarını düşünür, çıkarları doğrultusunda hareket ederler. Hani görebilmelidir demiştik ya, insan ne biliyorsa onu görür. Dolayısıyla o bildiğine göre davranışlarını sergiler. Göz ruhsal ve bilgisel anlamda çalıştığı zaman gözün fiziksel olarak görmesi pek bir anlam ifade etmez. Göz beynin ve ruhun istediklerini gördüğü için fiziksel açıdan sağlam olarak teşhis konulsa da, ortada bir bakar körlük “konumuz ifadesiyle görme engellilik” mevcuttur. Kendisi tekerlekli sandalye kullanmıyorsa eğer, gitmiş olduğu bir kurumda engelli rampasının ya da asansörünün olup olmadığını fark etmez ve umursamaz. Görme sorunu yaşamıyorsa, trafik işaretlerin sesli olup olmadığını fark etmez.

İnsanlar çevreyi kendi çıkarları doğrultusunda değerlendirir. Kendisi bisiklet kullanmıyorsa yollarda bisikletlere ait yer sürüş yollarının olmadığını fark etmez.  Araç kullanan yaya kaldırımlarının olmadığını, yayaların da o trafikte bir hakkı olduğunu fark etmez. Yayalar ise araçların varlığını kabul etmez. Karnı tok olan açı anlamadığı gibi evinde güvende olan da ülkesinde savaş olan kişinin içinde bulunduğu psikolojiyi anlamaz, anlayamaz.

Yazımın sonunda başında söylediğim “Dünyada var olan her bir kişi potansiyel engellidir” cümlesine dönecek olursak. Kimi ailesine sevgisini veremediği için, kimi çocuklarına vakit ayıramadığı için, kimi kendine gereken değeri veremediği için, kimi ihtiyacı olanları fark etmediği için, kimi sahipsiz, yardıma muhtaç hayvanları görmediği için, kimi komşusunun durumunun farkında olmadığı için, kimi annesine-babasına gerektiği şekilde saygı göstermediği için, kimi evladına hak ettiği değeri vermediği için, kimi karşısına çıkan fırsatı değerlendirmediği için, kimi edilgen davranarak başına gelenleri hep başka kişilerden, şeylerden ve olaylardan kaynaklandığını düşündüğü için, kimi vicdanının sesine kulak veremediği için, kimi fiziksel engeli olan bireyin de yaşama hakkına sahip olduğunu düşünemediği için vb. örneklerle çoğaltabileceğimiz engel türleri vardır.

Çevremizdeki değerleri görebilmemiz ve üzerimizdeki potansiyel engeli azaltabilmemiz ümidiyle.

 

*Kullanılan görsel: “Indiana’s Silent Victors” Önündeki Heykeller

Yazar Hakkında: Kemal AYBATAN

E-İroni

Kendimi ve yaptıklarımı sorguluyorum bu Covid-19 karantinasında: Bugün Anneler Günü!!! Anneler gününde...
Devamını Oku