Roman ve Okuru (1)

Yazar Hakkında: Yavuz Sezer OĞUZHAN

Gereksiz Bir Hazzı İyi Olmaya Yeğleyenler

Nice nice insanlar var etrafımızda. Haklılığın insanın isteyeceği bir kavram olduğu konusunda...
Devamını Oku

 

 

B: Duyduğuma göre okumayı seviyorsun.

H: Evet, iyi bir okurum.

B: Çok okur biri olmakla iyi bir okur olmak arasında ciddi bir fark vardır oysa.

H: Nasıl yani?

B: Mesela ne tür kitaplar okursun?

H: Ben roman türünü çok severim. Yani roman okurum.

B: Şu zamana kadar roman okumak sana neler kazandırdı?

H: Iııı, kazandırmıştır illaki.

B: Mutlaka kazandırmıştır. Ama bil ki yazarın tahayyülünde dolaşıyorsun. Onun dünyasının dışına çıkamıyorsun ki.

H: Bu da bir kazanç değil mi? Yani ben de bu sayede tahayyül becerimi geliştirmiş olamaz mıyım?

B: Sadece şu zamana kadar okuduğun yazarların izin verdiği sınırlar içinde.

H: Ne yani, şimdi ben yeni bir roman yazacak tahayyül becerisini elde edememiş mi oluyorum?

B: Belki evet. Belki sayısız roman yazacaksın ama okurlarını kendi dünyanın dışına çıkarmayacaksın. Herkesin bildiği yazar ve eserini ele alalım; Dostoyevski ve Suç ve Ceza. Mesela bu eser sana ne kattı? Hayatını nasıl şekillendirdi?

H: Dostoyevski’nin ruh dünyasını öğrendim. Raskolnikov karakteriyle insanın vicdanı ile savaşını öğrendim.

B: Tamam, her yazar eserinde mutlaka kendini yansıtır. Peki, Dostoyevski’nin ruh dünyasını öğrendin de ne oldu? Tamam, oradaki Raskolnikov da aslında Dostoyevski. Ya ötesi? Dostoyevski’nin içinde sıkışıp kaldığı vicdan savaşı sana yeni bir şey mi öğretmiş oldu? Vicdan ile realitenin meydan savaşını fark etmek için altı yüz küsur sayfalık bu eseri okuman mı gerekirdi?

H: Ne demek istiyorsun?

B: Yani, vicdan ve realitenin savaşını tecrübe etmedikten sonra dilersen kütüphanelerce kitap bitir. Raskolnikov’u anlamak için O’nun geçtiği yoldan geçmek gerekir. Şayet geçtiysen de kendine roman içinde bir kaderdaş bulmanın bir anlamı yok.

H: Ya o yoldan henüz geçmediysem?

B: Geçeceksin diye bir kural yok elbette. Geçmeyeceksen zaten okumanın bir anlamı olmaz. Kaldı ki kurgularla alacağın yol çok kısadır.

H: Esas önemli olan tecrübedir, diyorsun.

B: Tecrübe, hayatı öğrenmenin en kestirme yoludur.

H: Ya roman yazarını tanımak? Bu da mı önemsiz? Mesela tartıştığımız konu özelinde Dostoyevski’yi tanımak?

B: Bir yazarı tanımak, ürettiği eserde ne anlatmak istediğini bilmeye dair en ciddi ipucudur. Söylemek istediğim şu: Dostoyevski’yi tanımak sana ne kattı? Hayatında neleri değiştirdi?

H: Sanırım bir etkisi olmadı.

B: Ne kazandırmıştır söyleyeyim mi? Sosyal ortamlarda Dostoyevski’nin ruh tahlilini ve ruhundakileri eserlerine nasıl yansıttığını söylersin. Diğerleri de belki seni hayran hayran dinler. Örneğin Dostoyevski’nin epilepsi olduğunu biliyor muydun?

H: Hayır.

B: Dostoyevski’nin birçok eserini okumuş olanların çoğu da bilmez. Ben biliyorum. Eserleriyle epileptik nöbetlerinin ilişkisini de biliyorum. Peki, bunu biliyor olmam bana ne kattı? Sadece kuru bir bilgi.

H: Yani bir yazarı tanımanın kuru bir bilgi olduğunu mu söylüyorsun?

B: Kesinlikle. Bir yazarı tanımak o yazarı sevmeye ya da acımaya ya da nefret etmeye sevk etmekten başka bir işe yaramaz.

H: Yani bir yazarın ya da romanın ufuk açmayacağını mı söylemeye çalışıyorsun?

B: Okur, yazarın yazdığı kadarıyla ilerleyebilir. Yani ufuk dar ve kısıtlıdır.

H: Anladım.

B: Peki, önüne her gelen romanı okur musun yoksa seçici misin?

H: Eski veya yeni, yerli veya yabancı. Her romanı okumaya çalışırım.

B: İşte bu, tam bir zaman ve emek israfı. Bunu söylemeliyim.

H: Neden öyle düşünüyorsun?

B: Hiç roman okumamalısın anlamı çıkarma bundan. Mesela Dostoyevski’yi okumalısın elbette. Okumalısın ki o dönemde neler yaşanmış, nelerle, nasıl mücadele edilmiş öğrenmeye yaklaşırsın.

H: Öğrenmeye yaklaşırsın ne demek? Neden öğrenmiş olmayayım ki?

B: Romanlar kurgularla süslenmiştir de ondan. O dönemde neler yaşandı, nasıl yaşandı gibi soruların cevapları romanlarda değil tarih kitaplarındadır.

H: Sen hiç roman okumadın mı? Ya da okumaz mısın?

B: Okudum ve okurum ama senin kadar değil. Hatta geçen hafta bir tane bitirdim. Ama gel gör ki okuduklarımın arasında alt sıralardaki türdür roman.

H: Neden okudun veya okuyorsun o zaman?

B: Biraz kafamı dağıtayım, farklı hülyalara dalayım istiyorum da ondan.

H: Beğendiğin bir roman yazarı ya da roman yok mu?

B: Var tabii. Sen de beni iyice roman düşmanı sandın.

H: Tamam, anladım. Senin için roman ön planda değil. Bana neden laf söylemeyi tercih ettiğini anlamadım.

B: Aramızdaki fark şudur dostum: Roman, sende bir dünya; bende ise dünyamda hikâyeye komşu olan bir ülke.

H: Bahsini ettiğin kuru bilgi dışında bunlar sana hiç mi bir şey katmadı?

B: Rus Dostoyevski’den bahsettik. Diğerlerini de katarak cevap vereyim. Gogol, Tolstoy, Turgenyev, Gonçarov, Çehov gibi isimlerin eserlerini okuduğumda yazarların iç dünyasını keşfetmeye yaklaştım. O dönemin Rusya’sını bilmenin gölgesinde gittim geldim; karanlık Petersburg sokakları, insanların sefaleti, umutlar, savaşlar vs.

H: Yine kıyılarda dolaşıyorsun. “Öğrendim, keşfettim.” demiyorsun. Sebebini anlatmıştın. Ama bu eserler, tarihi gerçekliği nasıl yansıtmaz?

B: Tarihi gerçekleri tamamıyla yansıtmadığını söylemedim. Tamamen tarafsız bir gözlemle yazılmış olsa dahi işin içine kurgu girdiğinde gerçekler bulanıklaşıyor. Kaldı ki “Yazar, eserlerinde kendini mutlaka yansıtır.” konusunda seninle mutabık kalmadık mı? Dolayısıyla bir romanın objektif olma ihtimali de böylelikle ortadan kalkıyor.

H: Kafam iyice karıştı.

B: O zaman konuşmaya yazının ikinci bölümünde devam edelim.

H: Pekâlâ.

 

Resim: The Novel Reader by Vincent van Gogh (1888)

Bu içeriğin etiketleri
, , , ,
Yazar Hakkında: Yavuz Sezer OĞUZHAN

Gereksiz Bir Hazzı İyi Olmaya Yeğleyenler

Nice nice insanlar var etrafımızda. Haklılığın insanın isteyeceği bir kavram olduğu konusunda...
Devamını Oku

4 Comments

  • Sezer Hocamızla birlikte ders işlerken okuduğumuz bir yazıydı benim ve sınıf arkadaşlarımız için çok değerli bir yazı aynı zamanda yazarın kendisiyle birebir ders işlememiz çok güzel bir ambiyans yarattı devamını heycanla bekliyoruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir