Hissi Kablelvuku

Yazar Hakkında: Öznur ÖNGEL KARAKAŞ

Hissi Kablelvuku

“Neden durdun? Hadi anlatsana” Beynimin içinde zelzele oluyordu. Oturduğum yerden kalkıp pencereyi...
Devamını Oku

“Neden durdun? Hadi anlatsana”

Beynimin içinde zelzele oluyordu. Oturduğum yerden kalkıp pencereyi açtım. Serin esen rüzgârı içime çekip sakinleşmeye çalıştım. Masanın üzerinde duran sürahiden su doldurdum. Ellerim titriyordu. Bardak yere düştü, cam parçaları her yere saçıldı. Hâlâ aynı ses: “Hadi anlat.” Hadi anlat. Hadi anlat. Hadi anlat. Yeter! Duvarlara tutunarak güç bela mutfağa geçip yeni bir bardak aldım. Birkaç saniye sonra o da yere düştü. Cam parçaları her yere dağıldı. Ateş basıyordu. Nefes alamıyor, çenemdeki titremeyi geçiremiyordum. Ellerimi sıkıp-sıkıp geri açtım. Gömleğimin düğmelerini gevşettim. Gözümün önü kararıyor, midem bulanıyordu. Sandalyeden kendimi yere attım. Sırtımda derin bir acı vardı. Saçılan cam parçaları sırtıma battı. Bütün vücudum titriyor ne nefes alabiliyor ne de konuşabiliyordum. Kendimi sürükleyerek salona geçtim. Ellerimi masanın üzerine doğru uzattım ama masanın üzerini göremiyordum. Sürahi masanın bir köşesinde olmalıydı. Tek elimle masaya biraz asıldım. Ellerimi masanın üzerinde gezdirirken sürahi yere düştü. Cam parçalarından birkaçı yüzüme geldi. Ufak kesikler oluştu. Su istiyordum. Sadece su içmek istiyordum. Ayağa kalkmaya çalıştım. Artık bilincim tamamen gitmeye başladı. Her yer bulanıktı. Gücüm ayağa kalkmaya yetmedi. Pes ettim. Burada ya bayılacaktım ya da ölecektim. Yavaş yavaş gözlerim kapandı. Ağzıma kan tadı geldi. Yüzümdeki kesikler kanamaya başlamıştı. Cam parçalarının üzerinde kollarımı yana açmış, titreyen bedenimle kendimi ecele teslim ettim. Hatırladığım bütün güzel anılarım zihnimde canlanıp gözümün önüne geldi.

Küçükken bir otelin havuzuna giderdik. Yüzmeyi bilmezdim ama suyu çok severdim. Saatlerce kolumun altında deniz simidiyle dikdörtgen havuzun içinde çırpınır dururdum. Ben yorulup havuzda uyuya kalana kadar gidemezdik otelden. Tüm gece uykumda yüzerdim. Uyandığımda hâlâ suyun içinde sanırdım kendimi. O kadar yorulurdum ki yataktan kalkamaz, o günün sabahı hasta olurdum.

Sonra bir diğer an geldi gözümün önüne: anneannemin müstakil evi. Sanırım en güzel anlarım oradaydı. Yaz tatilinde annemle gider, iki ay anneannemde kalırdık. Annem gider gitmez hemen evi temizlemeye başlardı. Bütün halıları bahçedeki beton zemine serer, beyaz sabunla yıkardı. Annem halıları ıslatmaya bıraktığında, hemen ondan önce gider halıları yıkamaya başlardım. Sonra hortumla kendimi ıslatır, saatlerce annemin yanında suyla oynardım.

İlk kez bir aquaparka yirmili yaşlarımın başında İzmir’de gitmiştim. Ne güzel bir gündü! O kaydıraklardan kayarken akan sular, su tuzaklı kaydıraklar… Her köşe başında olan duşlar… Yaşıma aldırış etmeden çocukça suyla oynardım.

Sonra Ege kasabasının tenha bir köyünde olan, buz gibi doğal su havuzu geldi gözümün önüne. Elini değdirdiğin anda kırk derecede bile seni üşütecek o buz gibi su… Korka korka girmiştim içine; sonra vücudum, o soğuk suyun tesirine bağışıklık kazanmıştı.

 

Suyla olan bütün güzel anılarım, film şeridi gibi geçiyordu gözümün önünden. Kerbela’da kalmıştım adeta: Bir yudum suya hasret. Bir daha uyanmadım, kırık cam parçalarının üzerinde canımı teslim ettim.

“Aman Allah’ım, bu nasıl korkunç bir rüya… Kâbus bu! Şimdi de bu rüyanın çıkacağından korkuyorsun, öyle değil mi?”

“Öyle,” dedim. Dünyada hissikablelvukunun insan hâli olduğumu biliyordum. Ben ne hissedersem çıkardı, her şeyi rüyamda görürdüm. Şu an içinde bulunduğum bu durum bile rüyamda gösterilmişti. Her rüya, her his, her önsezi hayatımın habercisiydi. Şimdi anlıyordum ki bu rüya, hayat filmimin heyecan uyandıran bir fragmanıydı. Bu korkunç kâbusun etkisiyle günlerce ölümü bekledim. Çünkü yaşadıklarımın ve hissettiklerimin rüyalarıma yansıdığını, rüyalarımınsa gerçek hayatta karşıma mutlak suretle çıkacağını biliyordum. O yüzden, kâbusumda yaşadığım dehşet, uyandığımda da peşimi bırakmıyordu. Rüyalar giz âlemidir; rüyanın anlatılmaması gerektiğini biliyorum lakin daha fazla içimde tutamadım. Günlerdir yalnızlıktan bitap düştüm, ölümü yastığımın ucunda hissediyorum. Ondan sonra buna benzer rüyalar her gece yine uykularıma eşlik etti; hepsi ölümle ilgiliydi.

“Hadi anlat.”

Yazar Hakkında: Öznur ÖNGEL KARAKAŞ

Hissi Kablelvuku

“Neden durdun? Hadi anlatsana” Beynimin içinde zelzele oluyordu. Oturduğum yerden kalkıp pencereyi...
Devamını Oku

2 Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir