Çocukken deniz kenarında yürüyüş yapmayı uçsuz bucaksız denize bakarak hayaller kurmayı çok severdim. Gördüğüm bu mavilik, güneşin ışıklarının yansımasıyla oluşan parlaklık ve suyun dinginliği çocukluğumun huzuruydu benim için. Zamanla yerde bulduğum renkli çakıl taşlarını denize fırlatarak sektirmeyi öğrendim. Başlarda çok zorlansam da yılmadan her gün aynı yere gidip kucak dolusu taşlar toplayıp fırlatmaya devam ettim. Olacaktı, olmalıydı. Ben pes etmiyorsam taşlar da bana uyup inatçı olmalılardı. Güneş batana kadar devam ettim. İnancım tamdı. Öyleyse eksik olan neydi? Elbette bu işin tekniği. Ne kadar inanmış olursam olayım, tekniğim yanlışsa olmaması gayet doğaldı. Farklı duruş şekilleri, atışlar, taşların boyutu gibi hemen hemen her şeye dikkat ederek denemelerimi sürdürdüm. Ardından önemli olanın duruştan ziyade bilek ve dirseklerde olduğunu anlayıp onları kırmadan uygun bir ivmeyle fırlatmak gerektiğini idrak ettim. Sayısız denememden sonra başarmaya başlamıştım. Ancak iki veya üç kez sektirmem yetmedi bana. “Üçü başaran neden dahasını da başarmasın ki” diyerek devam ettim. Sonraları fark ettim ki o çocuk yaşımda son derece sabır ve düzenli pratik gerektiren bu aktiviteyi yılmadan ne güzel devam ettirmişim.
Sabırsızlığın ve pes etme düşüncesinin zirvede olduğu günlerimde, küçücük bir çakıl taşına bakıp da çocukluk hatıralarımı en ince detaylarıyla tahayyül etmem dikkat çekici bir tevafuk olmuştu benim için. Sanki çocukluğum şimdiki yaşıma meydan okuyor “Durma, durulma” diyerek beni daha çok çabalamaya itiyordu. Dalgınlıktan olacak ki bunları düşünürken gayri ihtiyari yerden bir çakıl taşı alıp fırlatıverdim denize. Ancak bakmadım bile kaç kez sektiğine. Oysa çocukken kalbim avuçlarımda seyrederdim her attığım taşın suyun yüzeyinde gidişini. Tam o esnada çocuk cıvıltıları duydum şaşkınlık ve neşeyle karışık.
-Tam beş kez sekti!
-İnanılmaz!
Benim önemseyip de bakmadığım o taş, çocukların sevinci ve heyecanı oluvermişti. Yanlarına gidip nasıl atmaları gerektiğini duruş ve odak gibi kavramlara dikkat ederek ve tam bir inançla atarlarsa başarabileceklerini anlattım. Tıpkı çocukluğumdaki “ben” gibi sabırla dinlediler. Anlamaya çalıştılar.
Öncelikle taşın boyutuna dikkat etmelisiniz. Öyle her taş suda sekmez. Düz ve yuvarlak bir taş seçin ki hem fırlatması hem de elinizle kavraması kolay olsun. Ardından taşınızın yüzeyini temizleyin. Pürüzlü bir yüzey, taşın su üstünde tutulmasını ve sekmesini zorlaştırır. (Büyüyen gözler, tutulan nefesler pür dikkat izliyorlardı beni. Bir an kendimi okulda ders veren öğretmen gibi hissettim. Deniz kenarı okul, taş sektirme dersin konusu, öğrenciler de tam karşımdaydı. Okulun dört duvardan ibaret olmadığını bir şeyler öğrenebileceğimiz her yerin okul olduğunu bir kez daha anladım orada. Bizi bir araya getiren eğitim sistemi değil, muhteşem bir tevafuktu ancak.)
Taşı parmaklarınızın arasına alarak bilek ve dirseklerinizi kırmadan kolu geriye doğru sallayarak hız kazandırmalısınız. Ardından bilek ve parmaklarınızı hızla ileri doğru hareket ettirin ve taşı su yüzeyine doğru fırlatın. Taş suya düşerken de parmaklarınızı geri çekerek taşı yüzeyde tutmaya çalışın. İşte tüm olay bundan ibaret çocuklar.
Sabırla dinledikten sonra kucak kucak taş toplayıp denemeler yaptılar. Kimisi ilkinde başardı kimisi başarana kadar devam etti. Tıpkı benim gibi. Çocuklara başarılar dileyip oradan ayrıldım. Yolda düşünmeye devam ettim. “Taştan örnek almalı, ders çıkarmalı.” Şu yerden taşı delip de çıkan otlar, çiçekler gösteriyor ki umut hep var. Dışarıda üşüyünce gelip sığınabileceğim taştan bir evim var. Küçükken sabrı öğreten çakıl taşlarım, büyüyünce umudu ve sıcaklığıyla beni saran dört duvarı taştan evim var.
Taş…
Söylenecek ne çok söz, alınacak ne çok ibret var. Her yaşında bir ders oluyorsun insana.
Çocukken oyunlar kuruluyor seninle: Beştaş, dokuz taş, taş sektirme, sek sek…
Büyüyünce yuva oluyorsun herkese: Ev, yurt…
Son perdede ise yaşamın sonu oluveriyorsun. Bir dikili taş kalıyor sadece bizden geriye. Adı ve yaşamının ne zaman başlayıp ne zaman son bulduğunu yazan bir taş. Hakiki ve son taş.
Ne yaptınız hocam son satırlar beni mahvetti kaleminize sağlık 👏
Onore oldum çok teşekkür ederim 🥰