En Çok Da Kendime

Yazar Hakkında: Gökhan GENÇ

Fark Eden Olmadı

Hem elinin hem yüzünün teri bardak dibi gibi olmuş gözlüklerini kirletmişti. Kafasını...
Devamını Oku

Turuncu güneş, dağların arasından kendini yayarak toprağa doğru süzülmekteydi. Uzunca bir süredir onu ve manzarayı izliyordum. Sıkılmış mıydım, birbirinden güzel renkler mi hoşuma gitmişti, neydi beni buraya çivileyen, bilemiyorum. Kalkmaya da mecalim yok; bunu da dizlerimin sızısından anlıyorum. Yemyeşil görünen bir orman var uzaklarda; yeni sürülmüş tarlalar, taşlı araziler ve bolca toprak kokusu. Ben de düzgün ve sanki bir iş için özenle oyulmuş bir kayanın üzerinde oturuyorum. Dizlerimi çekiyorum arada bir çeneme kadar bazen de ayırıyorum bacaklarımı ufka doğru.

Bir çıtırtıyla arkama dönüyorum. Hafiften esen rüzgâr, kurumuş çalıları kaldırıp oradan oraya sürüklüyor ama alıp da götürmüyor temelli. Önüme tekrar döndüğümde, sırtı bana dönük birini manzaramın tam ortasında görüyorum. Kim olduğunu anlamıyorum ama tanıyorum gibi de. Yaklaşıyorum yavaştan. Sessizce sarılıyorum ve sadece gözlerimi yummak geliyor içimden. Dakikalarca kalıyorum öyle.

Sarıldıkça, her an sarıldığım kişi değişiyor hissediyorum. Hepsi de tanıdık geliyor. Kokular değişiyor, boylar değişiyor, nefes alışları değişiyor… Bazen kendime sarıldığımı da düşünüyorum. Kimi zaman daha da sarmalıyorum, kimi zaman kollarım yetmiyor sarmaya. Sarıldığım ten yavaştan bana doğru dönüyor ve kim olduğunu görmek üzereyken uyanıyorum garip uykumdan. Rüyaymış meğerse tüm olanlar…

“Neydi manası?” diye doğrulup düşünmeye başlıyorum. Bilinçaltımın yansıması olan bu rüya, sanırım bana bir şeyler anlatıyor. Yeterince sarılıyor muydum etrafıma, anneme, babama, eşime, yavrularıma, kardeşlerime, tüm sevdiklerime? En çok da kendime…

Bir yerlerde okumuştum, bir işi çözmek için yoğunlaşan insanlar çoğu zaman problemi rüyasında çözermiş. Birkaç sanatçı ve şairden de duymuştum, “Rüyalarımda gördüklerimden yola çıkıyorum,” diyen. Sanırım çözümünü bildiğim bir gerçeği bir kez daha hatırlattı bu rüya yeterince tatbik etmediğimi düşünerek.

Ne zaman bir rüya görsem, içinde hiç geçmese de adı “Rüya” olan şarkı gelir aklıma. Orada şöyle der: “Bir kuş uçar, gökyüzünde süzülür. Bir çocuk bütün oyunlara yazılır.” Gerçekte olmasa bile, rüyada içinizdeki çocuğu bütün oyunlara yazın ve o çocuğa daha sıkı sarılın. Oyun oynamayan kimse sarılamaz yeterince sevdiklerine. Oyun; sevmenin anahtarıdır, sarılmak da bağlı olduğun sevgine tutunmanın en kolay yolu.

Bu içeriğin etiketleri
, , ,
Yazar Hakkında: Gökhan GENÇ

Fark Eden Olmadı

Hem elinin hem yüzünün teri bardak dibi gibi olmuş gözlüklerini kirletmişti. Kafasını...
Devamını Oku

2 Comments

  • Tebrik ederim… Rüyaların ruhumuza yansımasını çok güzel ifade etmişsiniz. Kaleminize sağlık Gökhan hocam

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir