Altın Nalınlar

Yazar Hakkında: Filiz Koyuncu

Altın Nalınlar

Çok uyumuşum, sabaha kadar. Kızımın sarı puantiyeli pijamalarıyla “Anne, hadi kalk” demediği...
Devamını Oku

Çok uyumuşum, sabaha kadar. Kızımın sarı puantiyeli pijamalarıyla “Anne, hadi kalk” demediği bir sabahtı. Anneme bırakmıştım onu. Bugün klinikte yatışımın dokuzuncu günü… İki üç günde bir çiçek geliyor. Sarı güller geliyor ve her gün bir tane daha fazla geliyor. İlaçlarımı kullanmıyorum, kandırıyorum insanları artık… Sanki daha fazla aklım başıma geliyor burada. Aklımın hastanesinde. Son günlerde, koridordaki kuş resmini ata benzetiyorum. Altın nallı bir ata… Akıl sağlığımdan ben de şüphe ediyorum.

Arada Hidayet Hanım’la konuşuyorum. Ay’a gittiğini anlatıyor. Uzaylılar kaçırmış onu. Çocukları kurtarmışlar ve burada onu koruduklarını söylemişler. Hidayet Hanım, hemşireye çocuklarının getirdiği hediyelerden veriyor; karşılığında görevlinin telefonundaki UFO videolarına bakıyor. Hemşireye, “Beni kaçıranlar bunlara benzemiyor,” diyor. Bense hastalıkla doldurdukları kafayı taşıyorum. Ne eriyor ne kilo veriyor. Kafam eksilmiyor, artıyor.

Kızım da buna inanıyor çünkü. Bir keresinde, “Anne, sen hastaymışsın; sana inanmıyorum,” demişti. Soner’le yazışmamızı hekime gösterdiğim an geldi aklıma. Beraberinde, acaba kızım şimdi hangi pijamalarını giyiyor, diye düşündüm birden. Aklımdan da son yazışmaları çıkaramıyorum:

Soner:

— Hastasın sen; git bir doktora görün, psikopat manyak!

Meltem:

— Neden bana böyle konuşuyorsun? Ben sadece bana yaptıklarını söyledim.

Soner:

— Hayır, ben kimseye vurmam, aşağılamam, ayrıca seni aldatmadım. Kafanda kurmandan ve abartmandan bıktım. Sürekli beni suçluyorsun. Sen kötü bir insansın, anladın mı?

Meltem:

— Ben sana kötü bir insansın demedim. Ama bana iyi davranmıyorsun.

Soner:

— Sen yalancı bir insansın.

Meltem:

— O hâlde sen kötü bir insan değilsin demem de yalan mı?

Soner:

— Kafanda kuruyorsun ama Meltem, bak, çok iyi bir annesin!

Meltem:

— Nerede kötüyüm o hâlde?

Soner:

— İyi değilsin, tatlım! Senin bir psikiyatriste görünmen gerekiyor. Ben sana destek olacağım bu konuda da.

Düşünürken koğuşta ışıklar kapandı. UFO’ların kaçırdığı bir at, altın nallarından bir ayak izi bırakmış bu gece gökyüzünde. Işıldayan kum tanelerine doğru sağ kolumu uzattım. İki bileğimi de hilale geçirdim penceremden. Bazen kendimi Hidayet Hanım gibi ruhumdan kaçırılmış hissediyorum. Kaçırılan hikâyelerin sahipleri oluyor.

Ne Soner ne kızım ziyarete geliyordu. Annem vesayetimi almıştı. İşime ve eşime annem karar vermişti. Ziyaret etmesi için bir sebep de yoktu artık. Ruhsatım annemdeydi, direksiyona Soner oturmuştu. Ben altın nalınlarımla gökyüzünde yıkanırken kara deliğe düştüm.

 

Yazar Hakkında: Filiz Koyuncu

Altın Nalınlar

Çok uyumuşum, sabaha kadar. Kızımın sarı puantiyeli pijamalarıyla “Anne, hadi kalk” demediği...
Devamını Oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir