Akıl Hapishanesi

Yazar Hakkında: Mehmet İlhan ŞAHİN

Vicdanları Uyandırmak

Hakkın hukukun başmuhafızı, kale gibi yıkılmaz ve yılmaz bir savcı… Adalet terazisinde...
Devamını Oku

Ben deliyim ya da bana deli derler diyen biri, bunu kendini aşağılamak için söylemez. Bağlamına göre değişse de, deli sıfatı insanlara genellikle hakaret olarak yakıştırılmaz. Bilakis, deli derken çoğunlukla yapılan bir nevi yüceltmedir. Deli sıfatının altında, kabına sığmayan, cesur, yapamadıklarımızı yapan, söyleyemediklerimizi söyleyen, hatta yeri geldiğinde kahramanca davranan gibi anlamlar yatar. Kelimenin rutin kullanımında açıkça olmasa da ima ile ifade edilen bu niyet, “yiğidin iyisine deli derler” sözü ile gün gibi açığa çıkar. “Delice sevmek, deli gibi çalışmak” ve benzerleri, şüphe yok ki hep olumlu manalar içerir.

Gel gelelim, delilik var olagelen bir hal olmaktan eyleme dönüştüğünde keskin bir biçimde anlam değiştirir. Delilik bir kişi için ne kadar hoş bakılan ya da en azından hoş görülen bir özellikse delirmek, tam zıttına, öylesine büyük bir felakettir insanların gözünde! Zira delilik kabul edilmiş bir sıradışılığa işaret etmekteyken, sıradan birinin sıranın dışına çıkması, “sıradakiler için” hazmedilebilir değildir! Bahse mevzu hazımsızlık, delirme nitelemesiyle dilimizde tezahür etmiş olabilir.

Sıradanlaşma, yani tabiri caizse “deliliği yitirme” bu derece çarpıcı bir tanımla ifade edilmediği halde “delirme”nin bir çeşit alarm ifade etmesi çok dikkat çekici değil mi?

Kendimizi samimiyetle yokladığımızda görürüz ki, sıradan olanla zaten meselemiz olmadığı gibi “kategorik olarak deli olanla” da pek meselemiz yoktur ve fakat kategori değiştirenle -yani delirenle- meselemiz çoktur.

Hafızamızın ve zihnimizin muhteşem bir özelliği olan, bilgiyi sınıflayarak ve gruplayarak kaydetme ve işlemlemenin, sosyal ilişkilerimizi, başkalarına bakış açımızı ve davranış tarzımızı yönetmede bağlayıcı ve kısıtlayıcı olabildiği maalesef vakadır. Hatta bunun düşüncelerimizi esir alması sonucu bizi tahammülsüzlük ve bağnazlığa kadar sürüklediği de öyle…

Bu afetten, yani tahammülsüzlüğün ve bağnazlığın pençesine düşmekten bizi alıkoyacak güç akletmektir; ısrarla ve gayretle aklımızı işletmek… O akıl ki, bizi biz yapan, insan kılan ve özgürleştiren melekedir. Aklımızı yalnızca akademik ve entelektüel faaliyetlerimizde kullandığımız bir araç olmaktan çıkarıp hayatımızın her anında ve bilhassa sosyal ilişkilerimizde yönlendirici ve belirleyici güç haline getirmezsek, hem toplum hem de insanlık olarak içinde bulunduğumuz çekişme ve dövüşme sarmalından çıkmamız mümkün olmayacaktır.

Hülasa, -bize göre- delirmiş olanlara tahammül etmenin yolu aklımızı işletmektir diyorum, ama delirdiği gerekçesiyle toplumdan izole edilenlerin tıkıldığı hapishanenin bir adının da “akıl hastanesi” olması tarihî tezatlarımızdan biri olarak abidevî bir şekilde önümüzde dikilmektedir. Aslında toplum sözde delirenlerin şahsında kendi aklını hapsetmiş olduğunu aşikar etmektedir.

Yazar Hakkında: Mehmet İlhan ŞAHİN

Vicdanları Uyandırmak

Hakkın hukukun başmuhafızı, kale gibi yıkılmaz ve yılmaz bir savcı… Adalet terazisinde...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir