Sanat dediğimiz şey, görünmeyeni görünür kılan ve tabiata dair her şeyin ta kendisini seslerle, fırça darbeleriyle, kelimelerle ve çeşitli biçimlerle ortaya çıkarılan yankılardır. “Ortaya çıkarılan” diyorum; zira ortada bir yaratıcı beyin bir emek ve bir “ben yaptım” haklı egosu vardır. Mesela karşınızda bir söz ve bir de ona giydirilmiş müzik elbisesi vardır. Bunları bütünleştirip hakkıyla sedalandırmak herkesin harcı değildir. Mesela zihninde var olan bir dünyayı kelimelere dökerek o kelimeleri şiir olarak büyülemek herkesin yapabileceği bir eylem değildir. Şiir yazmak iki-üç kelimeyi bir araya getirmekten ibaret olsaydı kadim medeniyetlerde şiire ne “büyü” denirdi ne de şaire “büyücü”. Algılardan bir ezgi üreten ya da enstrümana hayat veren biri nasıl olur da sanatçı olarak değerlendirilmez ki! Bir ressamın zihninde inşa ettiği dünyayı algılarıyla nasıl fırçaladığını düşünün… Hepsi ama hepsi yokluktan var edilmiş hislerin yansımalarıdır.
Fotoğraf çekmek… Sanat olarak kabul edilen, yaratıcılıktan uzak, saçma ve haksız şekilde bu kategoriye konmuş boş bir uğraş. Çevrenizde o kadar çok fotoğrafçı vardır ki; ya da kendini “fotoğrafçı” olarak addeden o kadar çok kişi… “Fotoğraf çekmek kötüdür” demiyorum elbette. “Boş bir uğraş” dememin sebebi de sanat olan bütün uğraşlara haksızlık etmemektir. Yoksa hiçbir şey yapmayıp boş zamanını yatarak geçirmek de çoğu zaman boş bir uğraş değildir.
Fotoğrafçılık denen şey, deklanşöre basmaktan başka bir şey değildir. Şimdi şu itirazları duyuyor gibiyim “E, fotoğraf çekmek için ideal ışık ortamı, çekim açısı vs. lazım.” Kocaman bir “Amaaaaaaa!” diyorum. Kendini fotoğrafçı ilan eden herkesten bunları duydum ve duyuyorum ancak fotoğraf çektikten sonra rötuşlar, renklerle oynamalar gibi tabiatla oynamak zaten sanatın ruhuna aykırıdır. Fotoğrafçılık var olanın “an”ını somutlaştırmaktır. Elinize son model bir fotoğraf makinesi aldığınız takdirde belki de oynamalara da gerek kalmayacaktır. Makine zaten otomatik olarak en ideal ışık ve açısı için sizleri yönlendirecektir. Sanat ise zihin, ruh ve duygudan başka yardımcı kabul etmeyecek güzellikler silsilesinin haykırılmasıdır.
Sanat, sanatçının yorumudur. Dolayısıyla tamamen tabiata ve varlığa mahkûm değildir. Mesela bir şair, bir besteci, bir bağlamacı gözlerini kapatarak sanat icra edebilir. Ya da bir ressam, bir heykeltıraş, bir enstalasyon sanatçısı gördüğü şeyin tamamen aynısını yapmaz ve mutlaka kendi yorumunu katar. Fotoğrafçılık ise ne gözü kapalı yapılabilir ne de kadrajdakini farklı şekilde yansıtabilir…
Bir uğraşın “sanat” olarak değerlendirilebilmesi için iki önemli unsur vardır; yorum katmak ve ilham almak… Yorumsuz ve ilhamsız hiçbir şey sanat olarak değerlendirilemez.
Fotoğraf çekimi, belki hiçbir zaman içinde bulunmayı hak etmediği sanat kategorisinin dışına çıkmayacak ama bir gün insanlar, bu gerçeği sorgulayacaklar.