Mürekkep

Yazar Hakkında: Sibel GÜLTEKİN

Nihayet

Kandiller yanardı geçtiğin sokaklarda. Tam tepede ay apaydınlık ışığıyla eşlik ederdi adımlarına....
Devamını Oku

Çay sevmezdi, hiçbir sıcaklığı sevmediği gibi. Paylaşmazdı, sadece öyleymiş gibi görünürdü. Sanki hayatı sonsuzmuş gibi asla gerçekten içine girmezdi nefes aldığı gerçekliğin. Hoş nefesini ciğerlerinin içine kadar çeker miydi o da bilinmezdi.

Oysa bir elin sıcaklığında bulacaktı kendini, bu yolculuğa neden geldiğini. Sevdiği filmler olacaktı mesela, gülümseyerek anlatacağı anılar. Yaptığı hatalar ve onu her haliyle seven insanlar. Önce bir yudum sıcaklığı sonra hayatı paylaştığı güzel insanlar…

Fakat o penceresinin kenarında oyuna katılmadan her daim dışarıdan izlemeyi tercih etti. Biz mi? Bize gelince kalın bir perde vardı aramızda. Görünmez ama hissedilir bir perde hem de canını çok yakarak.

Hayata karışmaktan korkanların zihninden mutlaka geçmesi gereken sorular var; insan her zaman ne yapacağını iyi mi bilir? Yoksa çoğu zaman yanılır mı? Peki her yerden bakan aynı mı görür? Yoksa doğrular ve yanlışlar her bir dereceden her bir göz renginden farklı mı süzülür içeriye?

Asla korkma, karış hayata! Bil ki her insan için şartlar aynı olmasa da kurallar aynı. Her hareket sonucuyla sınanır, her adım vardığı noktayla. Her sayfa ise mürekkebin yazdığıyla anlam bulur.

Boş bir sayfa, oturup çay içilmemiş sokaklar, sohbet edilmemiş masalar bu hayatta bırakacağın en manasız şeyler olacaktır. En kötü yazıların çıktığı mürekkep boş bir sayfadan daha özeldir. Hayata el yazını bırak, mürekkebini asla içine akıtma…

Bu içeriğin etiketleri
, , ,
Yazar Hakkında: Sibel GÜLTEKİN

Nihayet

Kandiller yanardı geçtiğin sokaklarda. Tam tepede ay apaydınlık ışığıyla eşlik ederdi adımlarına....
Devamını Oku