Cüce Bir Kavram: Hiçlik

Yazar Hakkında: Mehmet İlhan ŞAHİN

Vicdanları Uyandırmak

Hakkın hukukun başmuhafızı, kale gibi yıkılmaz ve yılmaz bir savcı… Adalet terazisinde...
Devamını Oku

 

Başlığı okuyanlardan bazısı yanlış yazılmış sanabilir, yüce demiyorum, evet cüce! Kültürümüzde mistik manalar verilerek sözde yüceltilmiş ve böylelikle üzerine yük üstüne yük yüklenerek epeyce hırpalanmış bir kelimedir hiç.

 

Kelimenin suçu yok tabii, ama “ben bir hiçim” diyenlerin, buna ve benzeri sözlerine hayran olanlarca hiçlikten yüceliğe, hatta ilahlaşmaya doğru itildiği de vakadır. Üstüne üstlük, hiçlik vurgusunu yapanların birçoğunun hal ve hareketlerine bakınca hiç de öyle tevazu dolu olmadıklarını, bilakis daha çok satsın diye tevazu ambalajına sardıkları kişiliklerini pazarladıklarına da şahit olmaktayız.

 

Aslında hüsnü zanla bakınca insanoğlunun şişmiş egosuna ve kibrine karşı geliştirilmiş bir kavram gibi duruyor; halbuki gözden kaçan en önemli husus, kibrin karşıtının hiçlik olmadığıdır. Öyleymiş gibi sunulması, bir nevi göz yanıltma, algı saptırmadır. Kibri kötülerken, insanın şahsiyetini ezmemek gerek. Zira insan değerli bir varlıktır. Varlık kelimesini özellikle kullanıyorum, çünkü hiçliğin zıttı olan kelime odur; yani insanoğlu hiç değildir! Burada vurgulanması gereken husus, varlığımızın mutlak bir varlık olmadığını, sadece var olmakla sonsuz güce sahip olmadığımızı ve tıpkı gücümüz gibi varlığımızın da sınırlarının olduğunu daima hatırlamaktır. Bunun tersine kibir, kendi varlığını merkeze koymak, çevreyi özbenliğinin etrafında inşa etmek ve kendini yücelterek sınırı aşmaktır. İnsan doğru olmadığını bilir ama bu hastalığından bir türlü kurtul(a)maz. Öte yandan, zaten herkesin yanlış olduğunu bildiği kibri zıttı olmayan bir kelime ile sözde kötülerken aslında başka bir kılığa sokarak meşrulaştırmış oluyoruz. İşte “hiçlik” kimileri tarafından ısrarla ve gereksiz şekilde, hem de anlamının ötesinde kullanılıp öyle bir kılık, kisve haline getirilmiştir.

 

Hiç sözünün altına saklanan benlikler, öldürülmüyor, aksine sinsi bir şekilde saklanıp yüceltiliyor. Zaten öldürülemez de… İnsan yaşadığı sürece benliğiyle baş başadır ve onu değerli bildiği sürece yaşayabilir. Benliğinden belli bir süre hoşnut olmayanların intihara meylettiğini biliyoruz. Nitekim “benliğini ezmek/öldürmek” hiçlik kavramıyla bir arada sunulan, anlamsızlığına rağmen balon gibi şişirilerek gözümüze sokulan, hiç hoş olmadığı halde şirinmiş gibi algılatılan, hatta yer yer dayatılan deyimler.

 

İnsanın aklına ister istemez geliyor, bu kavramları süsleyip püsleyip pazarlayanlar; siz bir hiçsiniz, benliğinizi öldürün, öldüremiyorsanız bize satıp kurtulun diye düşünüyor olmasınlar? Nitekim köleliğin insan bedeninin yerine zihninin, iradesinin ve şahsiyetinin esir alınması şeklinde “modernleştiğini” bugünlerde daha net bir biçimde görüyoruz. Köleliğe karşıysak, onunla mücadele insanın şahsiyetine değer vermekle başlar. Hem köleliğe karşı olup hem de insan şahsiyetine karşı kavramlar geliştirmek samimiyetle bağdaşmaz.

 

Ey insan kardeşim! Unutma, sen hiç değilsin, kıymetli bir varlıksın! Kıymetini olduğundan çok sanma ama şahsiyetini, zihnini, iradeni, yani aslında hürriyetini kendin gibi insan olanlara üç kuruşa satma! Ne kendinin ne de başkasının köleliğine razı olma!..

Yazar Hakkında: Mehmet İlhan ŞAHİN

Vicdanları Uyandırmak

Hakkın hukukun başmuhafızı, kale gibi yıkılmaz ve yılmaz bir savcı… Adalet terazisinde...
Devamını Oku