Kapı-Kalp Eşiği

Yazar Hakkında: Cansel ÇAVIŞ

Cehaletin Konforu

“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.” Bu...
Devamını Oku

Bir kapı… Derin bir iç çektiren, sayısız hatıranın başrolü ve büyüdüğüm yılların şahidi.

Küçükken kapının sesine göre kimin geldiğini tahmin ederdim. Uyuyor olsam bile o ses beni uyandırır ve kimin girdiğini hissettirirdi. Ani ve şiddetli bir açılma sesi ise babam;yavaş yavaş ve gıcırdayarak açılıyorsa babaannemdi gelen. Her mevsim bozulmasıyla meşhurdu bir de. Kışın soğuk girmesin diye pervazına keçe koyardık. O da açılmasını bir hayli zorlaştırırdı. Ne değiştirmeye kıyabildik ne de sağlam yapmayı becerebildik. Velhâsılıkelam bir kapıdan daha fazla duyguyu barındırdı benim için. Tüm kapılar böyledir aslında. Gideni uğurlar, geleni ağırlar. Bazen yeni başlangıçlara açılır. Bazen ise bir sonun sesi oluverir.

Çarpılan bir kapının sesi artık değişimin başladığının ve eskisi gibi olunamayacağının kanıtıdır çoğu kez. Ne kadar sert çarpılırsa kapı o denli kararlılık anlamına gelir. Bu yüzden büyüklerimiz der ki:” Hiçbir zaman çıktığın kapıyı sert çarpma, geri dönmek isteyebilirsin.” Bu söz, hayatın içinde yaşanabilecek değişimlere ve ayrılıklara karşı temkinli olmayı vurgular. Köprüleri yıkmamayı, saygılı ve anlayışlı olmayı her daim merkeze almanın önemine değinir. Bu yüzdendir ki iki kulağa bir ağıza sahibiz. Çok dinleyelim az söyleyelim diye. Söylerken de ölçülü olalım, haddi aşmayalım. İnsan dediğimiz şey çoğu zaman sözle değil incelikle belli olur çünkü. Fuzulî de ki:”Karıncayı bile incitmem deme, bile’den incinir karınca.” İşte hassasiyet ve inceliğin, tüm detaylarıyla insan olmanın derinliğini sunuyor bizlere. Gören göz, duyan kulak ve hissedebilen her kalp için derin mânâlar barındırıyor bu söz. Yeter ki bakmayı ve duymayı bilelim. İşitmek değil duyabilmek. Akabinde de duyduğunu uygulayabilmek yani zor olanı başarmak. Harekete geçmek, rahatımızı bozmayı göze alıp kalkmak! Konuşmak tabir-i caiz ise oturduğumuz yerden fikir beyan etmek(!) kolaydır. Oysa söyleme değil eyleme bakılmalıdır. Bir çocuk yetişkinleri en iyi onların davranışlarından okur. Çünkü çocuklar sınıf panosunda yazan “Yere çöp atmamalıyız!” yazısına bakmaz da öğretmeni çöpünü çöp kovasına atınca dikkat eder, o da aynısını yapar. Ya da anne-babası “Kitap oku!” baskısı yapınca okuyası gelmez; ama onları sessizce okurken görürse o da kitabını alıp oturuverir yanlarına. Doğru örnek olmak çok önemlidir. Tıpkı kapıyı sert çarpmakta olduğu gibi. O sesi duyan çocuk, büyüyünce aynı eylemi yaptığında neden yaptın diye sorma hakkımızı alır elimizden. Sen yapmıştın çünkü der. Büyükler yapıyorsa doğrudur. O halde yaşça değil de akılca büyük olmaya heves edersek kurak kalmış kalplerimiz yeşerir belki de. Evin kapısından girip, inceliğin ve hassasiyetin ayırdına vardık. Ardından da doğru rol model olmanın baş köşesine. Oturalım şöyle. Çok çetin kapılardan geçtik, dinlenmeyi hak ettik.

Yazar Hakkında: Cansel ÇAVIŞ

Cehaletin Konforu

“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.” Bu...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir