
Yıldız için oldukça sıkıcı bir ortam olsa da bu saçmalığa katlanmak zorunda kalıyor. Sebepler ve insan ilişkileri, yeni hayatının parçası olan bu düzen onu mecburiyetlerin bir parçası yapıyor. İçkisinden bir yudum alıp gözleriyle etrafı süzüyor, birkaç kişiye selam verip selam alıyor. Nişanlısı, saygıdeğer Kont, davetlileriyle ilgilenmek zorunda kaldığı için lanet ediyor. Yıldız’dan bir saniye bile gözlerini ayırmak, onu yalnız bırakmak hayatının en aptalca şeyi gibi geliyor; derin bir tutkuyla, şehvet dolu bir aşkla bağlı biricik nişanlısına.
Yıldız bulunduğu ortama ayak uyduramamanın huzursuzluğu ve gerginliğiyle elindeki kadehi avuçlarının içinde döndürüp bir yudum alıyor; aynı hareketleri sıklıkla yapmaya devam ediyor. Salonda yankılanan kahkahalar, ince ve samimiyetsiz konuşmalar ona uzak bir dünyanın parçasıymış gibi hissettiriyor. Yine de bu hayatın gerekliliklerine uyum sağlamak için tebessümüyle nezaketini korumaya devam ediyordu.
Kont’la arada bir göz göze geliyor ama yan yana gelmelerine davetliler pek müsaade etmiyordu. Yıldız gitgide içsel bir yalnızlığın eşiğine sürükleniyor, bu kalabalık ve inanılmaz gürültülü fonda kendini gittikçe silik ve görünmez hissediyordu. Elindeki kadehteki son damlayı da içti. Tam yeni bir kadeh almak için garsona yöneldiğinde, bir anda karşısına çıkan beklenmedik bir yüz Yıldız’ın tüm dengesini bozdu; kalbi göğsünde çırpınırken, geçmişin hatıraları sanki bir gölge gibi üzerine çöktü. Eskiyle yeni arasındaki çizgi bulanıklaşırken, Yıldız’ın içinde çarpan o endişe ve merak birbiriyle yarışıyor gibiydi.
Bu sıkıcı ve ihtişamlı salonda, geçmişin ansızın ortaya çıkışı etrafındaki dünyayı bir anlık sessizliğe gömdü. Garsonun sunduğu yeni kadehi elleri titreyerek kavradı, ürkek gözleriyle salonu yeniden taradı. O yüzün kaybolduğu köşe zihninde sorulara kapı aralarken, nefesini tutup sakinliğini ve endişesinin dışa vurmamaya çalıştı.
‘’Ne gördüm ben az önce? Hayal mi? Rüya mı? Neydi bu?’’
Zihnini bastırmaya çalışıyor, sarhoş olmaya azmediyordu. Kadehini, nefes bile almadan kafasına dikti. Ayakta zorlukla duran o zarif bedeni bir sarsılıp dengesini bulmaya çalışıyordu. Durumunu fark eden az önceki garson yanına yaklaşıp kolundan tuttu.
-Yardıma ihtiyacınız var mı efendim? Hiç iyi gözükmüyorsunuz. Dilerseniz Beyefendi’yi çağırabilirim?
Yıldız; sinir ve öfkeyle kolunu, midesini bulandıran bu garsondan çekiştiriyor, ‘’İstemez! İşine bak sen,’’ diyerek bir kadeh daha alıyor. Seker adımlarla, zorlukla yürümeye çalışıyor.
Kapıda bekleyen görevliden paltosunu istedi. Elindeki kadehi son bir hamleyle kafasına dikip boş kadehi görevlinin eline tutuşturdu. Bir eliyle siyah kadife elbisesinin ayağına dolanan eteklerini yukarı çekip diğer eliyle duvarlardan destek alarak kendini dışarıya, serin havaya attı. Kapıda bekleyen takım elbiseli korumaların yardım tekliflerini sertçe geri çevirdi; tek istediği bir taksiydi. Gelen ilk taksiye bindi ve gecenin karanlığında gözden kayboldu.
Merakla bekliyorum devamını 😍
Çok teşekkür ederim. En kısa zamanda gelecek ❤️