Ah Vehbi!

Yazar Hakkında: Öznur ÖNGEL KARAKAŞ

Sokak Lambası

“Sigaramı sokak lambasının sarı ışığının altında içiyorum. Gecenin varlığı tüm insanlığa bir...
Devamını Oku

Şu buz gibi soğuk havada geldin yine Vehbi. Bir senin yüzün gülmedi, bir sen yaranamadın şu huysuzlara. Baksana; bugün yeni aklar düşmüş saçlarına, sırtın bugün biraz daha kamburlaşmış. Her geçen gün bir gün öncesinden daha yaşlı uyanıyorsun sabahlara. Üşümüş, kırışmış o yaşlı ellerinle açıyorsun her sabah kepenkleri. Yüzünde her zamanki o mağrur tebessüm; sen her şeye rağmen içindeki iyiliği kaybetmeyen, her şeyi içine atıp dışında gülen adamsın. Yine yaktın sobanı, aldın eline fırçanı, düzelttin bütün raflarını… Süpürdün dükkânının her bir detayını. Beğenilmeyeceğini bile bile her sabah aynı titizlikle devam ettin bunları yapmaya. Azim deyince de sen be Vehbi! Ne zaman göçüp gideceksin sen? Yetmedi mi o huysuz Selimiye’den çektiklerin? Ah be benim yaşlı delikanlım… Ah be benim yüreği kocamayan ama kendi kocayan zavallı Vehbi’m… Ah be… Birazdan gelecek seninki yine. Hiç temizlemediği o mutfağına yeni plastik kaplar almaya gidecek. Sonra yetmeyecek, ‘’Yıllık değişen o oturma gruplarının vakti geldi, değişmesi lazım,’’ diyecek. Der tabii be Vehbi, demez mi hiç? Sen de kıyamayıp elinde avucunda ne varsa vereceksin. Kalbi merhamet yuvası Vehbi’m… Kimseye hayır diyemeyen, sesini bile zor duydukları Vehbi’sin sen… Ah be yaşlı ihtiyar, seni de sevmediler senin onları sevdiğin gibi. Toptancılar bile küçük görüyor seni, ürünleri az alıyorsun diye; yalvar yakar getiriyorsun onları. Buna hepsinden çok üzülüyorsun, biliyorum. Olsun… Olsun be Vehbi. Ya oğlun? Ondan da ses soluk çıkmıyor bu sıralar. Okey masalarından kalkıp gelemedi hâlâ yanına. Parası bitince hatırlar dükkânın yolunu. Hayırsız akrabaların da gidip başka bakkaldan yapıyormuş alışverişlerini. Bunu duyunca dolan gözlerini hatırlıyorum Vehbi. O hayırsız damadın, kızına hasret bıraktı seni. Kapı dışarı çıkarmıyormuş kızı. Torunlarının resmine bakıp hiç konuşmadan dalıp gittiğin akşamları da biliyorum. Farklı bir adam olsan haddini bildirirdin o hayırsıza ama senin yumuşak yüzün yok mu işte; ah… ah! Senin bu sessizliğinin altında hırçın bir deli öfke var sanıyordum ama yok. Sen gençliğinde de böyle sessizdin, içe kapanık bir genç delikanlıydın ama bu kadar pısırık değildin be Vehbi. Hep o Selimiye’nin maşalı elleri seni bu hale getirdi. Bugün de gelen çocuklara balon verdin yine, o çok sevdikleri mayhoş sakızlardan hediye ettin. Akşamı da ettin ha Vehbi? Sobanı söndür, dolaplarını kilitle; çık artık haydi. Dur Vehbi, ışıkları söndürmedin! Oldu, tamam. Kepenkleri kapat. Göçüp gitsen de şu hayattan bir kurtulsan be Vehbi. Bıktın artık. Bir gün kendi kepenklerini de indireceksin, az kaldı. Seni şu hayatta senden çok seven yok be yaşlı ihtiyar. Ha, bir de ben varım. Beni unutma Vehbi. Her zaman ben vardım. Senin tek dostun: Ben. İç sesin…

Yazar Hakkında: Öznur ÖNGEL KARAKAŞ

Sokak Lambası

“Sigaramı sokak lambasının sarı ışığının altında içiyorum. Gecenin varlığı tüm insanlığa bir...
Devamını Oku

4 Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir