Satvet

Yazar Hakkında: Anıl AKMAN

Kuralsız Hikâye

  Boş duvarların yakın dostuydu çocuk   Köpükten kanatları vardı Çırpamazdı Korkardı...
Devamını Oku

Mucizeler mahallesine adımlamışım bu sabah. Aslında o esnada nerede bulunduğuma dair bir fikrim yoktu fakat sonrasındaki gelişmelerden anladım nereye uğramış olduğumu. Abaris elinde sopasıyla mesutluğa muhtaç küçük dünyama bir anda dokunuverdi sanki. Despot ve cahil bir babanın eseri hayatıma, küçük bir pencere açıldı bu sabah.

Çocukluktan yetişkinliğe geçiş sürecimde, bilinen tabiriyle ergenlik döneminde kapıları vurup çıkma fırsatım olmadı. Büyümenin sancısını ve çevreye uyum yapabilmenin stresini yaşarken, kendimi bunun baskısından kurtarmanın yollarını ararken aileme bırakın başkaldırmayı, asilik yapmayı, bi gıkımı bile çıkaramadım. Bunun için ne fırsatım ne de zamanım olmadı. Akranlarım okul sıralarında sorulara parmak kaldırıp, teneffüslerde yerden yüksek oynarken, ben evde kocam olacak adamın ağız kokusunu çekip, hışmına uğruyordum. İnsanlar küçük eşyalarının kölesiyken, ben on dört yaşımda kocamın kölesi olmuştum. Evcilik oynayacağım zamanların tadını çıkaramamışken, koca bir evin sorumluluğunu omuzlamak durumunda kalmıştım. Çamaşırıydı, bulaşığıydı, temizliğiydi, yemeğiydi, kocayı memnun etmesiydi, dayağıydı… Hayatın neşesine gözüm açılmadan bahtım kapanmıştı, babamın cehaletinin yükünü ben çekiyordum. Annem geleceğim hususunda nasıl bir irade ortaya koydu bilmiyorum ancak, babamın nazarında annemin düşünce ve sözlerinin herhangi bir kıymeti yoktu zaten.

On dört yaşımdan şimdiye kadar geçen altı yıl, dünyaya gözlerini açan üç yavrumda vücut bulmuştu. Çocuk yaşımda kendime bile yetemiyorken kocaman bir ailenin anası olmuştum. Hayat hiç de adil değildi. En yakın arkadaşım Fatoş, evinde annesinin yaptığı kızarmış biber kokusunun huzurunu duyarken, ben parmağıma takılmış bir halkanın tutsaklığına isyan etmeye vakit bulamıyordum gözümü açıp. Yaşadığım o ev huzursuzluğun başkentiydi benim için. Biraz huzura, biraz şefkate ve çokça sevgiye ihtiyacım vardı. İhtiyacım olan için gösterebildiğim çabalar, yeniden okuma ümidimi canlı tutmak ve biteviye yakarışlarım oldu; üç Kulhu bir Elham. Yirmi yaşında, üç çocuklu genç bir kadınken anladım, bir tutunacak dalın yoksa sevgisizlikten de ölünebileceğini. Yıllar boyunca bu zorba düzenin kahrını benimle aynı kaderi paylaşan hemcinslerim gibi hem çektim hem de pasif  direndim. İçimde fırtınalar patlarken, gömülmemiş bir mevta gibi davrandım, kendimce iradem dışında gelişen olaylara ve hakkımda verilen kararlara karşı pasif direndim. Kocamı hiç sevmedim mesela, yüzüne bir gün olsun gülmedim. Çile deryasının dibini boylarken bir tek okuyabilme ihtimali canlı tutuyordu ümitlerimi.

Karşı binaya genç bir çift taşındı bir hafta önce. Taşınmaları esnasında gidip gelip pencereden onları izledim. Birbirlerine karşı davranışlarına ve sevgiyle birbirlerine bakışlarına o kadar özendim ki anlatamam. Bazı insanların iyi olduğunu bir bakışta anlarsın ya, işte o çift de öyleydi benim için. İşleri bitmek üzereyken bir demlik çay yapıp yanlarına gidiverdim. Hoş geldin ziyareti neticesinde o iyi insanlarla tanışma fırsatım olacaktı. Sıcakkanlı biçimde karşıladılar beni, sonrasında koyu bir sohbete başladık. Kadının bir bankada müdür yardımcısı, adamın ilçedeki halk eğitim merkezinde müdür olduğunu öğrendim. Ben de kendi hikâyemi anlattım onlara. O kısa süre içerisinde karşılıklı sevgi ve samimiyet rüzgârları esiverdi.

Kendi tercihlerimin ve kararlarımın dışında gelişen bu hayata nasıl alıştığımı, bununla nasıl başa çıktığımı sordular. Ne kadar güçlü olduğumu söylemeden de geçmediler hani. Buna hiçbir zaman alışmadığımı, üç çocuğuma rağmen alışamadığımı, -mış gibi yaptığımı, yaşanmamış bir çocukluğun ve yarım bırakılmış bir eğitim hayatının üzüntüsünün dün gibi taze olduğunu söyledim onlara. En güçlü özlemimin de tekrar okuyabilmek olduğunu deyiverdim. Adam, merkezlerinde açılan kurslarda ve açıköğretimde eğitimime devam edebileceğimi ve özlemimi dindirebileceğimi söyledi. “öğrenci” olabilme ihtimalinin etkisiyle içimde güvercinler havalandı birden. Bembeyaz güvercinler, güzel gözlü, masum ve ürkek güvercinler. Umudun kanat çırpması ve mutluluğun kaldırma kuvvetiyle gittim eve o gün.

Ve bu sabahtan itibaren elimde öğrenci kimliğimle evin içinde bir o yana bir bu yana sevinç turları atıyorum. Komşum bu dokunuşuyla hayatımın penceresini açtı. Altı senedir tek güçlü hissettiğim gün bugündür belki de. Yaşayamadığım hatıraların kasetini geri sarıyorum artık, on dört yaşındaki ergen kız geri dönüyor. Böylesi bir hayata alışamadım ama tutunduğum ümidimi hep diri tuttum. Yoksa kim çekerdi zorbanın kahrını yıllarca.

 

 


 

Yazar Hakkında: Anıl AKMAN

Kuralsız Hikâye

  Boş duvarların yakın dostuydu çocuk   Köpükten kanatları vardı Çırpamazdı Korkardı...
Devamını Oku