Çok Kişilik Yalnızlıklar

Yazar Hakkında: Salih Murat GÜRBÜZ

Başlamak

“Başlamak”, bir işe girişmek, harekete geçmek gibi anlamları içerirken; çalışır-işler durumda olmak,...
Devamını Oku

-I-

-“Ne kadar çok kişi tanırsan o kadar çok tecrüben olur hayata dair…” derdi rahmetli babam. Söylediği birçok şeyi bugün halen anlamaya muhtacım. Rahmetin bol olsun yalnız adam. Ne kadar çok kişi tanırsan o kadar çok tecrübe kazanırsın evet ama ne kadar çok kişi tanırsan çok kişilik yalnızlıkların olur diye eklemek istiyorum müsaadenle baba. İnsanız sonuçta etten, kandan, birkaç sözden ve birçok eksiklikten ibaretiz. Her sözün ve fiiliyatın kişiler üzerinde etkisi farklı. Her tanışıklıkla kendini çoğaltan, kendini zenginleştiren insanlara şaşkınlıkla bakıyorum. Belki de biraz kıskanarak. Hal böyleyken her tanışma her muhabbet beni çok kişilik yalnızlıklara itiveriyor. Ben mi çok teşneyim yalnızlığa bilmiyorum. Hem de hommucu olmamak, elden ayrıksı yaşamamak çocukken ailemde defaten anlatılmışken. “Kalabalıklar içinde yalnızım dost edindiğim öfke ve acılarımla beraber.” diye yazmıştım tıfıl bir delikanlıyken. Artık uzun soluklu öfkelerim yok. Biraz daha köşeleri olmayan hisler içinde yaşıyorum yalnızlığımı sessiz sedasız, iddiasız bir kâğıt gemi gibi. Yol aldıkça ıslanan, ıslandıkça ağırlaşan, ağırlaştıkça yavaşlayan ve kaybolan.

-II-

“Okuma, içimizdeki meçhul âlemin kapılarını açan bir anahtar…” Cemil Meriç

Okudukça kendini daha iyi tanıyan Siddhartha’lar, gökyüzünde Martı gibi süzülenler, sosyallik deryasında sırt üstü yüzen kişiler var ki onları gördükçe gıpta ile bakıyorum. Bense okudukça anlam bulmak yerine tanıdığım beni yitiriyor bir hiç oluyorum. Okumaya yüklediğimiz anlamlar var bir de okumanın farkında olmadan bize verdiği ve bizden aldıkları. Anlamak için okumak üstadın dediği gibi meçhul âlemin kapısını açmak için o anahtarı çevirmek büyük risk. Çünkü bazen anlamak ezberini, iç dengeni, seni anlamlı kılanı alt üst etmek demek. Çok kelimelik yalnızlıklara ya da hiç kelimelik anlamlara seyrüsefer.

-III-

Bir ev düşünün ne tenha bir dağ köyünde ne de bir sakin sahil kasabasında her emeklilik sonrası hayali kurulan. Bildiğiniz şehrin gürültülü trafiğinde, pis egzoz dumanı içinde tüm çirkinliğini nişane gibi üzerinde taşıyan bir ev. Camları açık gök kubbeyi görmek ve dahi nefes almak istercesine. Rüzgâr estikçe gıcır gıcır açılıp kapanan pencereleri dizleri tutmayan bir ihtiyar gibi yorgun. Yağmurun kokusu içeri girdikçe içini çekemeyen çocuklar gibi sağanak ağlamaları yankılan. Uçuşan tül perdeleri korkutucu yalnızlığından kaçmak istercesine salınıp süzülen bir gelin gibi. Bir ev düşünün ne ses ne bir nefes var yalnız.

Yazar Hakkında: Salih Murat GÜRBÜZ

Başlamak

“Başlamak”, bir işe girişmek, harekete geçmek gibi anlamları içerirken; çalışır-işler durumda olmak,...
Devamını Oku