Sancılı Dernek

Yazar Hakkında: Özgül KARATAŞ

Kedi ve Kadın

Camdan büyük -obur olduğu belli- açık kahverengi köpeğini gezdirmeye gelen kadını görünce...
Devamını Oku

Günlerce süren o çekilmez mendebur sancı yaşama isteğini yok etmişti. Sırtına ve kasığına aniden giren bıçak gibi sızı onu birden irkiltiyor, yüzünü buruşturuyor, nefesini kesiyordu. Böbreğindeki taş öyle şekilsiz ve sertti ki sol böbreğinden idrar yoluna doğru her ufacık hareketinde onun canından can koparıyor, vücudunu ter içinde bırakıyordu. Üstüne bir de geçmeyen mide bulantısı iyice canını sıkıyordu. Doktorun dediğine göre böbreğindeki taş 1.5 cm’lik büyüklükte, pek ufak sayılamayacak bir kalsiyum oksalatmış. Ne olursa olsun onun gözünde ufacık olan bu şeyin verdiği kocaman zarara aklı ermiyordu.

İki gündür evde tek başına sancılara dayanmaktan takati kalmamıştı. Ani gelen sancılar, aralıksız mide bulantısı onu yatağa hapsetmişti. Sanki hayatı hep böyle devam edecek, bundan farklı bir şey olmayacaktı. Yaşama hevesini kaçıran bu duygular iyice içinde yer etti. Artık pes etmişti, ölmeyi kabul ediyordu. “Bir insanı böbrek taşı öldürmez ama onun verdiği acıdan insan kendini öldürebilirmiş” diye düşündü.

Sancı yavaş yavaş azaldıkça ölüm düşüncesi de silikleşiyordu. İnsan, bir anda çok sert bir karardan daha yumuşak düşüncelere geçme başarısını gösteren ilginç varlık… Ölmeyi istemekten gelecekte yapabileceği şeyleri düşünmeye dönüşü farkında olmadan ağır ağır gerçekleşiyordu. “Bir böbrek taşı insanı yaşamdan soğutur mu? Ne yediğimden, içtiğimden ne de aldığım nefesten bir şey anlıyorum; hiçbir şeyin tadı kalmadı. Bu ağrıdan kurtulmak için her şeyimi verebilirim.” Aklına yeni düşünceler gelmeye devam ediyordu. “Acaba böbrek taşı hareketlenen, kum döken insanlar nasıl dayanıyor bu ağrıya” dedi. Belki yaşadıklarını anlatabilse ya da onunkinden daha beter sancıların olduğunu öğrense birazcık rahatlayacaktı.

İnsanın canı iyice sıkılınca aklına ilginç fikirler gelir.” derler. Tam olarak öyle oldu. İçindeki harekete geçme isteği hemen kendini gösterdi. Yataktan kalkıp perdesi açık geniş camın önünde durdu ve dalgın dalgın sokağı izledi. İnsanların bu saatte koşturmasına gerek kalmayan sakin ve huzurlu yürüyüşlerine imrenerek bakarken gözü yukarılara kaydı ve karşısındaki apartmanın ikinci katındaki tabelaya takıldı. Tabelada Sağlıklı Beslenme Derneği yazıyordu. Yeni bir sancı hızla kendini hatırlattı ama bu sefer çabuk geçti. Kendi kendine konuşuyordu. “Acaba böbrek taşından acı çekenler bir araya gelip dernek kurmayı düşünmüşler midir?” “Acaba var mıdır böyle bir dernek?” Eğer ölmezse ya da dayanamayıp kendini öldürmezse bunu araştıracak, kimse akıl edip böyle bir şey yapmamışsa o kuracaktı bu derneği. Bu işin peşini bırakmamaya karar verdi. Bunları düşünürken gülümsediğini fark etti. Sanki sancısı biraz hafiflemeye başlamıştı ya da bunları düşünürken ağrıları, mide bulantısını unutmuştu.

Aradan on gün geçtiğinde taş kendine sıcak, yumuşak, kuytu yer bulmuş olacak ki bir kedi gibi uykusuna dalmıştı. Hareket etmeyen taş kendini gün geçtikçe unutturuyordu. O da hayatına kaldığı yerden devam etmişti. Taşı unutmuştu ama o derneği unutmadı. Günlük işlerine geri dönmüş, masanın üzerinde takip edilmesi gereken yığınla dosyayı yavaş yavaş, acele etmeden takip ederken bir yandan da araştırmalara başlamıştı.

İnternette o kadar tuhaf dernek adları gördü ki hem şaşırıyor hem gülüyordu. Mahalle Anneleri Derneği, Bir Yudum Şarap Derneği, Farkında mısınız İklim Değişiyor DerneğiAma kendi kendine henüz seslendirmediği aklında dolaşan dernek ismine denk gelmedi. Böbrek Taşı Sancısından Acı Çekenler ve Kendine Kıymayı Düşünenler Derneği. Ya da Böbrek Tası Mağdurları Derneği. Günlerce bunun üzerine düşündü, araştırdı, kararlar verdi, bazıları saçma geldi vazgeçti. Fakat hiçbir fikrinin ya da hevesinin devamını getiremezken bu işin peşini bırakmadı. Sanki şimdiye kadar anlamsız bir hayatına anlam katacak o sebebi bulmuştu.

Uzun ve kararlı çalışmanın ilk adımını atabildi ve kışın soğuk günleri başlamadan istediği derneğin kuruluş işlemlerini tamamladı. Tabii iş yerinden oda arkadaşı ve iki kuzeninin yardımı olmadan bu kadar kısa sürede her şeyi halletmesi mümkün olamazdı. Derneğin adını belirlemenin kendi hakkı olduğuna inanıyordu. Aklından geçen ilk isme karar vermişti: Böbrek Taşı Sancısından Acı Çekenler ve Kendine Kıymayı Düşünenler Derneği. Hem kurulma amacını tam olarak anlatan hem de dikkat çekici bir isim. İnstagram hesabından tanıtımını yaptıkça derneğe üye sayısı beşer, onar artmaya başladı. Apartman katındaki iki dairenin tutulduğu bu dernek diğer dernekler gibi sadece bir tabeladan ibaret olmadı. Havaların soğuması ile dışarıda zaman geçiremeyenler geldi, soğuk havalarda böbrek sancısı azanlar geldi, herkes çevresindekilere dernekten bahsettikçe meraklılar geldi. Gelenler de kısa sürede üye oluyorlardı. Müdavimler, kendi çektikleri acıların tarif edilemezliğini tarif etmeye çalışırken herkes “vay be benden daha beteri varmış” diye hayıflanır görünüyor fakat içten içe seviniyordu. İnsanoğlu kendisinden beterini görünce haline şükretmeyi öğrendiği için bu dernek ilaçtan, tedaviden daha çok etkili olmuştu. Derneğin iki odasını sancısını burada çekerken sosyalleşmek isteyenler için müşahede odasına dönüştürmüşlerdi. O kişilerin inleyen sesleri, acı çeken yüzleri de yine nispeten daha hafif acı çekenlerin yüreklerine su serpiyordu.

Bir derneğin bu kadar hızlı üye topladığını küçük şehirde kimse ne duymuştu ne görmüştü. Meğer kırk bin nüfuslu bu şehrin ne çok böbrek taşı sancısı çekeni varmış. Meğer bu şehrin suları kalsiyum bakımından ne kadar zenginmiş; bunların hepsi Böbrek Taşı Sancısından Acı Çekenler ve Kendine Kıymayı Düşünenler Derneği’nin kurulması ve büyümesinden sonra anlaşıldı. Ama sancı çekenlerin yaşadığı sıkıntılar da dernek sayesinde o kadar azaldı ki. Hani derler ya “haline şükretmek için ya bir hastanenin aciline git yarım saat gelenlere bak ya da mezarlığa gidip ölenlerin mezar taşlarını oku.” Buna bir de bu derneğe gidip acı çekenlere bakmak ya da onların hikayelerini dinlemek eklenebilirdi.

Bu içeriğin etiketleri
, , , ,
Yazar Hakkında: Özgül KARATAŞ

Kedi ve Kadın

Camdan büyük -obur olduğu belli- açık kahverengi köpeğini gezdirmeye gelen kadını görünce...
Devamını Oku

2 Comments

  • Böbrek Taşı Sancısından Acı Çekenler ve Kendine Kıymayı Düşünenler Derneği fikri ne kadar yaratıcı. Olsa gitmeyi düşünürdüm dedim. Ayrıca acı çekerden de birlikte bunu tuma fikrini getirdi benim aklıma. Çok yaratıcı ve anlamlı bir yazı olmuş kalemine sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir