Yağmur yağarken arnavut kaldırımlı bir sokaktan hiç acele etmeden geçip gittiğimiz andan ibaret gibiydi bazen hayat. Ve o yolda yürüken aklımızdan geçenlerden, o hikayelerden…
Dünün bize bıraktığı her ne varsa dökülmeliydi eteğimizden yoksa bir gün mutlaka dökülecekti dilimizden ya da gözlerimizden. Kendi cümlelerimizle vuracaktık kendimizi. En çok da bu acıtacaktı. Hiç kimseye bırakmayacaktık o son halimizi.
Biliyor musun her şey basitti aslında. Ama biz bu muhteşem hayatta basit şeyleri hiç sevmemiştik, sevememiştik. Bundandı oyunlarımız bundandı canımızı bile yaksa vazgeçmeyeceğimiz o kaçışlarımız.
Sonunda kendi labirentimizi yarattık. Dışardan izleriz sandık; oysa artık tam ortasındaydık.
Kim uzatacaktı o eli bize? Oyun arkadaşımızı bulacak mıydık? Düşünmedik. Gerçekte en güzeli ve bizi biz yapanı da buydu.
Biz o sokakta yağan yagmuru en derinden hissettik. Biz koşmadık, kapılmadık. Biz yaşadık.