Her insan ilmek ilmek örer hayatını. Tıpkı bir kilimi dokur gibi. Farklı motifler, farklı anlamlar yükler her ilmekte. Motiflerin düzenli olması için belli bir ahenkle salınması için kılı kırk yarar âdeta.
“Yaşamak” denilen şey, aldığımız her nefesi anlamlı hâle getirme çabamız değil midir? Belli bir düzende ve yolda ilerleyebilmek zaman zaman düzensizlik olsa dahi yine de hayatımızı düzene koyma çabamız değil midir bizi insan yapan?
İnsanız. Düzen de bozan da biz insanlar. “Her şey zıddıyla kaimdir.” der eskiler. Mevlânâ da şöyle tamamlar: “Zıtların bir araya gelişi, hakikatin kapılarını aralar. Her şey zıddıyla var olur; gece olmasa gündüz, kış olmasa bahar bilinmezdi.
Biz insanlar düzenin kıymetini düzensizlik açığa çıktığında anlayabiliyoruz. Özenle, bin bir emekle yapılan işlerin güzelliğini de baştan savma bir düzensizlik görünce fark edebiliyoruz.
Kilimlerin arkasında karmaşık, düzensiz bir görüntü olmasa ön yüzündeki düzeni, motiflerin eşsiz uyumunu göremeyeceğiz. Önü ve arkasıyla bir bütünü yansıtıyor bizlere. Arka plândaki çabanın ön plâna kusursuz desteğini apaçık görebiliyoruz. Tıpkı hayatlarımızdaki görünmeyen kahramanlar gibi. Her ilmek atışımızda, bitirdiğimiz her motifte ve tamamlanmış her kilimde adım adım emeği olan ailemiz gibi.
Düzenin temelini kuran sıcaklığını her alanda yansıtan “aile”. Aile demek farklı karakterlerin tek çatı altında yaşarken düzenin de bozanın da aileden olduğu ancak yine de sıcaklığın hep hissedildiği kutsal bir oluşum.
Bu kutsallığa hürmeten, ilmek ilmek ördüğümüz hayatlarımıza olabilecek en güzel son şeklini verip öyle asmalıyız duvarımıza. Ki şöyle bir baktığımızda gururla seyredebilelim. Kilimimizin kusursuz olmasına da gerek yok aslında. Belki de eksikler, yanlışlar, olması gerekirken yerinde olmayan motifler farklı bir anlam katar kilimimize. Biz “biz” olalım, temel motiflerde hata yapmayalım. Ahlâk gibi merhamet gibi insan ve insanlık sevgisi gibi. Mühim olan temel motifleri doğru yerlerde kullanmaktır. Onun dışında kalanlar detay elbette.
Büyük resme uzaktan şöyle bir bakınca bu muntazam düzen içerisinde düzensizliğin hamurunu yoğuran o hamur için gerekli ilk buğdayı toprağa hevesle atan insanoğlunu görmek can sıkıcı oldukça. Bu can sıkıcılığı eğlenceli hâle dönüştürmek de yine elimizde. Düzeni bozanlar veyahut bozmak için çabalayanlara karşı, yapmak için sağlam bir duruş sergilemenin erdemi de yadsınamaz bir gerçektir.
Dünya var olduğu sürece düzen de olacak bozan da. Marifet son şekilde müdahil olup duvara asılası kilimler dokumakta.