Griyi bulmak değildi onların işleri, kömürdendi yed-i beyzadan yapıldı onların eşleri… Griyi bilmediklerinden değil, onlar da kötü havalarda seviştiler ve kavga ettiler. Uyudular, erişte yediler, gün ağarınca çorbalarını içtiler, abdestlerini aldılar, bir kısmı da tanrıyı inkar ettiler ama çocuklarını sevdiler, bize griyi de griliği de öğretemediler. Siyahlar gündüze, beyazlar geceye tohum atsaydı tamamlanırdık, eksik kaldık. Tamamlığımız eksikken; zıtlığımız tamam.
Anneler, babaların gölgesiymiş! Cennet tanrının hediyesi değil ne de savaş ölümdür. Öyleyse cehennemini ateş sanırsan, her doğan gün sana cehennem olmaz mı? Bir taraftan güneş bir taraftan ay. Bazen geç, bazen erken, bazen vaktinde doğurduğıum çocuklarımın takvimini başına taktım gelinliğin içinde, çocuklarına söyle diye.
Bütün kuşlar bu dünyada aynı dili konuşur, bütün taşlar ve tüm düşler bu dünyada aynı sesi çıkarır bütün depremlerle, bütün bebekler de öyle. Öfkem bir taş gibi ve tıpkı acım da öyle. Düşmanını anlamaya çalışmak bir taşı anlamaya çalışmaktan farksız; düşmanlarınla duvarlar ördüğünde benim tanrım senin tanrınla anlaşamıyor. Yanlış tanrıları seçtik fakat şeytanımız ezelden beri aynı şeytan. Yanlış tanrılara tapmak bizim irademiz değil mi? Tanrı yanlış olmaz bunu da unutma olur mu.
Bu kadar açıklığın bir dünyada olmak, sabahlara dayanamıyor inançlarım. Çünkü inançlarım seni gıdıklamalı; gölgelerinde benimle dalga geçmelisin tüm etrafında.
Ellerinde inandıkları şeylerden başka bir şey yok halbuki onların inandıkları şeyleri ayaklarımın altına basıp çiğnerken kendilerini küçülmüş sanıyorlar. Gölgeler elbette küçülür. Asıl olan taş olmak değil, sert olmanın ne demek olduğunu anlamıyorlar.
Burada çok büyük bir iş var. Koluma sümüğümü sildim, mendilim olmadığından değil, ağladığımdan değil; çok koştum, üşüttüm, saklandım. Güldüğümüz yerlerde çobanlarımız var, onlar aslında insanlar, oğullarım için tacir oldum, hem de çoban. Babası mı olsam, aleminin kölesi mi olsam; oğullarının bilmiyorum? Koçlarımız domuzlarımız geyiklerimiz bir de günah keçilerimiz, bir satırımız altın. Babamız da senin kölen, annem de onun aynası zaten; babam da senin aynısı. Gri olmak benim seçimim.