Düşünce – Felsefe Gergefi 2

Yazar Hakkında: Yavuz Sezer OĞUZHAN

Genel Ahlak Anlayışına Eleştiri

Bir insanın ahlaklı olup olmadığını belirleyen ahlak kurallarının temeli nedir? Kimine göre...
Devamını Oku

Felsefe…

Sınırı olmayan, zihni, dünyayı ve öğrenme isteğini zenginleştiren yegane disiplin…

Kendisi güzel, sonucu ağır, keşfetme hazzı hoş ama hüznün dibine batıran güç. Düşünce eyleminin en dolu sonucu.

Nietzche’nin kız kardeşine yazdığı mektupta ona zamk gibi öğüdü gerçeğin tarifi olsa gerek. Öğütte Nietzche, mutlu olmanın yolunun sorgulamamak olduğunu ve ancak sorgulamanın sonunun mutsuzluk ve derin bir üzüntü olduğundan bahseder. Kız kardeşi ve annesi kendisine hak vermese de bu öğüt, tüm insanlık için mesaj niteliği taşır. Ömrünün herhangi bir döneminde sorgulama eylemini gerçekleştirmiş olan birey, öğretilenlerin doğruluğunu irdelemeye başlar. Doğruların hakikat gömleğine uymadığını, yanlışların masumluğa bürünebileceğini ve zindanların güneş dolu odalar olabileceğini anlamaya başladıktan sonra iş işten geçmeye başlamış demektir. İşte, tam da bu noktada hüznün, kederin, yalnızlığın kapısı yavaş yavaş hem de gıcırdayarak aralanıyor demektir. Her gıcırdama, aslında ruh sızısı ve kurtuluş çığlığıdır.

Birini seversin. Seni yaralar ama vazgeçmen de mümkün değildir. Yaraların bile güzeldir. Akan kanlar, sana bir o kadar haz verir. Düşünmek de öyledir. Yoksa Descartes varlığının sebebi olarak görür müydü düşünmeyi? Peki, Descartes’ın düşünmeye bağlı varlığı hangi merhalede? Sorgulama öncesi merhale olması gerekir ki sorgulamadan sonraki merhalede varlığını sorgulayan bir profil karşımıza çıkacaktır. Düşünce ve sorgu arasındaki ilişki ise düşüncenin, sorgunun hem temelini hem de sonucunu oluşturmasıdır. Demek ki düşünce, sorgulamayı, sorgulama da yeniden düşünceyi ön görmektedir.

Sorgunun felsefi temellere dayanabilmesi için geniş ve sarsıcı etkilerinin olması icap eder. Ülkenin ekonomik ve siyasal durumları ile meşgul olunması bir sorgu değil kafa yorma eylemi olarak değerlendirilecek kadar sorgunun yanında basit kalır. Varlığın özü, erdem, iyilik, ahlak gibi kavramlar geniş çaplı ve felsefe duvarlarının harcını karan sorgu faktörleri ancak değer teşkil edebilir.

Sorgulamak, öyle haybeden yapılacak bir şey değildir. Derinden sarsılmak, titreyip haykırmak istemek, yok olmak istemek, inandığın ne varsa içini “acaba”larla doldurmak ve en nihayetinde çizgileri yeniden çizmek… bildikçe düşünmek, düşündükçe bilmek, bildikçe kaybolmak, kayboldukça susmak… Ya bilmeyip mutlu olmak ya da düşünüp hüznün fırtınalarında savrulmak.

Sorgulayın her şeyi. Size öğretilen ve öğreneceğiniz ne varsa sorgulayın. Demirden yapılmış putları eritip kül edin. Bunları yaparken size eşlik edecek en önemli yoldaşınızın sancılar olacağını da unutmayın.

Düşünmek; yalnız kalmaktır, sorgu kapılarını aralamaktır, felsefeyi koklamaktır.

Sorgulamak; hüzne dalmaktır, yanmaktır, yok olmaktır.

Yazar Hakkında: Yavuz Sezer OĞUZHAN

Genel Ahlak Anlayışına Eleştiri

Bir insanın ahlaklı olup olmadığını belirleyen ahlak kurallarının temeli nedir? Kimine göre...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir