Sallan Gemi Misali

Yazar Hakkında: Gökhan GENÇ

Eliyle Ayak

Bahtiyar Amcanın dükkânı sokağın en eskisiydi. Aynı köşede elli yıldır mesleğini icra...
Devamını Oku

Denizi olan memlekette gözünü açanlar, başka yerde yaşayanların sevdalarını eksik yaşadıklarını zanneder veya denizi gördüklerinde bocaladıklarını düşünür, fütursuzca. Halbuki biz gibilerin denizi yok değil, belki biraz özlemlerimizde, belki biraz hayal kırıklıklarımızda, serpilmiştir tuzlu tuzlu onu gördükçe her yanımıza. Ömrühayatında hiç deniz görmemiş bir insan, denizsiz sevmeyi de âşık olmayı da iyi bilir. Rakımı yüksek olanlar saf sever; samimi yaşar sevdalarını, bu bir gerçektir. Yolu düşünce âşığı ile deniz kenarına; o da tutar sevgilinin elini türlü hülyalara dalarak, o da kıyıdaki kayalara düzensiz bir şekilde oturur ya da volta atar kaldırım boyu, o da güneşin doğuşunu batışını izler sevdiğine dokunarak, o da dalga seslerini sever aşk nidalarına karışınca, o da koklar tuzunu genzini yakana kadar, o da alır bir ihtiyar balıkçı ağ dikerken öğüdünden payına düşeni. Belki doğmamıştır orada ama iyi bilir aşıklar nasıl sevdiğini ve neler yapılır Karadeniz’in fırtınasında, Akdeniz’in sıcağında, Marmara’nın telaşında.

Ben işin dalgasındayım, dalga severim denizde yolumuz nadir kesişse de, dalganın olmayışı bile bir başkadır. Fırtına desen tüm hayatta, dinginliği bulmak da ayrı ödül yolun yarısında.

Dingin denizde kıyaya yakın sandaldayım
Dalga yok ben sallıyorum keyiften fenayım
Ya bir kardeş gelip sinsice vuracak beni
Ya sevdiğim yaratacak en güzel ahengi

Bir kardeş dedim, aklıma kardeşini sabaha karşı sandalda balık tutarken vurduran küçük kardeşin filmi geldi. Ahenk dedim ne vakit deniz kenarına gitsem ılık yağmur damlalarıyla tenime karışan şarkı dilimde.

“İşte o an bir fırtına kopar
Sanki o an yer yerinden oynar
Hoyrat bir rüzgâr eserken
Sallanan gemi misali
Sallanır durur içimde dünya”

Dilimde şarkısı ama hep bir kenarda eşsiz hikayesi. Çiğdem Talu (bu şiirin sahibi), Melih Kibar’la (bu şarkının bestekârı) yaş farkı da olsa nadir görülen bir aşk yaşarlar. Melih Kibar besteler yapar, Çiğdem Talu da o bestelere şiirler yazardı. Aşk böyle başlamış ve bittiğini söylemek de mümkün değil. Melih Kibar “Hep ben önce beste yaptım o da ne söylemek istediğimi anlayıp, söz yazıp onu tamamladı.” der. Bu şarkının hikayesi de buna örnektir. Melih Kibar, İngiltere’ye yüksek lisans için gittiği ilk gün kaldığı bölgede büyük bir fırtına çıkar ve “O fırtınada nasıl ölmedik!” diye hatırlar o anı. Korkuyla oda oda gezerken bir piyanoya takılır gözüne ve eli hemen kapağına gider, o korkuyla bu beste çıkar, unutmadan hemen kaydeder. Bu besteyi ne şartlar altında yaptığını söylemeden sevdiğine gönderir ve bir söz yazmasını ister. O da yukarıdaki sözleri yazar, bestecisinin ne halde o besteyi yaptığını bilmişçesine. Sonra ona durumu telefonda anlattığında dakikalarca ağladıklarını söyler ve ekler “Bu başka bir şeydi, Allah insanlara bunu yaşatmalı.” der.

Ne zaman bir deniz görsem yanımda sevdiğim yoksa onu düşler bu şarkıyı dinlerim. Eğer varsa yanımda, kart sesimle ona mırıldanırım.

Ülkeyi, şehri güzel ve vazgeçilmez yapan deniz değil sendenizdir, insanlarıdır. Her yerde de iyi insan veya kötü insan vardır. Herkes iyisi çok olan şehirde yaşadığını düşünüp iyi insan olmaya meyletsin.

Yazar Hakkında: Gökhan GENÇ

Eliyle Ayak

Bahtiyar Amcanın dükkânı sokağın en eskisiydi. Aynı köşede elli yıldır mesleğini icra...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir