Güven

Yazar Hakkında: İhsan KUTLU

Belirsizlik ve Sıfır Noktası

Belirsizlik üzerine konuşmak oldukça güç. Herkes sıfır noktasını arıyor. “Buldum”, diyen kahramanca...
Devamını Oku

Haydar Hoca derse girer girmez ilk olarak tahtanın orta yerine “Anla(ş)mak mümkün müdür?” yazdı. Aslında bu soru hocanın bazen çok önemsediği ve üzerinde uzun süre durduğu bazen de herhangi bir şey yapmadan olduğu gibi kabul ettiği bir soruydu. Bazen öylece bırakmak gerekirdi çünkü.

Anlaşmanın öncesinde anlamaya değinmek gerekir, dedi hoca ve devam etti: “Anlama sadece sinir hücrelerinin ve birtakım nörolojik etkinliklerin sonucu mudur? Yoksa tam açıklanamayan ve anlaşılamayan sezgisel bir durum mudur? Bu sorular aklınızın bir kenarında durmalı. Yani daha önceki derslerde masayı anlamak ve açıklamak gibi zor bir işe kalkıştıktan sonra şimdi bir anda anla(ş)mayı anlamaya çalışmak cesur bir hareket olur bizim için.”

Hoca asıl meselenin güven olduğunu düşünüyordu. Pek çok şeyin temeli olduğu gibi iletişimin de temeli güvendi. Güven(e)mediğiniz biriyle iletişim kuramazsınız. Karşımdaki kişiden benim “A” dediğimi “A” olarak anlamasını beklemek iki taraf için de büyük haksızlık. Muhatabıma güveniyorsam A’yı en fazla “B” ya da “C” diye anlayacak diye düşünürüm. Diğer bir ifadeyle güven(e)mediğim kişinin benim kastımı Aı (A değil) ya da “Z” olarak anlama ihtimali vardır. Bu durumda da çatışma kaçınılmazdır. Güven(e)mediğim kişi niyetimi çarpıtır, kastetmediğimi zorla ve aşırı bir yorumla bana dayatır / dayatmaya çalışır.

Dersi dinleyen Emre için hocanın anlattıkları biraz soyut kalmıştı. “Nasıl yani hocam, bir örnek verebilir misiniz? dedi. Hocaya göre örnek, somutlaştırmak demekti. Somutlaştırmanın anlatımı basitleştirdiğini düşündüğü için hoca pek örnek vermezdi. Öğrencilerin örnekleri kendisinin bulmasını istiyordu. Yoruma açık kapı bırakıyordu aslında ama o güne kadar hep örneklerle işlenen dersler nedeniyle soyut düşünme becerisi çok gelişmemişti öğrencilerde. Bu talep üzerine hoca konuyu biraz daha açtı:

  • Güvendiğiniz kişiyle konuşmadan anlaşabilirsiniz. Yanlış anla(t)ma olsa bile karşılıklı güven ihtiyaç duyulan anlamı ifşa edecektir. Hayat arkadaşı olmak ya da dost olabilmek işte tam buradadır. Yakın arkadaşlarınızı düşünün mesela. Onlara güvenirsiniz. O dediyse öyledir dersiniz / diyebilmelisiniz. Eğer biri için böyle diyemiyorsanız ya da başkaları sizin için bu cümleyi kuramıyorsa çok geçmeden mesafelerin açıldığını göreceksiniz.

Hoca yaptığı açıklamanın ve verdiği örneğin yeterli olduğunu düşünerek devam etti:

  • Bu arada “Ben aklıma güvenirim.” diyen varsa aklın kişiye ne oyunlar yaptığını üçüncü sayfa haberlerinde ya da herhangi bir haber bülteninde görebilirsiniz. Akla fazla güvenin dünyayı bugünkü dünya haline getirdiğini söylemeye gerek de yok zannımca.

Dersin sonu gelmişti ve öğrenciler ders bitiminde iletişimin imkanını, güveni, akla güveni, birine ya da bir şeye güveni sorgulamaya başlamışlardı. Hatta içlerinden biri az önce hocanın anlattıklarına ne kadar güvenebileceğini bile düşünmeye koyulmuştu.

Yazar Hakkında: İhsan KUTLU

Belirsizlik ve Sıfır Noktası

Belirsizlik üzerine konuşmak oldukça güç. Herkes sıfır noktasını arıyor. “Buldum”, diyen kahramanca...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir